3 Mart 2023 Cuma

Siyasetçilik Oyunu

Bu ülkenin ayağa kalkmasının ve gelişmesinin önündeki en büyük engel, ülke yönetmeye talip siyasi partilerin uzun vadeli bir duruşunun olmamasıdır. Günübirlik yaşarlar. Tek prensipleri, dün dündür, bugün de bugündür. 

Ülke yönetmeye talip ne kadar parti varsa hepsinin görevi müesses nizama destek vermektir.

Hiçbiri oyun kurucu değildir. Hiçbiri bir başına inisiyatif almaz. Kazara kendiliğinden bir karar alırlarsa, oyun kurucu yer değiştir derse, baş üstüne deyip geri adım atarlar. Hepsinin görevi, üst aklın verdiği rolü ve yazdığı senaryoyu oynamaktır. Bunu yapmak için hiç zorlanmazlar. Çünkü meşrepleri çok geniştir. 

Birileri ülkeyi kimin yöneteceğine karar veriyor. Diğer partilerin rolü, mücadele ediyor gibi seçime girmektir. 

Ülke yönetme gibi dertleri yoktur. Seçmenle oy/un oynuyorlar, dalga geçiyorlar. Seçmen oy veriyor. Bunlar da ipe un seriyor.

Birbirlerine, yüzlerine bakamayacak en son söylenecek her şeyi ilk başta söylerler. Sonra hiçbir şey yokmuş gibi bir araya gelebilirler. Her tükürdüklerini seve seve yalarlar. Mideleri müsaittir buna.

Her duruşları bir önceki duruşlarını nakzedecek şekilde çelişki içinde yaşarlar. 

Kurtarıcı olarak kendilerini pazarlarlar. Bunun için seçmen avlamaya çalışırlar. Kurtarıcı olamadıkları gibi milletin kurtuluşu bu kurtarıcılardan kurtulmaktır.

Hayal kurarlar, hayal satarlar, buna halkı ikna etmek için her yolu mubah görürler. Son raddede hepsinin yaptığı hayal kırıklığıdır.

Partiler eşit şartlarda yarışmazlar. Müesses nizamın öne çıkarılmasını istediği partiler seçimlere avantajlı girer. Her türlü imkan onlara bir şekil sağlanır.

Müesses nizamın çalışmak istediği partinin karşısında iktidar adayı olabilecek bir alternatif bırakılmaz. Çıkmaya kalkan olursa, bir şekil gözden düşürülür. Meydan müesses nizamın istediği siyasi partiye kalır.

Partilerin siyasette devamlılığı, icraatı ve prensipleri değil, izledikleri kutuplaştırıcı siyasettir.

Lider kültü hakimdir. Lidere mutlak itaat gerekir. Dini cemaatlerdeki şeyhlik ne ise siyasetteki liderlik de odur. Nasıl ki mürit şeyhini sorgulayamazsa, siyasette de partinin değişik kademesinde rol alanlar liderlerini sorgulayamaz. Sorgulamaya kalkan olursa kısa yoldan defteri dürülür, Siyasi hayatı karartılır. Partisinin kralı olan üst aklın valisi mesabesindedir.

İktidar olan hiçbir partide parti kültürü yoktur. Partide kültür olmayınca ülke yönetimi dediğimiz devlet yönetiminde de oturmuş bir kültür ve işleyen bir sistem olmaz. Göçebe yönetimi hakimdir.

Bu siyasette ahlak yok, etik kurallar yok, yarın yok, gelecek yok. 

Aşırı Korumacılık

Aşırı korumacılık, genelde anne babalar tarafından çocuklarına yapılır. Çünkü çocuklarını çok seviyorlar. Bir dediğini iki etmiyorlar. Çocuklarının eli sıcak sudan soğuk suya değmeyecek. Çocukları kendilerinin geçmişte çektiği sıkıntıyı çekmeyecek. Bu yüzden çocuklarına bir sorumluluk vermezler. Onun yapabileceği küçük işleri bile anne babaları yapar. Onun hatalarını görmezler. Çünkü biricik çocuklarıdır. 

Bu ailenin elinde bu şekil büyüyen bu çocuk büyüyüp anne baba dahi olsa her şeyi anne babasından bekleyen hazır yiyici biri olur ve özgüveni eksiktir. İşini bir başına yapamaz. Çocuklarını bu şekil gören anne baba ise saçlarını süpürge ettikleri bu çocuğa yanlış yaptıklarını kabul eder, pişmanlık duyar ama iş işten geçmiştir. Artık geriye dönüş yoktur.

