15 Ocak 2023 Pazar

Tarım Kredi Kooperatifleri

—Diyelim ki millet sizi cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdi. Seçmen şaşıp yanıldı. Sizi cumhurbaşkanı seçti. Cumhurbaşkanlığında önceliğiniz ne olacaktır?

—Ekonomidir.

—İyi bildiniz. Bu meseleyi nasıl çözeceksiniz.

—Tarım Kredi Kooperatiflerine ağırlık vereceğim.

—Bu yapılıyor zaten ama yine çözümsüzlük hakim. Hayat pahalılığı aynen devam ediyor, enflasyon düşmüyor. Hasılı vatandaş muzdarip.

—Muzdarip de olsa buna ağırlık vereceğim. Zira elimde başka sihirli değnek yok.

—Böyle yapmakla piyasaya söz geçireceğinize inanıyor musunuz?

—Elbette. Zira at sahibine göre kişner.

—Nasıl yapacaksınız bunu?

—Önce Türkiye'nin tüm il, ilçe, belde ve mahallelerinde vatandaşın rahatça ulaşabileceği şekilde üç harfli marketler misali bir ağ oluşturacağım. Vatandaş mahalle bakkalına gider gibi bu marketlere gidecek.

—Tamam, yaptınız diyelim.

—Piyasanın oturması ve fırsatçılara meydan vermemek için fiyatlarda indirime gideceğim.

—Bunu da yaptınız. Yığılmayı nasıl önleyeceksiniz?

—Vatandaşın yoğunluğunu önlemek ve markete giren vatandaş aradığı ürünü bulabilsin diye marketler önce iki vardiya, gerektiğinde üç vardiya çalışacak şekilde açık tutulacaktır.

—Sonra?

—Marketleri ve ürünleri vatandaşın ayağına getirdik. Millet sudan ucuz diye kapış kapış alıyor. Vatandaş gününde gün gördük diyecek ve hizmete doyacak.

—Tamam, bunu da yaptınız.

—Burada bir ayrıntı da satışlarda kasiyerin görev yapması. Cumhurbaşkanlığı makamına en yakın marketin kasasına ben oturacağım.

—Şaka yapıyorsun.

—Hiç bile değil. Para saymak benim işim ve musluğun başında oturmalıyım. 23.08.2022

Hayat Pahalılığına Kesin Çözüm

Bir gün milletimiz herkesi denedik, hepsini iktidara taşıdık. Her biri bize yeterince huzur vermedi. Verdiyse de geçici baharmış. Bu tür baharın da sonu hep hüsran oldu. Hep kaybeden olduk. Oldu olacak bir de denenmemişi deneyelim. Bir partisi bile olmayan ama sorumluluk verildiği takdirde görevden kaçmayacak olan, içi vatan aşkıyla dolu olan şu garibe ülke yönetimini teslim edelim. Nasılsa bir kaybımız olmaz. Battı balık yan gider, atın ölümü arpadan olsun dedi ve kutsal görevi bendenize tevdi etti.

Olmaz, ben yapamam dersem de baktım millet ısrarcı, hiç olmadığı kadar ciddi ve bir o kadar da samimi. Alacağım mecburen. Bunun vebali vardır. Zira sorumluluktan kaçamam.  

Bu durumda halkıma öncelikli olarak neyin çözülmesini bekliyorsunuz derim. Öyle ya, beni bu millet getirdi. Dertlerini de onlara sormalıydım ve onların derdine merhem olabilirsen ne mutlu bana. Onlar da benden şu gece gündüz üzerimize dolu şeklinde sicim gibi yağan, yağarken kafa-göz yaran, yarmakla da kalmayıp sel baskınlarına neden olan, ocağımıza incir diken zamları durdur dedi. Baş üstüne deyip sarılırım ekonomiye.

Bu durumda yapacağım ilk iş, bir devleti devlet yapan unsurlardan bir tanesi olan milli paramız TL'yi kaldırmak olur. Yerine ne koyacaksın derseniz? Doları elbette. Kızacaksınız doğal olarak. Köpüreceksiniz. Beni boğmaya kalkacaksınız. "Olmaya komaya irme. Suç sende değil, seni bu göreve getiren biz akılsız kafada" diyeceksiniz. Demekle kalmayıp sinirinizden kafanızı duvara vuracaksınız. Sonra hışımla yerinizden kalkıp beni linç etmeye kalkacak iken içinizden macera seven birkaç kişi "Durun ey ahali! İdam mahkumuna bile idam edilmeden önce son isteği sorulur. Tamam öldürelim, başkasına da ibret olsun. Demokrasiye saygımız olsun, önce niçin diyelim. Sonra bunu biz getirdik. Bir beş yıl sabredeceğiz. Biz nice beş yıllar sabrettik başkasına. Buna mı sabredemeyeceğiz. Bakın adam öncekilerden farklı bir şey söylüyor dedi. Siz de nasılsa elimizde ha şimdi ha az sonra öldürürüz dediniz. Bilirim samimisiniz bunda. Çünkü geçmiş tecrübeleriniz arasında başbakan asma geleneğiniz var. Bu işi bir defa yaptınız mı arkası gelir.

