11 Mayıs 2024 Cumartesi

Kaybettiğimiz Değerlerimizden Biri Anısına (4)

Para çıkartmanın yolunu biliyordum artık. İlçe MEM’e yazı yazmadan soluğu il özel idaresinde alıyordum. Sonraki çıkarttığım para ile okulun içini, dışını bir güzel boyattım. Müdür ve yardımcı odası bir arada idi. Giriş kapısının birini kapattırarak müdür odası yaptırdım ödenekle. Öğretmenlere, boşaltılan müdür odasını verdim. Geniş geniş oturdular. Müdür yardımcısı da öğretmenlerin kullandığı küçük odaya geçti. 

Zamanın Meram Kaymakam’ından bahsetmek üzere bu yazıyı kaleme almak istemiştim. İşin içine inşaat, onarım girince gördüğünüz gibi yazı nerelere gitti. İnşaat işine girince ne inşaat biter ne de onarım. Ben en iyisi Meram Kaymakam’ına değinip bu yazıyı bitireyim. Çünkü farklı bir mülki amirdi.

Zamanın Meram Kaymakam’ı Konya’nın değeri İrfan Kenanoğlu idi. Bilgi, donanım, birikim, hoşgörü, hoşsohbet, muhabbet ehli, özgüveni yüksek, sosyal ve iletişim yönü güçlü, mütevazılığı elden bırakmayan, çocukla çocuk, büyükle büyük bir devlet adamı idi.

Bazı mülki amirler gibi insanlara ve özellikle devlet memurlarına mesafe koyan kibir abidesi ve ne oldum delisi biri değildi. Oturmasını, kalkmasını bilen biri idi. Devlet adamlığı ciddiyetini elden bırakmadan espri yeteneği, hazır cevaplılığı, taşı gediğine koyması, espri ile cevap vermesi unutamadığım yönlerinden.

Aynı zamanda çok zeki ve güçlü bir hafızaya sahip biriydi. Gördüğünü ve dediğini unutmazdı. Kendisi için Konya’nın hafızası dense yeridir. Konya’dan Ankara vali yardımcılığı gitti.

Ankara’da vali yardımcılığı yaparken kanlı 15 Temmuz darbesi oldu. Üzerine kayıtlı olan telefonlarının birinde By-Lock yüklü olduğu iddiasıyla KHK ile memuriyetten atıldı. Binlerce köşesine çekilen ve içine kapananlardan biri oldu. Sonra duydum ki masumluğu anlaşılmış, göreve iade edilmiş ama emekliliğini isteyip bana eyvallah, benden bu kadar demiş. Öyle zannediyorum hayata ve bu hayatı kendisine reva görenlere küsmüştür.

Geri iade olunca göreve dönmesini isterdim. Çünkü devletin böyle değerlere ihtiyacı vardı. Ama dönmedi.

Niçin dönsündü ki? Kolay değil FETÖ isnadını kaldırmak.

Hoş dönse de işini halletti, döndü diyecekti çoğumuz. Çünkü bu çoğumuza göre ateş olmayan yerden duman çıkmazdı. FETÖ’cü denmişse vardı bir şeyler.

Yine bu çoğumuza göre kendisine niye böyle bir isnat yoktu. Yeter ki birine FETÖ’cü densin. O kişi masum olduğunu kimseye anlatamaz, kimseye ispat edemezdi. Aklansa bile bu toplumun çoğuna göre o kimsenin aklanması şaibeliydi.

Ki bu toplumun o çoğumuza göre bu tipleri memuriyetten atmak da yetmezdi. Hapis cezası olmak üzere her türlü ceza bunlara verilmeliydi.

Bilir bilmez, elde belge olmadan insanlara FETÖ iftirası, açığa alınması, görevden atılması bizim çoğumuza göre bir şey değildi. Masum ise dönerdi. Göreve geri dönenin psikolojisi nasıl olur, hiç düşünülmedi.

Hasılı toplumun sesi çok çıkan, rüzgara ve güce göre tavır alan çoğunluğa göre kişinin FETÖ’den dolayı mağdur olduğu hiç ikna edici bulunmadı. Çünkü onlar ateş düştüğü yeri yakan familyadan değildi. Bol keseden atan tuzu kuru insanlardı. (Devam edecek) 

Kaybettiğimiz Değerlerimizden Biri Anısına (3)

Aralık ayı idi. İlçeye yazı yazarak okula tahsis edilen ödeneğin emanete alınmasını istedim. 

Aylar geçti. Yapıldı, yapılacak denen okul, mahallenin okul yeri konusunda ikiye bölünmesiyle okul yapımı yılan hikayesine döndü. 