Bir başka aşırı korumacılık, tarafgirlikten doğan durumdur. Bu tipler de tuttukları partilerine söz söyletmez. Partileri bir konuda gerekirse çelişkiye düşmüş olsun. Her hâlükârda ve vaziyette partilerini savunmaktadırlar. Partilerine mesafeli olanları, eleştirel yaklaşanları ve karşısında yer alanları düşman bellerler. Her türlü paylaşımları partilerinin rakip gördüğü parti aleyhine ve kendi partilerini övgü üzerinedir. Sahte bir el tarafından hazırlanıp servis edilen bu paylaşımları, sevenleri paylaşım üzerine paylaşım yaparlar. Tüm paylaşımları da birbirinin kopyasıdır. Paylaşım yaparken bu hesap sahte mi, içerik doğru mu düşünmezler. Yeter ki kendi lehlerine, rakiplerinin de aleyhlerine olsun. Tüm bunları partilerini çok sevdiklerinden yapıyorlar. Hatalarına rağmen partilerine söz söyletmemeleri de aşırı korumacılıktandır. Bu kadar ölümüne savunanlar olunca hata üzerine hata yapan partileri yaptığı hatalardan niye vazgeçsin. Nasılsa her halükarda karşılığı var. Öyle zannediyorum, çocuğunu aşırı sevme gibi acı sonu yaşayacaklar. Tıpkı çocuğuna kol kanat gerip hiç laf söyletmeyen anne baba gibi. Halbuki hatalarını söyleyip yine savunmaya çalışsalar ve oylarını vermeye devam etseler, partilerinin ömürlerini uzatma imkanları olabilirdi.

Bir diğer aşırı korumacılık da bir cemaate bağlı olanların cemaatlerine toz kondurmamasında gözlemlenmektedir.  Cemaatleri ne yaparsa her daim yanlarındadırlar. Her sözünü paylaşırlar. Zira cemaatlerin her sözü sorgusuz sualsiz kabulü gerektirir. Tüm paylaşımları cemaat şeyhinin sözleridir.

Aşırı korumacılığa dair verdiğim üç örnekten cemaat anlayışı yoluna devam eder. Çünkü cemaatlerin işleyişi bu şekildedir. Ama çocuğu ve partilerini koruma aynı şekil yoluna devam edemez. Yine de kendileri bilir.

2 Mart 2023 Perşembe

Bu Ülke Ne Zaman Adam Olur?

Herhangi bir depremde evlerin yıkılmadığı, kimsenin burnunun kanamadığı, 

Her depremin ardından devlet yetkilileri ve siyasilerin deprem bölgesine gitmesine ihtiyaç duyulmadığı, 

Her depremin ardından kimsenin evsiz ve barksız kalmadığı, 

Her depremin ardından kimsenin kimseyi suçlamadığı, 

Her afetin ardından devletin iban vererek bağış toplamadığı, 

Her afetin ardından devletin helallik dilemediği, 

Enkazda canlı insanlar varken salalarını okunmadığı, 

Devletin tüm depreme hazırlığının depremden sonra deprem bölgesine gitmek olmadığı, 

Depremlerden sonra devlet var mıydı, yok muydu tartışmasının olmadığı, 

Deprem veya herhangi bir afette yıkım olduğu zaman sorumluların müteselsilen istifa ettiği, hesap verdiği ve hesap sorulduğu, 

Deprem ve herhangi bir afette devlet ve millet kenetlenmesi olduğu, 

Bu ülkede bir seçimden diğer seçime beş yıl boyunca seçim konuşulmadığı, 

Devleti yönetenlerin değişik nedenlerle bir aksama olduğu zaman kızıp bağırmadan, hakaret etmeden, üslubu bozmadan, eleştirileri göğüsleyip ikna edici bir dil kullandığı, 

Bir doğal afette yaraları sarmak için iktidar ve muhalefetin siyaseti bir tarafa bırakarak yan yana, omuz omuza çaba sarf ettiği, 

Yardım dernekleri ötekileştirilmediği, her birinin kuruluş amacına uygun hareket edip etmediği denetlendiği,

Siyasi partilerin, partilerine en büyük zararı verenlerin trolleri olduğunu öğrendiği, onlara Allah rızası için kendi işinizi yapın, gölge etmeyin dediği,

Devleti yönetenlerin veya devleti yönetmeye talip olanların kendisini ispatlamış, toplumda karşılığı olan kişilerle çalışmayı tercih ettiği,

Seçimlerde başarılı olamayan genel başkanların seçim sonrasında partisini olağanüstü genel kurula götürerek bayrağı bir başkasına devrettiği,

Seçimlere giden partilerin seçimi kazandığı takdirde üst düzey yönetimlere kimleri getireceğini açıkladığı, kadrolaşmanın nerelerle sınırlı olduğunun altı çizildiği vs.

zaman bu ülkede her şey yerli yerine oturur ve adam olmaya doğru yol alırız.