17 Ağustos 2023 Perşembe

Camiler ve Cami Kürsüleri *

Camiler;
Müslümanların ibadetgahıdır. 
Allah'ın evidir.
Herkese açık olan yerlerdir. (İster dini hassasiyeti güçlü olsun ister zayıf olsun ister beş vakit namazı buralarda cemaatle kılsın ister arada bir uğrasın ister haftada ister yılda iki defa gelsin ister dine, camiye mesafeli olsun ister günahkar ister inancı zayıf olsun.)
Amme hizmeti gören yerlerdir. 
Kimsenin özel mülkü değildir.
Kimsenin arka bahçesi değildir. 
Kimsenin çiftliği değildir. 
Kimsenin istediği şekilde borusunu öttüreceği yer değildir. 
İsteyenin istediği şekilde konuşacağı yerler değildir. 
Bin düşünüp bir konuşulacak yerlerdir. 
Ayrılığa, ayrımcılığa ve nizaya yer yoktur. 
Edeple girilir, edeple durulur, edeple konuşulur, edeple çıkılır. 
Kürsü ve minberinde kimseye parmak sallanmaz. 
Doğru din anlatılır. 
Hurafeye yer verilmez. 
Gizeme yer yoktur. 
Ayakları yere basan din güzel bir üslupla anlatılır. 
Müslümanların ve insanlığın ortak değerlerine değinilir. 
Bir konuda Müslüman nasıl tavır alacağına dair yol gösterilir. 
İnsanlığın ve Müslümanların derdiyle dertlenilir. 
Oraya siyaset girmez, orada partizanlık yapılmaz. 
Güzel, nazik ve tatlı dil kullanılır.
Kürsülerinde şov yapılmaz, hamaset ve slogana yer yoktur. 
Yerinde ve doğru kıyas yapılır. 
Buralar dilencilik merkezi haline getirilemez. Resmi dilencilik yapılmaz. 
Camiye gelen cemaat müşteri gibi görülmez.
Camide meclisten içeri konuşulur. 
Hutbe ve vaaz konuları belirli gün ve haftalardan ibaret değildir.
*21/08/2023 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Aşır Karye ismiyle yayımlanmıştır.

15 Ağustos 2023 Salı

Daha Beleşe Konmadan

Beleşe bayılırım. Buldum mu beleş, yerleşirim hemen. Ucunda ölüm de olsa boş mezara bile talibim. Beleşin suyu siyah olurmuş. Hiç umurumda değil. Sonu bana pahalıya gelirmiş. Çok da tın. Yeter ki beleş olsun, benim olsun. Benden halihazırda bir şey çıkmasın. Sonrasında torunlarım ödermiş. Çok umurumdaydı sanki. Benden çıkmadıktan sonra varsın ödesin torun. Torun öderken bana gönül koyarmış. Varsın koysun. Dede, yaptığın iş mi dermiş. Varsın desin.

Mesela seçim ekonomilerine bayılırım. Veriyor derim, amma da bonkör derim. İşi biliyor derim. Hem oyumu alır hem de takdir ederim. Seçim ekonomisi ülkeye zararmış. Ne yapalım zararsa. Ülkeye zarar diye beleşten mahrum mu kalayım. Ülkenin temeline dinamit konarmış. Varsın konsun. Beleş, kaşıkla verilenin kepçeyle alınmasıymış. Varsın alınsın. Kaşıkla yemiyor muyuz zaten. Kepçeyle nasıl yiyeceğiz sonra. 

Örneklerle anlatmaya çalıştığım gibi beleş benim işim. Beleş için yaratılmışım. Nerede, ne zaman beleş görsem, mutluluğuma diyecek olmaz. Zaten mutluluk için yaşamıyor muyuz şu dünyada. Yeter ki o anda benden bir şey çıkmasın. 

