21 Ocak 2023 Cumartesi

Seçme Fıkralar (22)

Belli oluyor mu abi?

Kürtlerin olduğu bir Güneydoğu ilinde çalışıyorum. Öğretmenlerin hemen hemen hepsi de Kürt. Dersten çıkıp biraz soluklanmak için öğretmenler odasına girdim. Girdim ama herkes televizyonun önünde ve ayakta televizyonda yayımlanan bir görüntüye bakıyordu. Baktım, Apo Türkiye’ye getirilmiş, gözleri bantlı bir şekilde uçaktan indiriliyor.

Mesele anlaşılmıştı. Onlar bakadursunlar. Geçip arka koltuğa oturdum. Onların duyacağı şekilde içiniz kan ağlıyor değil mi diye seslendim. Sesimi duyan öbür köşede oturan kendisi de bir Kürt olan öğretmen, yerinden kalkıp yanıma oturdu. Nüktedan biri idi. Taşı gediğine koyardı. Üstat, fıkra sever misin dedi? Kim sevmez dedim. O zaman anlatayım, söyleyeceğimi en son söyleyeyim dedi:

Adamın biri basur olmuş. Doktor doktor dolaşmış. Hepsi bu derdin çaresi ameliyat demişler. Ameliyat olmaya olacak ama namus elden gider diye ameliyata pek yanaşmak istemez. Ağrılar iyice artınca sonunda operasyona razı olur. Ameliyat olmuş ve taburcu olmuş. Rahatlasa da namus elden gitti diye gözyaşları içerisinde hastaneden taburcu olur.

Salgın bir şekilde ve kafasında bin bir tilki olduğu halde bir yolun karşısına geçmeye kalkar. Hemen bir araba kornaya basar. Basmakla da kalmaz, camı indirip ulen ibne, önüne baksana der. Adamın morali iyice bozulur, şaşkın şaşkın adamın yüzüne bakar ve “Belli oluyor mu abi” der ve çeker gider.

“Fıkra bu üstat. O hesap, sen bizim içimizin kan ağladığını nasıl fark ettin? Belli oluyor mu yoksa?” dedi. Başkası televizyonu izlemeye devam etsin. Biz gülmeye başladık. Zaten zil de çalmıştı. Sınıfın yolunu tuttuk.

Seçme Fıkralar (21)

Kürtler şeytan soyundan mı?

Her seçim olduğu gibi 1995 seçimleri de çok çekişmeli geçer. Akademisyen ve yazar olan biri de milliyetçi bir partiden Gaziantep birinci sıra vekil adayı gösterilir. Bu yazarın yazdığı bir eserinde “Kürtlerin şeytan soyundan olduğuna” dair bir efsaneye yer verir. Kitabı ne zaman yazdı bilmiyorum ama propaganda döneminde tetikçi bir gazete, “Kürtler şeytan soyundan mı” manşetiyle bu kitabı ve yazarını sürmanşetten verdi.

Bu seçim zamanında Güneydoğu’da Kürtlerin yaşadığı bir ilçede çalışıyorum. 60 kadar öğretmenin 50-55 kadarı Kürt menşeli. O gazeteye abone olan bir Kürt öğretmen, öğretmenler odasında otururken gazeteyi önüme koydu. “Bundan sonra sizinle kardeş değiliz” dedi. Beklemediğim bu tavra şaşırdım. Ne oldu, ne yaptık dedim. Manşeti oku dedi. Okuyunca meseleyi anlamış oldum.

O yıllarda Hac’da şeytan taşlamak isteyenlerin sıkışması sonucunda ezilmeler meydana geliyor, her yıl epey kişi ölüyordu.

Öğretmen arkadaşa senin okuduğun gazete böyledir, okuyacak başka gazete bulamadın mı? Bu gazete tetikçilik yapıyor dedim. Ardından muzipliğe vurdum. Demek siz şeytan soyundansınız. Bunu öğrendiğim iyi oldu. Zaten biraz benziyorsun da dedim. Nasip olur da hacca gidersem, orada Mina’ya çıkıp şeytan taşlamayacağım. Görüyorsun kaç yüz kişi ölüyor. Şeytanı avlarken avlanmak istemiyorum. Şeytan taşlama işini Türkiye’ye saklayacağım. Bu işi hiçbir tehlike olmadan rahat rahat yapacağım dedim. “Nasıl yapacaksın” dedi. Gördüğüm Kürt’ü taşlayacağım. Değil misiniz ki şeytan soyundansınız dedim. Kızgınlığı geçti. Sen yok musun sen diyerek gülmeye başladı.