Olmayacak şu emanetteki parayla okulun acil işlerini yaptıralım dedik. Bu sefer okulun parasını bulamadık. Emanetteki para kaybolmuş. Biri bizim parayı harcamış ama nereye belli değil.

İlçedeki memurlar, paranın kaybolmasını hiç üzerlerine almadı. Harca dedik, harcamadın diyerek neredeyse beni suçlu çıkardılar. 

İlçe MEM, İlçe il ve özel idare ve il MEM olmak üzere paranın peşine düştüm. Hepsi yok bizde dedi. Üzerine de gelen para emanete mi alınır, harcanmaz mı dediler. 

Sonra gidip gele gele il MEM’deki müdür yardımcısı, müdürüm merak etme, ben o parayı bulacağım dedi. İzini takip ede ede ilçe MEM’de paranın kaybolduğunu tespit etti ve ilçenin inşaattan sorumlu yetkilisine inceleme başlattı. İncelemenin başladığı vakitte ise geçici sorumlu şube müdürü bir başka kurumun müdürlüğüne kapağı atmıştı. Orada ise kadın işine kurban gitti beyzademiz. İnsanı denemenin yolu para, kadın ve makam dedikleri bu olsa gerek.

Sonunda bizim para bulundu. Meğer ilçe bizim okulun ödeneğini başka lisenin tamir giderine harcamış. Nasıl harcadılar, bu eforu nasıl sarf ettiler, bu yeteneği nasıl gösterdiler bilmiyorum ama sonunda nasıl harcandığına kani oldum. İlçedeki memurların işgüzarlığından başka bir şey değildi. İlk atandığım yıl harcadığım 3 bin liralık ödeneğin ödeme belgesini ilçe hazırlamıştı. İlgili işgüzar memur, lisenin parasını harcarken aynı ödeme belgesinde düzenleme yapmış. Her yerde gerekli değişikliği yapmadığı ve benim okulun kodları kaldığı için lisenin ağalığını benim okul yapmıştı. Ağalık da bana yakışırdı hani. Lisenin ödeneği de duruyor bu arada. Kısaca iş liseye yapılmış. Para benden çıkmış. Benim işim yapılmamış, lisenin parası yerinde duruyor ama benim param iç edilmiş.

İl müdür yardımcısına, lisenin ödeneğini de biz harcayıp ödeşelim dedim. Olmaz hocam. Sizinki ilköğretime, lise ise ortaöğretime bağlı. Birinin ödeneğini diğerine harcayamayız. Harcarsak suç olur dedi. Bir yanlışlık yapılmış. Bu yanlışı da yanlış yaparak düzeltelim ve doğruyu bulalım. Bu sefer ben onarım yaptırayım. Parası da liseden çıksın dedim ise de müdür yardımcısı Nuh dedi, peygamber demedi. Bu arada yerden göğe haklı olduğumu söyledi sağ olsun. Ama bir gerçek var ki bizim para uçmuştu. 

Ertesi yıl il genel meclisi üyeleri ve başkanı ile birkaç defa görüştüm. Kalorifer için 25 bin lira ödenek çıkarttım. 6 ayrı firmadan teklif aldım.  KDV hariç 27 bin ila 60 bin arasındaydı teklifler. 

İlçe milli eğitim müdürü geldi bir ara okula. Kalorifer döşeteceğiz gücümüz yeterse dedim. Öğretmenlerin yanında iyi olur. Döşetirsen bin lira da ben kantin hesabından vereyim dedi. Uğurlarken sağına soluna baktı. Birbirinden uzak iki binada eğitim gören bu okula kalorifer olmaz dedi. Çekip gitti. 

En düşük teklifi veren firmanın yetkilisini çağırdım. KDV dahil 25 bin liram var. Bu fiyata yaparsan, teklifleri yenileyelim dedim. Benden para istemezsen, ben bu fiyata yaparım dedi. Ne parası isteyeceğim dedim. İşini yaptığımız okul müdürlerine açıktan para veririz dedi. Senden bir kuruş istemiyorum. Yeter ki kaloriferimizi döşe dedim. Ertesi günü işe başladı. Kısa süre içinde okulumuza kalorifer döşendi. Ardından buraya kalorifer gitmez diyen ilçenin demirbaş müdürüne gittim. Hocam söz verdiğimiz bin lirayı alayım. Kaloriferimiz döşendi dedim. İstediği yazıyı yazıp ilçeye teslim ettim. Okul aile birliğine aktarılan parayı da okulun diğer işlerine harcadım. (Devam edecek) 

Kaybettiğimiz Değerlerimizden Biri Anısına (2)

Neyse biz gelelim okulun işine. Zira iş bizi bekliyor. Umduğumuz dağlara karlar yağsa da iş bizi bekliyor ve tek seçenek de bunlar değildi. 

