28 Mart 2024 Perşembe

Kur'an Kurslarını Niçin Camilerle Birleştirmiyoruz?

İstanbul'dan sonra en fazla caminin Konya'da olduğu istatistiklerde yer alıyor. İstatistikleri bilmesek bile bir mahallede birbirine yakın camilerden, Konya'da cami bolluğu anlaşılır. Evinden çıkan biri adımla dört bir tarafa gitse aynı mesafede dört cami ile karşılaşması mümkün. Bu camilerin çoğu da büyük cami statüsünde. Minaresi, kubbesi ve genişliği dışarıdan bakışta belli oluyor. Yapılışta hiç masraftan kaçınılmamış. 

Caminin büyüklüğüyle orantılı olacak şekilde cemaati de çok olsa bu kadar büyük camiye ihtiyaç var. Helali hoş olsun, iyi ki yapılmış dersin. Bilinen bir gerçek var ki camilerimiz cemaat yönünden mahzun. Adeta sinek avlıyor. Bu kurumlar  Milli Eğitim Bakanlığında olsa şimdiye kadar çoğu cami kapatılmak suretiyle o caminin cemaati taşıma kapsamına alınırdı. 

Anlatmak istediğim, konuşulmasa da bir cami yapma müsrifliğimiz olduğu açıktır. Cami israfı olunca haliyle o camiye atanan din görevlisi ve o din görevlisine yaptığımız lojman da israf kapsamındadır. Bu kadar cemaate bu büyüklükte bir cami ve görevli/ler yazık gerçekten.

Bir hevesle birkaç kişinin ön ayak olmasıyla cami yapılıp iş bitmiyor. Açık camiler ve Kur'an kurslarının ihtiyaçları için çoğu cumalarda para toplanmaya devam ediyor. Kazara yardım toplanmayan bir hafta olsa o haftayı da caminin imamı sahipleniyor. Bu hafta da kendi camimizin ihtiyaçları için sergi açıyoruz duyurusunu hutbede yapıyor. Belli ki merkezi toplanan cami ve Kur'an kurslarına yardımlardan, yardım toplanan camiye dönüş olmuyor.

Camilerin çokluğu kadar Kur'an kursu fazlalığı da dikkatlerden kaçmıyor. Neredeyse her caminin altı Kur'an kursu. Ayrıca müstakil binalarda öğretim yapılan kurs binaları var. Önce 8 yıl zorunlu ve kesintisiz eğitimin ardından, zorunlu 12 yıl ile birlikte çoğu Kur'an kurslarında ne kadar öğrenci vardır? Bildiğim kadarıyla çoğu kurs sınırlı sayıda her yaştan öğrenciyle öğretime devam ediyor. Her kursta da yeterince kurs öğreticisi görev yapıyor. 

Yine bildiğim kadarıyla Kur'an kurslarının bir ödeneği yok. Halktan ve camilerden toplanan yardımlarla buraların masrafları karşılanmaya çalışılıyor. 

Merak ettiğim, Kur'an Kursları niçin ayrı binalarda? Kur'an eğitimi için niçin camiler düşünülmez? Diyelim ki zamanında ayrı binalar düşünülmüş. Niçin cami altlarındaki kurs öğreticileri o caminin imamı ya da müezzini olmaz? Cami imamları ek ders karşılığında pekala bu kurslarda derse girerek ayrı bir kurs öğreticisine ihtiyaç kalmamış olur. Diyanet İşleri Başkanlığı o caminin imamına ayrıca kurs öğrencisini okutma görevi vermiş olsa bütçeden daha fazla kişiye maaş çıkmamış olur. Kalan maaş da devletin başka hizmetlerinde değerlendirilmiş olur. 

Kısıtlı imkanları verimli kullanmaya bir başka örnek, müstakil kurs binası veya cami altında Kur'an kursu açmak yerine niçin camileri Kur'an kursu olarak kullanmıyoruz? Pekala 9-12 saatleri, öğle-ikindi arası camilerimiz Kur'an kursu olarak değerlendirilebilir. Böyle olduğu takdirde çocuklarımız cami ikliminden uzak kalmamış olur. Cami ile kurs aynı mekanda buluşturulmuş, Allah'ın evinde Kur'an hizmeti verilmiş olur. Kurs öğrencileriyle birlikte camiler öğle ve ikindi vakitlerinde cemaat yönünden bir yoğunluk yaşar. 