Nihayet elinizden şimdilik kurtuldum. Ama sonunda ölüm de olsa lirayı kaldırmaktan vazgeçmeyeceğim ve diyeceğim ki "Ne horozlanıp duruyorsunuz. Paranızı yediğim falan yok. Siz benden zammı durdur demediniz mi? Ben de onu yapıyorum" derim. Siz de "Söyle lan, çıldırtma! Bu zammı nasıl durduracaksın" dediniz.

Efendim! Zamlara, enflasyon ve hayat pahalılığına, girdi fiyatlarına etki eden hep bu dolar değil mi? TL ne zaman dolar karşısında değer kaybettiyse, bu bize zam olarak dönmedi mi? Ben sürekli değer kaybeden, bundan dolayı da fiyat ayarlama durumu ortaya çıkan TL’yi kaldırarak yerinde duran ve sabit olan dolara endeksleyeceğim ürünleri. Diyelim ki bir ürünün fiyatı 1 dolar. Vatandaş aylar sonra bile gelse o ürünü bir dolardan alacak. Kaldı mı ortada hayat pahalılığı? Gördünüz mü fiyatlar nasıl sabitleniyor. Hamaseti bir tarafa bırakalım. Lütfen sadede gelelim. Bizim merhemimiz TL’den kurtulmak. İsteyen yine TL kullanmaya devam edecek. Alışveriş yaparken aldıkları kaç dolar tutuyorsa, karşılığında o an o saniye kur kaç lira ise o kadar TL verecek. 31.08.2019

Bir Ders Programı

İngilizce öğretmeni bu öğretmen. Müdürünün özene bezene hazırladığı bu programından dertli mi dertli. "Herkes görsün. Geçen sene de böyleydi. Bıktık bu müdürden" demiş bizim cavurca öğretmeni. 50 km uzaktan geliyormuş üstelik. Öğretmenin dert yandığı kadar var mıymış? Bir bakalım.

Herkes görsün demiş. Programı görüyoruz da ustasının ismine yer vermemiş. Halbuki usta eseriyle, eser de ustasıyla anılır. Bu da sanatçıya yapılmış en büyük haksızlık.

50 km öteden geliyormuş. Mübarek, ne işin var o kadar km ötede? Bir de öğretmen olmuşsun. Bilmiyor musun, “En iyi okulun evine en yakın okul olduğunu"?  Bu kural ve züğürt tesellisi sadece öğrenciler için mi geçerli? Sormazlar mı niye okula yakın bir muhitte oturmuyorsun diye.

Gelelim ders programının mucidine. Bu programın yapılışında, bilinsin ki art niyet yok, olsa olsa kasıt vardır. Ayrıca müdürümüz yönetmeliğin kendine verdiği yetkiye dayanarak öğretmenin isteğini dikkate almış ve haftanın günlerine dengeli bir şekilde dağıtmış. Nöbet görevi öğretmenin dersinin olmadığı ya da dersinin en az olduğu gün olarak 1 saat dersinin olduğu günlerin aksine 5 saat dersinin olduğu günü seçmiş. Ne yapsaydı müdür? Yönetmeliğe aykırı hareket mi etseydi? Üstelik müdür bu sanatını icra ederken emek hırsızlığına gitmemiş, zoru seçmiş ve becerisini ortaya koymuş. Çünkü böyle bir ürün ortaya koymak da her yiğidin harcı değil. Zira istese de herkes narsist olamaz. Hele gıcık, kıl hiç olamaz. Egosunu başka türlü tatmin edemez. Ego deyip de geçmeyin. Başka türlü hayvani duygularını nasıl giderecek. O da bir insan zira. O yüzden emeğe saygı göstermek erdemliliktir. Yine müdür, diğer meslektaşlarının öğretmenler tarafından kıymeti bilinsin diye kendini ateşe atmış. Çünkü herkes bu programa bakacak. Kulağına kurşun. Bizim müdür bunun yanında yunmuş yıkanmış diyecek.

Hasılı müdürde öğretmeni koruma var. Koruma nerede derseniz? 1 saatlik dersinin olduğu güne nöbet görevi yazabilirdi. Bunun yerine 5 saat dersin olduğu güne nöbet vermiş. Öğretmen art niyetli olunca müdürün bu jestini de göremiyor. Haliyle bu öğretmen milletine iyilik de yaramıyor. Hem fena mı, bu müdürü hayatın boyunca unutmazsın. Ben de unutmam hiç. 11 saatlik dersimin 7 saatini sallanmasın diye salı güne, diğer 4 saati de haftanın geri kalan 4 gününe birer saat serpiştirmişti. Cuma gününe atılan dersim de cuma saatine tevafuk etmişti. Ben bu öğretmen gibi sosyal medyayı kullanmadım. Direk yanına çıktım. Programa ne dersin dediğimde, fıstık gibi program demişti. Fıstığı bana bir tarif et deyince, kastım yok. Seni severim, bilirsin demişti. Ben de keşke kastın olsaydı. Ben de idare ile aram yok. O yüzden programımı bozuk yaptılar derdim demiştim.