13 Ocak 2023 Cuma

Kişilik ve Karakter Bozukluğu (2)

Kişilik ve karakter bozukluğunun sebeplerini ve özelliklerini bir önceki yazımda alıntılarla ifade etmeye çalıştım. Bu yazımda da bazı kişilerin kişilik özelliğine yer vereceğim.

Bir insanın bir günde dört mevsim yaşaması, 

Ne zaman, hangi harekete ne tepki vereceğinin belli olmaması, 

Çalışanlarına güven duymaması, 

Üslubunun herkesi kırıp geçirmesi ve incitmesi, 

Korku ve tehditler salması, 

Etkili, yetkili ve de sorumlu bir makamda olmasına rağmen altındaki personeli hakkında dedikodu yapması, personelinin kötü olduğu hakkında başkalarını yanına çekmeye çalışması, 

İnsanların ikili konuşmalarına varıncaya kadar haberdar olmak istemesi, 

Gerekli, gereksiz her şeye inceleme ve soruşturma başlatması, 

Yapılan her planı benim niye haberim yok diye bozması, pişmiş aşa su katması, 

Ben yaptım oldu psikolojisinde olması, 

Kendisini bulunmaz Hint kumaşı sanması, 

Aşırı kin ve intikamla dolu olması, 

İnatçılığı, 

Kafasına taktığının birden olmasını istemesi, 

Sabırsızlığı, 

Her işe, her şeye burnunu sokması ve maydanoz olması, 

Gittiği her yer ve ortamda huzur bozması, 

Kin ve intikam listesine aldığı kişileri öveni de kara listeye alması, 

Ölümlerin mesai saatleri dışında olması, mesai içinde ölecekse de defin işlemlerinin mesaide sonra yapılması. (Çünkü mesaiden ödün verilemez. Çünkü cenaze nasılsa bir şekil kalkar.)

Kendisinden başka herkesin yattığına kendisini inandırması, 

Kendisini mükemmel, akıllı ve çok zeki gördüğü için asla eleştiriye gelmemesi. Çünkü böyle özellikli birini eleştirmek kimsenin haddi değil.

“Bir şey yapmayacağım” demesine rağmen tükürdüğünü yalayıp bir ve çok şeyler yapması.

Kafasını taktığı konuda sonuca varıncaya kadar o işin peşini bırakmaması, gerekirse o işi Filistin ve İsrail meselesine dönüştürmesi,

İnsanların rahat ve huzurunu bozmaktan aşırı zevk ve haz alması ama mutluluğu için tüm bunları yeterli gelmemesi,

Bir başına kalmaktan korkması, sözünün geçtiği yerlere giderek her şeye çomak sokması,

Aşırı şüpheci olması,

Kimsenin işini düzgün yapmadığına dair kendini inandırması...

Var mıdır bu özelliklerde olanlar? Sanmıyorum. İyi ki yoklar. Değilse hayat çekilmez olurdu. 

Kişilik ve Karakter Bozukluğu (1)

Kişilik, "bir kimseye özgü belirgin özellik; manevi ve ruhi niteliklerinin bütünü, şahsiyet" . "İnsanlara yakışacak durum ve davranış". 

Karakter, "Bir nesnenin, bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen ana özellik, öz yapı, seciye". 

"Bireyin kendi kendisine egemen olmasını, kendi kendisiyle uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve hareketlerinde tutarlı, sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü". 

Tanımlarda görüleceği üzere kişilik ve karakter aynı anlamda kullanılıyor. Yazımda kişilik ve karakter bozukluğuna ve özelliklerine alıntılarla yer vermek istiyorum:

"Kişilik özellikleri esneklikten yoksun ve uyum bozucu, işlevsellikte belirgin bir bozulma ya da öznel bir sıkıntıya neden oluyorsa kişilik bozuklukları düşünülebilir." (memorial.com.tr.)

"Bazı hastalar, kişilik bozukluğunun olduğunun farkında olamayabilir, çünkü düşünme ve davranış tarzı kendilerine son derece normal gelmektedir. Bu durumda hasta, karşılaştığı zorluklar veya olumsuzluklar için başkalarını suçlayabilir. (acibadem.com.tr)

"Kişilik bozuklukları bir kişinin sağlıklı bir şekilde düşünmesine engel olan ve davranışlarında anormal değişimlere sebep olan psikolojik bir rahatsızlıktır. 

