24 Ocak 2023 Salı

İyi ki İyiler Var

 "Ne kervan kaldı ne at, 

Hepsi silinip gitti. 

İyi insanlar iyi atlara binip gitti." dizelerinde  Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek, iyi insanların yine iyi atlara binerek gittiğini, ortalığın kötü insanlara kaldığını anlatmak istiyor olsa gerek. Yine bir vefatın ardından   ”Bu dünya iyilere kalmaz. Hepsi çekip gidiyor” şeklinde cenaze yakınlarına teselli babında sözler söylenir.

 

İyi insanların hepsi çekip gidiyor mu? Sanmıyorum. Zira tabiat zıddıyla kaimdir. Nasıl ki her şey zıddıyla var ise kötü insanların yanında iyi insanlar da var. İyi ki varlar. Başta Necip Fazıl olmak üzere insanların bu şekilde serzenişte bulunması, ortamda kötülerin cirit atması ve işlerini her daim yürütüyor olmasından gerek. Bakmayın kötülerin ortalığı birbirine kattığına. Dün olduğu gibi bugün de iyi insanlar vardır. Yarın da olmaya devam edecektir. Seslerinin fazla çıkmaması efendiliklerindendir.

 

İyiler de kendi içinde ikiye ayrılır. İyi gün dostu olanlar ve kötü gün dostu olanlar şeklinde.

İyi gün dostlarını bir sıkıntı anında test edersin. İyiyken yanında olan bunlar en ufak bir zorda bunun yanında yer alırsam, başıma bela alırım, ikbalime halel gelir düşüncesiyle yavaştan yanından tüyerler. Bunu hal ve hareketlerinden ve ses tonlarında anlarsın. Yanına gelirken bile ayakları gerisin geriye gider.

 

Kötü gün dostu iyi insanlar ise düştüğün zaman veya başına bir sıkıntı geldiği vakit madden ve manen destek olmak için yanında yer alırlar. Çoğunu daha önce tanımadığın bu kişilerin böyle günde yani kötü gününde ortaya çıkan iyi insan olduğunu anlarsın. Bunu yaparken de kimseden çekinmezler. Kınanırım endişesi taşımazlar. Senden bir menfaatleri olmaz. Fırsat bu fırsat deyip faydalanma yoluna gitmezler. Hayatın pişirdiği hasbi insanlardır bunlar.

 

İyi ki var böyleleri...

Kötü ve zor gününde kenetlenen bu kötü gün dostlarını görünce iyi ki başıma böyle bir şey geldi. Kimin, ne olduğunu bu vesileyle aynel yakin görmüş, hakkal yakin anlamış oldum, beni hayata bağlayan da bu tip insanların varlığıdır diyorsun ve daha seçici oluyorsun. Her yanında olanı, her yüzüne güleni dost bilmemeyi öğreniyorsun.

Yaşadığımız bu hayatta kimin başına ne geleceği bilinmez ama etrafındaki iyi dediğin insanları test için bazen zorluklar gerekli. Değilse, denemediğin dostlarla bir ömrü bitirirsin. Kazara bir gün başına bir şey gelirse, ölmeden ölmüş olursun.

Hasılı özden olmayan çoklu dostu değil, az olsun ama özden dostların olsun. Varsın bir elin parmakları kadar olsun.

Kendisiyle Kavgalı Olanlar

Kendisiyle yüzleşmez. 

Kendisine çekidüzen vermez.

Kendisiyle mücadele etmez.  Çünkü kendisinde hiç hata ve eksiklik yoktur. Ne kadar eksiklik varsa hep karşı taraftadır. 

Girer bir maceraya. Çünkü iyi bir maceraperesttir. Ama girdiği bu macera boşa kürek çeken bir macera olmamalı. Tuttuğunu koparmalı. Bu yüzden gücünün yettiğine sataşır. 

Bunun için de iyi bir istihbarata sahip olması gerek. Çünkü her ne kadar mükemmel biri olsa da bu kadar iş gücün arasında hangi birini kendisi yapsın. 

Gönüllü ispiyoncu da bir şekil bulunur. 

Gelen istihbaratı değerlendirip gücünün yettiği zayıf birini buldu mu, mutluluğuna diyecek yoktur. Çünkü bu, onun için çocuk oyuncağıdır. 

Sıra geldi kavgaya. Zira içindeki kendisiyle olan kavgasını birine yıkmalı. Dünyadaki tüm vekalet savaşları da böyle değil mi? 

O yüzden yerinde bir başına durmaz. İçindeki kavgayı bir başkasına boşaltması lazım. Lazım olan gerekçeler bir şekil bulunur. Nasılsa her yerde suyunu bulandıran birileri çıkar. 