Yine bir seçim öncesi seçim yatırımı olarak konan, 65 yaş üstüne toplu taşıma bedava hizmeti de beni en çok sevindiren ve heyecanlandıran icraatlardan biri idi. Beni üzen ise hala yaşımın tutmaması idi. Yaşlanmayı pek istemesem de sırf bu hizmetten faydalanmak için yaşlanmayı çok istedim. Bir an evvel yaşlanayım da tüm belediye otobüslerine sabah akşam bineyim. Birinden inip diğerine bineyim. 

Öyle hayal kurmuştum ki her bir hatta ilk durağından son durağına kadar gideyim. Böylece şehri tüm mahalleleriyle birlikte göreyim. Bir hat seferini tamamlayınca diğer hatta bineyim. Bir bakmışsın akşam olmuş. 

Ben 65'ine gelip otobüslere bu şekil beleş hayali kurarken gelen akaryakıt zamlarıyla birlikte bazı illerde 65 yaş üstüne beleş binişin kaldırıldığı ya da kaldırılacağı söylentileri beni derinden etkiledi. Zaten en büyük korkum bu idi. Vah bana vah. İlk çıktığında bu endişemi dile getirmiştim zaten. Ben o yaşa gelinceye kadar kaldırırlar bu hizmeti demiştim. Daha 65'e 5 kala belediyeler bu hizmete yan çizmeye başladı. Hasılı daha dereyi görmeden paçaları sıvama hayalim hiç gerçekleşmeden suya düştü. Doğmamış çocuğa biçtiğim don da boşa gitti. Nerede kaldı hizmet belediyeciliği. Nerede kaldı gönül belediyeciliği. Benim içime sinmeyen, yaratılış amacıma ters, beleş olmayan bu hizmetsizliği ben ne yapayım.

Üzüntüden ne yazdığımı bilmiyorum ama merak ettiğim, belediyeler içinde bulundukları borç batağından 65’lilerden biniş parası alarak mı kurtulacaklar ya da düze çıkacaklar. Kusura bakmasınlar da onları içine düştükleri borç batağından hayatını beleş üzere kuran ben bile kurtaramam. Varsınlar başka yol arasınlar. Esirgemesinler ahir ömrümde benden şu beleş hizmeti.

Ezcümle 65’ine varmadan ve en bu hizmetten bir kez bile faydalanmadan bu hizmet sekteye uğratılırsa bilsinler ki bu beni götürür. Giderken de gözüm açık gider. Ölümümden de bu hizmeti kaldıran, kaldırmaya teşebbüs eden belediyeler sorumludur. Öldükten sonra da ölüm nedenimi belirlemek için boşu boşuna adli tıpa götürüp kafamı, gözümü yardırmayın. Öldüğümü duyan doktor beni incelemeden “Beleşçiliğin kurbanı. Ölümünden, beleş binişi kaldıran belediyeler sorumludur” yazsın ölüm raporuma.

Cenazeme de bu hizmeti sona erdirmeye çalışan belediyelerin hiçbir personeli katılmasın, salıma da yapışmasınlar. Onlardan tek isteğim, ölümümün ardından cenazeme katılmayı düşünen 65 yaş üstüne, toplu taşımanın beleş olmasına imkan vermeleri.

Tahmini Enflasyon ve Memura Önerilen Zam *

Hükümet ile yetkili konfederasyon arasında 2024-2025 yıllarına ait 7.dönem kamu toplu sözleşmesi görüşmeleri yapılıyor. Çalışma ve Sosyal Bakanı, görüşmelerin 14.gününde yaklaşık 4,5 milyon memur ve 2,5 milyon emekli memur için hükümetin zam teklifini açıkladı:

2024 yılı, ilk 6 ay için % 14, ikinci 6 ay için % 9,

2025 yılı ilk 6 ay için % 6, ikinci 6 ay için % 5

Bu demektir ki memur ve memur emeklisine 2024 yılı için % 23, 2025 yılı için % 11 teklif edilmiş. Adı üzerinde teklif. Karşılıklı görüşmelerde bu oran revize edilir desek, ne kadar yükselir? Olsa olsa 2-3 puan oynar. Teklifi beğenmeyen konfederasyonlar birbiri ardına açıklama yaparak teklifin, beklentilerin altında olduğunu açıklayarak tepki gösterdi. İş bırakacağını söyleyen konfederasyon bile var.