Birkaç gün sonra ikindi namazını kılmak için mescide gittim. Baktım bir cemaat oluyor, kamet getiriliyor. İmamlığa da birkaç gün önce gazeteyi önüme koyan Kürt öğretmen geçmiş. Tekbir aldı alacak. Ön safı yararak yanına vardım. Hocam, bir saniye dedim. Buyur dedi eğilerek. Kulağına, “İmam olacaksın, ben de cemaat. Yalnız şeytan soyundansın. Namazıma halel gelsin istemem. Çekil ben kıldıracağım” dedim. Tamam, sen buyur dedi ama kabul eder miyim. Namaz kılınacakmış, burası mescitmiş demem. Yeter ki elime bir malzeme geçsin. Espriyi bayatlamadan yaparım. Geçip ardına cemaat oldum.

Not: Kürtler ve başka ırkın efsane de olsa şeytan soyundan olduğunu kabul etmem. Herkesi tenzih ederim.

Seçme Fıkralar (20)

Kadılarda hutbe içeriği 

Eskiden hutbeleri devlet başkanları irat edermiş. İçerik olarak dini, siyasi, ekonomik, sosyal vb. her konuda hutbede açıklama yapılırmış. Abbasilerle birlikte hutbe irat etme görevi kadılara tevdi edilmiş. Konu olarak da sadece dini içeriğe yer verilmeye başlanmış.

Bu konuyu Adıyaman’da çalışırken Hitabet dersinde vurgulayarak işledim. Bunu sınavda şu şekilde sordum:

Daha önce okunan hutbelerde her konu hutbelerde ele alınırken Abbasiler zamanında hutbe okuma görevinin kadılara bırakılmasından sonra hutbelerde içerik yönünden nasıl bir değişiklik olmuştur? Yani hutbeler nasıl bir hüviyet kazandı?

Bu konuyu işlerken konuya ve vurguya Fransız kalan bir öğrencim, sorudaki kadıyı da kadın diye okur ve cevap olarak şunu yazar:

“Hocam, kadınlar hutbe okumaz ki hutbenin hüviyeti değişsin”.

Nasıl faziletli olunur?

Adana’da bir lisede görev yaparken 10.sınıflarda   “Nasıl faziletli olunur?” başlıklı bir konu vardı. Faziletin ne demek olduğunu açıkladıktan sonra bu soruyu öğrencilere sordum. Şöyle olunur, böyle olunur gibi makul cevaplar aldım. Benim ki muziplik ya çocuklar, bilemediniz. Bundan kolay ne var. Gider Fazilet Partisine üye olursunuz. Böylece faziletli olursunuz dedim. Bunu dedikten sonra öğrencilerin gülmesini bekledim. Adı üzerinde bir espri yapmıştım. Ama kimse gülmedi. Esprinin en kötüsü de yaptığın esprinin anlaşılmaması idi. Tüm sınıf dut yemiş, bülbüle döndü. Suratlar asıldı. Olmaz, olamaz böyle diyerek kendi aralarında homurdanmalar başladı. Arka sıradan bir öğrenci, arkadaşlar, hocamız şaka yaptı diyerek imdadıma yetişti. İmdadıma yetişse de zaten bu şakaydı dedikten sonra mizahın bir anlamı kalmazdı. “Böyle espri mi olur dediler bu sefer.

Not: 2002-2004 yıllarında bu dersi işlemiştim. O yıllarda üye olmak istense de zaten böyle bir parti yoktu. Çünkü 2000’den önce bu parti kapatılmıştı. Kapatılmasa, böyle bir partinin adını niye telaffuz edeyim ki. Zaten aktif olsa da lise öğrencilerinin gidip bir partiye üye olmaları söz konusu bile değildi. Çalıştığım bu okul çok kozmopolit bir okuldu. Hepsi olmasa da okulun önemli bir oranı branşımdan dolayı bana önyargılıydı. Dersime de öyle. Din Kültürü öğretmeni misin? Karşısında bile olsan herkes siyasi yönden bir gelenekten gelen partilere bizi yamardı. Yani kurtarır tarafımız yoktu.

Bu durumu Alevi olduğunu gizlemeyen okulumuzun memuruna dert yandım. Öğrenciler branşımdan dolayı bana önyargılı dedim. Kabul etmedi. Bu okulda sevilen bir öğretmensin. Herkes senin çoğu Din Kültürü öğretmeninden farklı biri olduğunu bilir ve değer verir dedi. Dur o zaman sınıfta yaptığım espriyi bir de sana yapayım, bakalım nasıl bir tepki vereceksin dedim. Nasıl faziletli olunur un cevabını, FP’ye üye olursan, faziletli olursun dedim. Katıla katıla güldü. Ne güzel bir espri dedi. Abi, sen bunun espri olduğunu anladın da bana önyargılarından dolayı bu espri sınıfta karşılık bulmadı dedim.