Başkasında suç bulmalı ki onu rahatsız etmeli. Bundan da geçici haz almalı.

Tüm bunlar yeterli mi? Değil elbet. Çünkü geçici haz dediğin anlık bir huzurdur. Daha da üzerine gitmelidir.

Onu düşman bellemeli. Ona kin duymalıdır. 

İnat ve kininden hiç ödün vermemelidir.

Üzerine gittikçe gitmeli ki hep savunmada kalsın. Zira o kendini savundukça hep hata yapacaktır. Bu hataları da ganimet bilir kendiyle kavgalı olan. Çünkü içini huzursuz eden problemin kaynağını bulmuştur. Onunla oynayacak ki içini teskin edebilsin. 

Bu yol ve yöntemle kaç kişinin kellesini alırsa, mutluluğuna diyecek olmaz. Daha ne ister Allah’tan. Bu dünyaya mutlu olmak için gelmedi mi zaten?

Bu huzur için tek ve hep yapacağı da kendi huzur ve mutluluğu için başkasının huzurunu kaçırmaktır. Bunu da fazlasıyla yapıyor zaten. Bu yüzden ne kadar şükretse azdır.

Tüm bunları yaparken küllenmiş vicdanı uyanıp kendisini rahatsız etmeye başlarsa, o zaman yapacağı, tüm yaptıklarına destek aramak ve onlardan güzel sözler duymak ve haklı olduğunu söylemeleri için yanına birilerini çekmek. Bu da kendisi için çok kolay. Zira elinde dedikodu gibi bir silahı var. Hangi birimiz böyle dertli olan birinin derdine ortak olmak istemeyiz ki. Yapılacak tek şey tek taraflı yargılamak. Bu da bizim işimiz.

 

Bir İnsanı Şımartmanın Yolu

Yüzüne karşı öveceksin. 

Aynı zamanda alkışlayacaksın. 

Alkışla da yetinmeyip tezahürat yapacaksın. 

Övgünü ve sevgini şehir efsanesi olacak şekilde eşin ve dostuna anlatacaksın. İlanı aşkını dost düşmana duyuracaksın. 

Analar daha böylesini doğurmadı diyeceksin. 

Kırıp dökse dahi pazara kadar değil, mezara kadar hep seninleyim diyeceksin. 

Ölümüne savunacaksın. 

Dostunu dost, düşmanını düşman belleyeceksin. Yeter ki gösterdiği hedefi değil, hedef gösterdiği parmağına bakmalısın.

Kişiliğine ve mizacına ters bir hareket yapsa dahi "Haspaya yakışıyor" diyeceksin. 

Ömrümü benden alıp ona versin diyeceksin. 

Şeksiz şüphesiz her şeyiyle o kadar öveceksin ki o bile "Ben neymişim be", var bende bir şey diyecek. 

Biriyle bozuşsa iyi yaptı; barışsa, iyi yaptı diyeceksin. 

Bazen övgüde aciz kaldığın zaman rakiplerini kötüleyeceksin. 

Yağmur yağarken ıslanmayasın diye verdiği şemsiyeyi hiç unutmayacaksın. Bu iyiliği her zaman, her yerde, herkese anlatmalısın ve minnetini ifade edeceksin. Düşünsene o şemsiye olmasaydı, halin nice olurdu. Bu diyet borcunu bir başkası aya gitse de hayatın boyunca öde, hatırla ve unutma. Gerekirse sırtına bindir, onu taşı. 

Gidişat iyi olmazsa, bu gidişatı eskiyle kıyaslayacaksın. Eskiden daha kötüydük diyeceksin. 

İyilik ve güzellikleri ona, kötülükleri ise başkasına mal edeceksin. 

Acaba bir başkası daha iyi yapar mı şeklinde nefsinin iğvasına kapılmayacaksın. Asla kendini sorgulamayacaksın. 

Kendisine karşı övgüde, başkasına sövgüde sınır tanımayacaksın. 

Yaptığı her şeye sesini çıkarmayacaksın. Bununla da yetinmeyip yaşa, var ol, ne güzel yaptın diye alkışlayacaksın. 

Bunun gibisi gelmedi, analar böylesini doğurmadı diyeceksin. 

Yaptığı çelişkiyi görmezden gelip yapılanı savunacaksın. Hayatın gerçeği bu. Hangi birimiz yapmıyor bunu diyeceksin.

Yanıp bitsen de hiç ah, vah demeyeceksin. Kendim ettim, kendim buldum demeyeceksin. Haline daima şükretmelisin. Başa gelenler Allah vergisi diyeceksin. Gülü severken dikenine katlanacaksın...