7 Temmuz 2023 Cuma

Vergi Yağmuru (2)

Vergi toplamada adaletin gözetilmediği aklıselim düşünen herkesin malumudur. Mesela dolaylı vergi çeşidi olan KDV ve ÖTV alımında adaletten ziyade eşitlikçi anlayış vardır. Halbuki adalet, herkesin gelirine göre vergi vermesi şeklinde olmalıdır. Özal’ın hediyesi KDV’yi, trilyoner olan da aynı oranda ödüyor, orta ve dar gelirli hatta sosyal destekle ayakta duran da aynı oranda ödüyor. Nedense adil olmayan bu dolaylı vergi herkesin gelirine göre alınmıyor, alınamıyor. Burada, bunu gelire göre belirlemek zor denebilir. Kayıt dışı olmayan her türlü gelir pekala TC numarası ile takip edilebilir. Alışveriş yapan, ödeme yaparken gelir durumuna göre yüzde 1, 5, 10, 20 vb. oranında KDV ödeyebilir. İstenirse olur. Yeter ki böyle bir dertleri olsun.

Bir diğer husus 8 ve 18 olan KDV’nin % ikilik bir artışla 10 ve 20’ye çıkarılması makul gibi görünüyor. Çünkü diğerleri gibi uçuk kaçık vergi artırımı olmamış. Yüzde 10’luk KDV makul görünse de % 18 bile fazla iken 20’ye çıkarılması ilginç. Bu demektir ki KDV’si 20 olan her ürünün beşte biri devlete gidiyor. Vatandaş kendi karnını doyururken bu oranla devleti de doyuruyor. Dört kişilik bir ailenin beşinci kişisi devlettir. Aile aç susuz, az veya çok, borç harç, yardımla bir şekil karnını doyuruyor ama evin bu beşinci kişisini doyurmak mümkün değil.

Bir an için ekonomisi zor durumda olan devlet varsın vergiyi yüzde 20 alsın diyelim. Aldığı ve topladığı vergi yetse, ona göre planlasa, aldığı bu vergi helali hoş olsun diyeceğim. Borçla yaşayan, yeni borçlar bulmak zorunda olan ve tabir yerinde olursa tefeci faiziyle borç bulan ve daima borcun faizini ödeyen devletin bu topladığı vergiler dişinin kovuğunu bile doldurmuyor maalesef.

Bir diğer husus paramızın değeri olsa, alım gücü düşmese, devalüasyona uğramasa, bu paranın yüzde yirmisi de devletin olsun diyelim. Maalesef paramızın değeri yok. Diyelim ki 100 liramız olsun. TÜİK verilerini baz alalım. Enflasyon yüzde 38 olduğuna göre bu paranın 38 lirası yok. Üzerine 20 lirasını da devlet alıyor. 100 liranın elli sekiz lirası böyle gidiyor. Vatandaşa 42 lira kalıyor. Bu da sicim gibi yağan zamlara ve hayat pahalılığına gidiyor.

Tekrar vergi konusuna dönersem, vergi bir devletin olmazsa olmazıdır ve varlık nedenidir. Yalnız ihtiyacı karşılamıyor diye oranları yükselterek vatandaşın üzerine yüklenmek bir devletin şanına yaraşmaz. Vur dedik ise öldür demedik. Yüksek vergiyi ve verginin vergisini küçümsemeyelim. Fazla vergi vatandaşı canından bezdirir. Burada bir anekdota yer vereceğim:

Recai Gümüş adında bir sosyal bilgiler öğretmeni orta ikinci sınıfta dersimize girmişti. Güzel ses tonu ve akıcı anlatımıyla can kulağıyla dinlerdik hocamızı. Gazneliler devletini anlattı. Devleti ve Hindistan'a akınlar yapan Gaznelileri ve Gazneli Mahmut'u öve öve bitirememişti. Böyle iyi bir devletin ömrünün uzun olmaması bizi üzmüştü. Bu kadar iyi devlet niçin yıkıldı demiştik. Aşırı vergiler yüzünden. Çünkü halktan aldığı vergiyi çok artırmıştı demişti. Devletin bu yıkılış sebebi bana ilginç gelmiş aynı zamanda beni üzmüştü. Hocamızın Gaznelilerin yıkılış sebebine dair söylediği ne derece bilimsel, tarihi verilere ne derece uygun bilmiyorum. Bunu en iyi tarihçiler bilir.

Yazım uzadı da uzadı. Yalnız ek vergi ve vergi oranlarının yükseltilmesiyle ilgili söylenen “deprem kaynaklı bütçe açığı” gerekçesi bence tek gerekçe değil. Bütçenin bu derece bozulmasının temelinde, seçime giderken seçim yatırımına dair kesenin ağzının iyice açılmasıdır. Neredeyse her türlü talep yerine getirildi. 3600 katsayısı, EYT, yapılandırma, affetme ve borç silme, bedava doğal gaz kullanımı, elektrik ve doğal gazda indirime gidilmesi vs. çok şey yapıldı. Hepsi birer seçim yatırımı idi. Veren verdi, isteyen istedi. Ne veren olmaz dedi ne de verilen niye dedi. Tüm bunun bir maliyeti olacaktı elbette. Üstelik tüm bunlar ekonominin en kötü olduğu zamanda yerine getirildi. Yetkili iradenin bu bonkörlüğünü, inanın, milli piyango çıkan talihlisi yapmaz. Üç beş oy uğruna kötü ekonomi tablosunun kötüleşeceği biline biline bu ülkeye bu yapılan reva mı? Ama bu ülkede yapılıyor bunlar.