Mahallenin bakkalıyla birlikte çıktık yola. Meramımızı anlatacaktık her yere. Ben makam, mevki dinlemem. Her yere girer, isterim dedi. Olmaz öyle dedim ise de çıkmıştık yola. Gide gide Valiliğe girdik. Eğitim işlerinden sorumlu valinin kapısının önüne geldik. Ben şu okulun okul aile birliği başkanıyım. Vali yardımcısıyla görüşeceğim dedi. İçeri alındık.

Vali yardımcısına okulu öyle anlattı ki ben bile okulu sayesinde tanıdım. Rüzgar pencerelerden vuruyor, sesi içeriye giriyor, yağmış içeri akıyor. Pencere deliklerine poşet sokuyoruz dedi.

Çıkışta yapmayaydın böyle. Bu kadar da değil dedim. Ben ne yaptığımı biliyorum. Abartmadan bu işler olmaz dedi. 

Biz daha Valilikten çıkmadan ilçe milli eğitim müdürüyle yüz yüze geldim. Kendisini okul aile birliği başkanı ilan eden yardımcım gitti. Koridorda müdürle konuştuk. Çok iyi yapmamışsınız. Kaymakam'a da ayıp oldu. Vali yardımcısına gidilir mi, protokol atlanır mı dedi. Meğerse bizim vali yardımcısı biz odasından çıkar çıkmaz ilçe kaymakamını aramış. Böyle okulun var da niye bakmıyorsun demiş. Saymış dökmüş. Gördünüz değil mi devlet adamındaki hizmet anlayışını.

Oradan çıkıp Meram Kaymakamlığına geldim. Bekletmeden içeri aldı Kaymakam. Olup biteni anlattım. Sizi es geçme gibi bir niyetimiz yoktu. Birlik başkanının tasarrufuna bir şey diyemedim dedim. 

Beni dinleyen Kaymakam, kusura gerek yok. O vali yardımcısı epeydir benimle uğraşıyordu. Ona söyleyeceklerim vardı. Bu vesileyle içimi boşalttım. Cevabını aldı, mesele kapandı dedi. 

Sonra beni tanıyor musun dedi. Hayır dedim. Senin ismin şu, Konya İHL'de okudun. Hacı Veyiszade Yurdunda kaldın. Oranın hafızlarındansın, şu dönem mezunusun. Ayrıca iki çocuğun üniversitede okuyor değil mi dedi. Evet dedim. İyi de bunları nereden biliyorsun dedim.

Biz seninle aynı yurtta kaldık. Sizden bir dönem önce aynı okul mezunuyum. Beni yurttan çıkaramadın mı dedi. Maalesef çıkaramadım dedim ama mahcup olmadım değil. Sonra biz şunlarla sınıf arkadaşıyız, bunları tanıyor musun dedi. Dediği kişilerin hepsini de hatırladım. O günleri yad ettik. 

Ardından cep numaramı kaydet, çaldır ben de kaydedeyim dedi. Çayımızı içtik. Sonra anlat şimdi okulunu dedi. Anlattım. İl özel idare başkanını aradı yanımda. Başkanım, okulun müdürünü gönderiyorum, bir dinle ve yardımcı ol. Bu okul önceki müdür yüzünden epey mağdur oldu. Bu müdürle telafi edelim dedi. Teşekkür edip yanından çıkarken ne zaman bir derdin ve isteğin olursa, numaramı verdim ararsın, kapım da açık dedi. 

Kaymakam'ın hakkımdaki bilgisine hayran kaldım. Çünkü karşımda müthiş bir hafıza vardı. Kendi hafızamdan utandım.

Ertesi günü özel idare başkanının verdiği randevu saatinde özel idare binasına gittim. Başkanla görüştüm. Okulun durumunu anlattım. Ben oraya yeni okul yapacağım dedi. Başkanım, yeni okul yapacaksanız ve hemen başlanacaksa, mevcut okul yıkılacaksa o zaman kalorifer döşemeyelim. Boşa gitmesin dedim. İyi düşündün dedi. 

Oradan çıkıp aradan birkaç gün geçtikten sonra daha önce görüştüğüm il genel meclisi üyelerinin yardımıyla okulumuza kalorifer döşenmesi için 17 bin lira çıkarıldığını söyledi ilçe. 

Ardından okulun yeni yeri hakkında tapu kadastro bilgilerini istedi ilden inşaattan sorumlu müdür yardımcısı. İstediklerini kısa zamanda temin edip teslim ettim. Müdür yardımcısına, hocam inşaat hemen başlanacaksa 17 bin liralık ödeneği harcamayalım dedim. Müdürüm hemen başlayacak. Para boşa gitmesin. Şayet bir aksilik olursa diye paranı emanete alalım, tenkis olmasın dedi. (Devam edecek?)