Genetik yatkınlığın etkisi olduğu gibi kişinin yaşamış olduğu ağır depresif durumlar da bu hastalığa neden olmaktadır.

Kişilikte yaşanan bozukluklar özellikle ergenlik döneminden itibaren belirginleşmeye başlamaktadır. 

Kişilik bozukluğuna sahip olan kişilerde toplumsal uyum sorunu, arkadaşlık kuramama ve iş veya okul hayatında düzenli olarak sorunlar yaşama görülmektedir. 

Bu gibi rahatsızlıklara sahip olan kişiler hastanelerde bulunan psikiyatri polikliniklerine başvurarak tedavi olmalıdır.

Kişilik bozuklukları birbirinden farklı pek çok türe sahip olan bir rahatsızlıktır ve her türün kendine özgü bir tedavi seçeneği bulunmaktadır. Uygun tedavi yöntemi ile bu rahatsızlık kolay bir şekilde tedavi edilmektedir. Fakat yaşanan rahatsızlığın kökleri çok derinlere dayanıyorsa yani hastalık uzun süredir var ise tedavi süreci uzamakta ve zorlaşmaktadır”. (koruhastanesi.com)

Kişilik Bozukluğuna Neden Olan Etkenler:

“Çocukluk döneminde yaşanan psikolojik travmalar, şiddet görme ve yanlış yönlendirmeler,

Çocukluk döneminde dış dünya ile sağlıklı iletişim kurulamaması ve dış dünyadan soyutlanmış olma,

Genetik yatkınlık hali,

Çocuğun dünyaya geldiği ve büyüyüp geliştiği çevre,

Çocuğun aile bireylerinin diğer insanlar ve çevre ile olan etkileşimi,

Çok sevilen ve değer verilen bir kişinin ölümü,

Beyin yapısı ve işleyişinde meydana gelen farklılıklar,

Herhangi bir nedene bağlı olarak oluşmuş fiziksel eksiklikler,

Ağır ruhsal bunalımlar,

Olumsuz örnek teşkil eden insanların çocuğun çevresinde yer alması,

Küçük yaşta yaşanan cinsel istismar durumları kişilikte bozulmalara neden olan en etkili hallerdendir.

Bu durumlar özellikle yaşça küçük çocukların zihinlerinde derin yaralar açmakta ve kişilik eğilimlerinin değişmesine sebep olmaktadır. 

Kişilik bozuklukları hakkında yapılan tüm araştırmalarda kökenlerini çocukluktan aldığı görülmekte olduğundan ebeveynler son derece dikkatli davranmalıdır. Çocuklarının gelişimi esnasında onlara sağlıklı ve mutlu bir ortam sağlamalıdır. Yaşanacak olumsuz durumlarda çocukları bu ortamlardan uzak tutmalıdır. Genetik bir yatkınlık durumu söz konusu ise sürekli olarak doktor kontrollerine gidilmelidir. Kişilik bozukluğu insanların tüm yaşantısını olumsuz etkilediğinden dolayı bu konuda son derece dikkatli ve özenli olmak gerekmektedir. Kişilik bozuklukları her ne kadar çocukluk ve ergenlik döneminde sıklıkla görülse de ilerleyen yaşlarda da bu durum ortaya çıkabilmektedir." (koruhastanesi.com)

Kişilik bozukluklarının çok çeşitleri olsa da burada bir tanesine yer vereceğim. Bu da” Paranoid Kişilik bozukluğudur.

Bu rahatsızlık genellikle erken erişkinlik yaşayan bireylerde görülmektedir. 

Paranoya hali bu türün en belirgin özelliğidir.

Bu tür bozukluğa sahip olan bireyler herkese kuşkucu yaklaşmakta ve kimseye güvenememektedir.

İnsanların kendilerine zarar vereceğini veya küçük düşüreceğini düşünmektedirler. 

Sürekli olarak içlerinde kin duygusu barındırmaktadırlar. 