Konan bu veriler keşke sadra şifa olsa yine gam yemeyeceğim. Hazine Bakanı “Keşke seçimler yarın olsaydı” dediğine göre sunulan bu acı reçete 2024 Mart seçimleri öncesi günü kurtarma adına yapılan zorunlu bir düzenleme. Turpun büyüğü mart seçimler sonrasında.

Vergi Yağmuru (1)

Vergilerde yeni değişikliğe gidildi. Buna göre

Yurt dışından getirilen cep telefonlarının kaydedilmesi için gereken harç miktarı 20 bin TL oldu. (2022 yılında 2.732 TL olarak alınan bu IMEI harcı halen 6.091 TL idi. Yeni miktarla IMEI harcı 7,3 kat artmış oldu.)

Yüzde 18 olan katma değer vergisi (KDV), 20’ye, yüzde 8 olan KDV ise yüzde 10’a çıkarıldı.

Yine motorlu taşıtlar vergisi adı altında yılda iki defa alınan araç vergilerine de ek MTV getirildi. Bu demektir ki arabası olan bu yıl dört defa vergi ödeyecek. Vergiler de açıklanan enflasyon oranında artırılacakmış.

Tüketici kredilerinde uygulanan banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) % 10’dan 15’e yükseltildi.

Sürücü belgesi harçları hariç maktu harç tutarlarına % 50 zam yapıldı.

Noter, pasaport ve vize harçlarına % 50 zam kondu.

Daha ne vergiler kondu, konacak bilmiyorum. Ama gördüğüm kadarıyla vergiler sicim gibi yağıyor.

MTV’den ek MTV alınmasını duyar duymaz, 2000 öncesi LPG’li araçlardan üç katı MTV alınması aklıma geldi. Bu kararı daha sonra Anayasa Mahkemesi iptal etmiş olsa da iptal kararı geriye işlemediği için LPG’li aracına üç katı vergi veren vatandaş, yatırdığı parayı geriye dönük alamadığı için üzerine bir bardak soğuk su içmişti. Üzerine de bu üç katı vergiyi yatırmayanlar tarafından “enayi, keriz” damgası yemişti. Bu ek verginin iptal edilmesi de söz konusu değil. Çünkü her araçtan alınacak.

IMEI harç vergisinin 20 bine çıkarılarak 7,3 kat artırılması da bu ülkedeki telefon fiyatlarıyla yurt dışından alınan telefonlar arasındaki uçurumu ortaya koyuyor ve bu fiyat uçuk olsa da zaruri durumlarda devlet bu tedbiri alabilir hatta dışarıdan telefon getirilmesine de yasak koyabilir.

KDV’nin 8’den 10’a, 18’den 20’ye çıkarılması da bütçenin üçte birine yakınını buradan karşılayan devlet için önemli bir gelir kaynağı olacak.

Konan bu vergilere de gerekçe olarak deprem sonrası oluşan bütçe açığını karşılamak gösteriliyor.

Vergi konacak elbet. Zira vergisiz devlet yaşayamaz, vatandaşına hizmet edemez. Bu yüzden devlet vergi almalıdır. Vergi vermek de bir vatandaşlık görevidir. Bu yüzden devletin vergi koymasına, vergi almasına, vergileri artırmasına, vergi düzenlemesi yapmasına kimsenin sözü olamaz. Vatandaş vergi verecek. Devlet de toplanan vergileri yerli yerinde kullanmakla yükümlüdür. Bildik tabirle ayağını yorganına göre uzatması, harcarken tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruması da devlet olmanın bir gereğidir. 

Yalnız toplanan vergi adil, orantılı ve makul olmalıdır. Açık ve gediği kapatacağım diye verginin vergisi konmaz. Bir defaya mahsus olsa da MTV’ye konan ek vergi, verginin vergisidir yani bir şeyin suyunun suyu. Ki ben bir defaya mahsus konan vergilerden pek korkarım. Çünkü bu tür ek vergilerden toplanan vergi yağlı olursa, devlet bunu sürekli hale getirebilir. Nitekim özel tüketim vergisi (ÖTV) adı altında alınmakta olan vergi de 99 depreminin ardından geçici süreliğine yürürlüğe girmişti. O günden bugüne bu vergi alınmakta ve devletin halen önemli bir gelir kaynağı. (Devam edecek) 

Maaş Zammı Sevinci

Maaşıma iyi zam geldi diye sevinme
Zira bu sevincin kursağında kalacak
Hem de aheste aheste çıkmayacak 
MTV'ye ek MTV konmuş şimdiden

Ek MTV bir defaya mahsusmuş deme
Korkmalısın bu bir defalıklardan
Unutma, ÖTV de bir tüketimlik idi
Sonra sürekli tüketim hale geldi

Şimdi MTV'ye gelmişse, ek MTV
Bil ki emlak vergisine de gelir bu ek
Adına da bir defaya mahsus denir
Bir bakmışsın sürekli hale gelir

Maaşıma çok zam yapıldı deme
Bol kaşık/kepçe verilen bu zamlar
Benden duymuş olma
Bu sefer kazanla geri alınacak

Aldığın zamlı çok maaş
Eder sanma çok aş
Eskiden aheste aheste çıkardı
Bu sefer şimşek hızıyla çıkacak