Öyle zannediyorum, taraflar arasında bir anlaşma olmayacak. Bu iş Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna gidecek. Nihai kararı bu Kurul verecek. Kurul da hükümetin teklifini onaylayıp geçecek. Bugüne kadar anlaşmazlıklar sonuçlanan tüm toplu sözleşme görüşme kerimin akıbeti böyle oldu. Çünkü Kamu Görevlileri Hakem Kurulu verdiği görüntüyle hakemlikten ziyade hükümetin lehine taraftır.

Önerilen bu zam oranları azdır, çoktur demeyeceğim. İşin parasında değilim. Burada bir çelişkiye işaret etmek istiyorum. Malumunuz olduğu üzere Merkez Bankasının yeni yönetimi Temmuz ayının son haftasında 2023, 2024 ve 2025 yıl sonu enflasyon tahminini güncellemişti. 

Buna göre enflasyon  yıl sonu tahmini;

2023'de % 58

2024'de % 33

2025'de de % 15 çıkacak. 

Rakamlara boğmak istemiyorum ama hükümetin zam teklifi, güncellenen enflasyon oranlarının altında kalıyor. Çünkü 2024 için teklif edilen zam oranı tahmini yıl sonu enflasyonunun 10 puan, 2025’inkinin 4 puan altında. Uygun olan, Merkez Bankasının tahmini rakamının zam olarak önerilmesiydi. Hükümet bu zam oranını önereceğine, önümüzdeki iki yıl kemer sıkacağız. Hiç zam vermeyeceğim dese, daha anlaşılır olurdu. Zaten bizim vatandaşımız kemer sıkmaya alışkın. 7.500 lira alan emeklilerin geçindiğine inanılıyorsa, memur da halihazırda aldığıyla hayli hayli geçinir. Antrparantez bir kemer sıkma olacaksa, aynı kemer sıkmayı devletin kurumlarından da beklenir.

Hasılı, Merkez Bankasının tahmini enflasyon tahmini ile çelişkili olan bu teklif ciddiyetten uzaktır. Memur ve memur emeklisi ile dalga geçmektir. Vereceğimi seyyanen zamla birlikte verdim. Önümüzdeki iki yıl başınızın çaresine bakın demektir.

Merak ettiğim bir husus da kaç yıldır ek bütçenin yapıldığı, yılda bir belirlenen asgari ücretin altı ayda bir tespit edilmeye başlandığı, yıllık enflasyonun Merkez Bankasının yıllık enflasyon tahmininin çok üstünde çıktığı, memur zammı enflasyonun altında kaldığı için her altı ayda bir refah payıyla birlikte memura enflasyon farkının verildiği bu yıllarda, Merkez Bankasının önümüzdeki iki yılın tahmini tutar mı? Tutmayacağını hepimiz biliyoruz. Hükümetin vereceği zammın enflasyonun altında kalacağı da gün gibi aşikar. Nasılsa alıştı hükümet geriye yönelik altı aylık enflasyon farkını vermeye. Verdiğim zam oranı enflasyonun altında kaldığında nasılsa farkı refah payıyla birlikte alacaksınız diyor. Bir de memur ve işçiyi enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyiz demeleri yok mu? Bu söylem bile insanımızın aklıyla dalga geçmektir.

Ezcümle altı ay sonrasını kısaca burnunun ucunu göremeyen hükümet, iki yılın zam planlamasını falan yapmasın. Eşit şartlarda yapılmayan bu toplu sözleşme görüşme komedisine de son versin. İşçiyi, memuru ve emeklileri düşünüyorsa, “Bundan sonra maaşlar için iki yıl değil, bir yıl değil, aylık revize yapılacaktır. Her ayın üçünde açıklanan enflasyon oranı kaç ise bir önceki ayın maaşlarına çıkan enflasyon yansıtılır” desin, bu iş bitsin.

*16/08/2023 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Aşır Karye ismiyle yayımlanmıştır.