Bu kişiler evlilik ve ilişkilerinde partnerlerine büyük sorunlar yaşatmaktadır”. (koruhastanesi.com)

Tanıdığım Köy Öğretmenleri (2)

Öğretmenlik bir meslektir. Ama bunların yaptığı öğretmenlik mesleğinden öte bir şeydir. Gittikleri yere sevgi tohumu ekiyorlar. İçlerinde bu yükü kaldıramayıp kaçak güreşenler yok mu? Her meslek grubunda olduğu gibi bunların içinde öyleleri de çıkıyor. Ellerinin ucuyla eğreti durdukları belli olan bu tipler bir yolunu bulup görevlendirme vs. yollarla merkeze kaçıyor. Ama böylelerinin sayısı azdır.

Öğretmenleri branşlarına göre kıyaslamayı sevmem ama özellikle branş öğretmenlerine göre her gün okulda olmaları ve yoklukları hissedilen bu sınıf öğretmenleri, özellikle köyde görev yapanlar özlük hakları yönünden diğer branşlara göre pozitif ayrımcılığa tabi tutulmalarını gerektiriyor.

Yokluktan bir şey üreten, öğrencisini ilmek ilmek işleyen bu köy öğretmenleri etimiz nedir, budumuz bedir, bir başına ne yapabiliriz demeden, bir bakmışsın, okuma bayramı yapıyor, mezuniyet düzenliyor, sergi açıyor vs. Her ne yaparlarsa her bir etkinlikte imzaları var. Geziye gidiyorlar. Güvenlik bakımından yaptıklarını anne babaları yapmaz. Ubuntu gibi öğrencileri el ele tutuşturup kendileri de aralarına giriyor. Bunları gören, yürürken oyun oynuyor sanır. Halbuki yaptıkları çocukların kaybolmaması, geri kalmamasıdır.

Danışıp istişare etmeden iş yapmazlar, yaptıklarını da en güzel şekilde yaparlar.

Bu vesileyle Mehmet’i, Ümmü’yü, Mehmet Emin’i, Fatma’yı ve Emine’yi tanıdım. Hepsinin yeri ve değeri ayrıdır nazarımda.

Mehmet’le başlangıçta iyi tanışmadım. Başkasının yükünü sırtlandım. Tanımadan üzerine vardım da vardım. Zamanla o beni, ben de onu tanıdım. Boşuna dememişler insanlar kıyafetleriyle karşılanır, fikirleriyle uğurlanır diye. Görevini dört dörtlük yapan, soyadı gibi saygılı olup saygıyı eksik etmeyenlerden. Tüm yoğunluğun arasında ikinci bir fakülteyi bitirenlerden. Böyle yazıyorum ki bana karateciliğini göstermeye kalkmasın. Zira pek korkarım. Görmedim ama satrançta da iyi olduğunu işittim. On parmağında on marifet yani.

Ümmü deyip de geçip gitmeyin. Okuluna, mahallesine, ilçemize değer üstüne değer kattı. Ölmüş okulunu yeniden diriltti. Avcı dendiğine bakmayın. Avcılığı, her şeyin üstesinden gelmesi, avlanacak avı tavlayıp kendine bağlaması olsa gerek. Gerekirse av da yapar. Fedakarlık ve koşuşturmasına diyecek yok. Bir ara hortumla postu deldirmişti ama kısa zamanda gönle girmeyi becerebildi. Herkesin evde eğitime gitmekten kaçındığı, hayır olmaz dediği bir ortamda yeni gelmiş biri olarak bana ne demedi. Yazın beni dedi. Yani yeniçeri değilim ben dedi. Ağzı laf yapıp istemeyi, işini yaptırmayı da iyi bilir. İki elmaya beni avladığı olmuştur. Adı üzerinde avcı.

Mehmet Emin’e gelince bakmayın soğuk gibi durduğuna. Beyefendi biridir. İşinde ve aşında. Ekmeğini taştan çıkarır. Belki de bu yüzden taşıran dendi kendisine. Bekardır ama okuluyla evli. Sesi nasıl bilmem ama çalma yönünden de maharetli olduğunu işittim. Ortamını bulduğu zaman konuşmayı, içini dökmeyi ve dinlemeyi de bilir. Okulunun her şeyi, aynı zamanda bahçıvanıdır. Öğrencilerin bahçıvanı olduğunu söylemeye gerek yok. Sessiz duruşuyla gününde çiçeği kaptı. Bir ara benim telefonlarıma bakmadı ama canı sağ olsun. Bütün derdimiz bu olsun.