Camilerin Kur'an kursu olarak değerlendirilmesinin bir önemli yönü de biliyorsunuz, bu ülkenin kasım-nisan arası soğuk ve serin geçer. Bu aylarda ısınma ihtiyacı baş gösterir. Cami ve kurs mesken birliği ısınma yönünden o muhitin elini rahatlatacaktır. Hem cami hem kursta kaloriferler ayrı ayrı yanacağına tek yerde yani camide kaloriferler yakılmış olur. Sabahtan akşama camide çocuklar eğitim yaptığı için camilerin kaloriferi hep yanacak. Namaz vakitlerinde camilerimiz sıcak olacaktır. Isınma giderini karşılayamadığı için cami cemaati kış mevsiminde ayakkabılıkta namaz kılmak zorunda kalmayacaktır. 

Ne demek istediğimi kışın camilere gidenlerimiz bilecektir. Koca camiyi ısıtmak mümkün olmadığı, ısıtmaya kalkıldığı zaman ısınma giderinin altından kalkmakta cami cemaati zorlandığından, kış aylarında çoğu camilerde cemaatle namaz ayakkabılıklarda kılınıyor. Çünkü koca camiyi ısıtmak yerine küçücük yeri ısıtmak cemaate daha iktisatlı geliyor. Isınma giderinden kaçınacağız diye dar ve sağlıksız yerde namaz kılmak ne derece doğru? Bir yakıtını bile karşılayamıyorsak bu kadar büyük camiyi niye yaptın demezler mi adama?

Hasılı bunun çözümü, mevcut mahalle Kur’an kurslarını kapatarak mahalle camilerini kurs mahalli yapmaktır. Hem ısınmadan tasarruf sağlanacak hem ayrıca kurs binası yapma masrafı olmayacak hem kursa ayrı öğretici atanmayacak hem camiler sabahtan akşama değerlendirilmiş olacak hem de öğle ve ikindi namazlarında cami kurs öğrencileriyle dolacağı için camiler şenlenecek, camilerin cemaat mahzunluğu sona erecektir. En azından camiye gelen cemaat, kış aylarında daha geniş mekanda namazını sımsıcak ortamda kılacaktır.

Emeklileri Anlamak Zor

Emekli aylıklarına 2024 yılında üç defa zam yapıldı. Oranları unuttum ama önce % 37 zam yapılarak en düşük emekli maaşı 10 bine tamamlandı.

Ardından yüzde beş ilave zam yapıldı. 

Yetmedi, zam oranları yüzde elliye çıkarıldı. 

Kiminin maaşı yine 10 binde kaldı kimininki de on bini geçti. Bu kadar zam oranına rağmen bazılarının maaşının 10 binde sabit kalması kök maaşından kaynaklanıyor. Emeklinin kök maaşının düşük olmasının müsebbibi her halde devlet değildir. Devlet ne yapsın bu durumda? Öyle değil mi? Sanki kök maaşları yüksekti de devlet düşürdü.

Yine de devlet 365 günden ibaret koca bir yılı emekli yılı ilan etti. Emekli yılını da basite almamak lazım. Genellikle bir yılın bir kimseye ait yıl ilan edilmesi ünlü ve önemli kişilere has bir teamüldür. Mesela 2023 yılı Mevlana yılı ilan edilmişti. 2024 yılı da emeklilere bahşedildi. Ha Mevlana ha emekli. Emekliler de oldu bir Mevlana.

Devlet bununla da yetinmedi. Emeklilere verdiği bayram ikramiyesini 3000 liraya çıkardı.

Devlet yine tamam demedi. Emekli maaşlarına 8000 ila 12 bin arasında promosyon müjdesi verdi. Bu demektir ki en düşük emekli maaşını baz alırsak, emekliler, 2024 yılında bir ay fazla maaş alacak demektir.

Tüm bu yapılanlara, 2023 yılında emeklilere defaten verilen 5 bin liralık parayı da unutmamak lazım.

Bunlara ilaveten devlet, Temmuz 2024 ayında emeklileri yine görüp gözetecek. Aradaki makası kapatacak.

Tüm bu yapılanlara rağmen yani devlet gece gündüz emekliler için çalışmasına ve kafa yormasına rağmen bizim emekliler ne yapıyor? Rahat durmuyorlar belli ki. Tutturmuşlar diğer memurlara Temmuz 2023'de verilen 8 bin lira seyyanen zammı da istiyoruz diye. Hala da aynı terane devam ediyorlar. Memurlar biz de emeklilere defaten verilen beş bin lirayı istiyoruz demedi halbuki.

Görünen o ki devlet emekliye yaranamadı. Gözlerini doyuramadı gitti emeklinin. İstiyorlar da istiyorlar. Sosyal medyayı da iyi kullanıyorlar. Bir de paylaş diye diğer kullanıcılara mahalle baskısı yapmaları yok mu?

Seçimde göstereceğiz biz bize yapılanları deyip tehdit savuruyorlar.

Halbuki onlar için saçını süpürge eden devlet daha ne yapsın değil mi? İyilik de yaramaz onlara. Gözlerini açbeaç toprak doyuracak belli ki.

Bir de merak ediyorum, bu kadar parayı ne yapacaklar? Mezara mı götürecekler? Sanki götüren var gibi.

Hasılı bizim emeklileri anlamak zor mu zor vesselam.

Küçük Parti Olmanın Zorluğu

Türkiye siyasetinde tabela partisi isen etkisiz elemansın ve irapta mahallin olmaz. Kimse varlığından rahatsız olmaz. Hesaba da katmaz. 

Bir de tabela partisinin dışında tabanı olan küçük partiler var. Oy oranı düşük ama gündemde olan ve adından söz ettiren bu tür küçük partiler ise kimseye yaranamaz. Çünkü bunlar ne İsa'ya yaranır ne de Musa'ya. 

Bu partiler ne kadar iyi olursa olsun ne kadar çalışırsa çalışsın, ne seçmene ne de büyük siyasi partilere yaranır. Çünkü bu partiler siyasette etkin ve güç olan büyük partiler için istenmeyen partilerdir.

Malumunuz Türkiye'de merkez sağ, merkez sol, milliyetçi ve dinci partiler olmak üzere dört eğilim var. Bunların büyük temsilcileri vardır. Küçük partiler de bu dört eğilime yakın ve aynı seçmen kitlesine hitap eden partilerdir.

Dört eğilimi temsil eden partiler, kendisinden oy alacak küçük partileri sevmezler. Onları daha fazla oy almalarının önündeki en büyük engel görürler. Bu küçük partiler kendilerini desteklerlerse varlıklarını sürdürmesinde bir sakınca yok. Hatta olmalı böyle partiler. Kısaca küçük partiler büyük partilerin değirmenine su taşıdığı müddetçe iyi partilerdir. Şayet seçimin özellikle bıçak sırtı olduğu yerde kendilerini desteklemezse, dün kendilerini yere göğe sığdıramayanlar bu tür küçük partileri bir bölen, hain, başkasına çalışan parti olarak lanse etmeye başlıyor. Seçimi kaybederlerse, onların yüzünden kaybettik deyip işin içinden çıkıveriyor.

O yüzden küçük parti olmak bu ülkede zordur. Kimseye özellikle büyük partilere yaranamaz. En hafifiyle bunlara verilen oy boşa gidecek. Çünkü kazanamaz diyorlar.

Bu partiler büyük partilerden paçayı sıyırsa, kendilerine sempati ile bakan seçmenle de başı derde giriyor. Çünkü seçmen iki arada bir derede kalıyor. Seçmen, bu parti seçimi kazanamayacağı için oyunun boşa gideceğine inanıyor ve oyunu vermiyor. Bunun yerine korku siyasetine teslim oluyor ve icraat ve propagandasını eleştirdiği büyük partilere oyunu kerhen veriyor.

Hasılı küçük partiler kimseye yaranamadığı için kolay kolay büyüyemezler ve siyasette etkin olamazlar. Türk siyaseti de belli başlı büyük partilere kalıyor. Onlar da siyaseti tepe tepe kullanıyor. Bu da alternatifsizliğe mahkum olmak demektir.

Bu yüzdendir ki Türk siyasetinde aynı seçmene hitap eden ve aynı seçmen kitlesinden oy alan partiler, düşünceleri birbirine yakın olsa da birbirini rakip görürler, birbirlerine düşmanca davranırlar. Birbirlerine özellikle büyüğün küçüğe düşmanlığı rakip partilerden daha fazladır.

Bu durum sadece günümüz siyasetinde değil, geçmişten günümüze hep var oldu. Görünen o ki var olmaya devam edecek. Bu da siyasetimizde tek kriterin çıkar olduğu gerçeğini ortaya çıkarıyor. İyi olanın, seçmeni etkileyenin kazansın deneceği centilmenlik ise bu sahada hak getire.

O yüzden bu ülkede küçük parti olmak kurtlar sofrasından lokma almak gibidir. Lokma olurlarsa ne ala. Yok lokma alıyorlarsa çekecekler var büyük partilerden.