10 Ocak 2023 Salı

Dini ve Resmi Nikah (4)

Dini nikahın sakıncalarını yazmaya devam ediyorum.

5. Dini nikahlarda her iki tarafın da hakkını korumak esas olması gerekirken hep kadın mağdur olmaktadır.

6. Dini nikah sadece resmi nikahın akabinde kılınsa iki nikah kıyılmış da olsa buna kimse bir şey demez. Ama daha resmi nikah kıyılmadan söz ve nişanlılık döneminde aileler birbirinin yanına rahatça girip çıksın, namahrem olmasın ve günah işlemesi diye gençlere dini nikah kıydırıyorlar. Adı üzerinde nişanlılık dönemi. Bu dönemde anlaşamadıkları için o kadar yüzük atan var ki bunları hepimiz biliyoruz. Bu evrede yakın temas durumu da söz konusu olabiliyor. Kız tarafı nişanı bozarken erkek boşamayı vermem diyebiliyor. Burada da yine kız mağdur edilmektedir.

7. Birden fazla evlilik düşünen erkeklerin imdadına dini nikah yetişiyor. Sayısı fazla olmamakla beraber içimizde ikinci, üçüncü evlilik yapanlar var. Bunlar bu cevaz bu nikah türünden alıyor. Alenen ikinci evlilik yapanların yanında ailesinden ve çevresinden habersiz dini nikahla evli olanlar da var. Bu tür evliliklerin resmiyet olmayınca doğacak çocukların nüfusa geçirilmesi sorun olabiliyor. Gizlilik halinde ise bu akrabalık ilişkileri ileride sorun olarak karşımıza çıkabiliyor.

8. İkinci baharını yaşamak isteyen nicelerini önünde resmi nikâhı kıyma yasağı olmamasına rağmen mirastan kaçınmak suretiyle dini nikah kıyma yoluna gidiyor. Resmi Nikah koymam diyor. Bir de önce dini nikahla evlenelim. Birbirimizle anlaşabilirsek, ileride resmi nikah kıyarız. Anlaşamazsak, sen yoluna, ben yoluma diyenler de var. Bu yüzden birden fazla evlilik düşünenler ve ikinci bahar evliliği yapanlara dini nikah daha cazip geliyor. Nasılsa bu tür dini nikahın bir yaptırımı ve sorumluluğu yok.

9. Dini nikahta kayıt ve kürek olmadığı için boşanma da erkeğin boşadım demesiyle sona eriyor. Burada da kadının iradesi yok. Halbuki nikah bir akit, bir mukavele, karşılıklı bir sözleşme ise  boşanırken kadının da iradesi olması gerekmez mi? Kadının söz hakkı yok ise bu kararı birlikte almayacaklarsa, o zaman evlenirken kıza falanı istiyor musun diye niye soruyoruz? Evlenirken görüş ve irade beyanı veriyorsak boşanırken de kadına bu hakkı vermek lazım. Ki bir anlaşma nasıl yapıldıysa, o şekilde bitirilir ve bitirilmelidir. Evlilik gibi ciddi bir müessesenin bitirilmesi, erkeğin iki dudağı arasında olmamalıdır. Burada da resmi nikah daha doğrusunu yapıyor. Birden boşamıyor, zamana yayıyor ve her ikisine de boşamayı isteyip istemediklerini soruyor. Biri istemezse, kolay kolay boşamaya mahkeme yanaşmıyor.

Hasılı, dini ve resmi nikah konusunu bu yazımda sonlandırmak istiyorum. Toplum bir güvencesi ve sorumluluğu olmayan bu dini nikahla yüzleşmelidir. Taraflara sorumluluk yükleyen tek nikahla yetinmelidir. Diyanet ve işin uzmanları; hoca, imam veya dini nikahın örfi olduğunu, buna gerek olmadığını, resmi nikahın yeterli olduğunu halka bir güzel anlatmalı dır. Bu konuda halkı ikna etmelidir. İlmihal kitaplarında dini nikah adı altında bir bölüm varsa, yeni baskısında o bölümü çıkarmalıdır. Türkiye toplumu bu ikilemden kurtulmalıdır. Herhangi bir olumsuz durumda “imam nikahlı imiş” gibi sözleri duymak istemiyorum. Çünkü bu tür sözler ve oluşan mağduriyetler dine ancak leke getirir. Çünkü bir evlilik akdinde taraflardan birini özellikle kadını koruyamayan bir nikâh, nikah olamaz. 

Dini ve Resmi Nikah (3)

Niçin illa resmi nikah diyorum ya da resmi nikah olmadan kıyılan dini nikaha niçin sıcak bakmıyorum? Çünkü, 

1. Dini nikah diye kıyılan nikahlarda bu iki kimsenin evlendiğine dair bir kayıt ve kürek yok. Araba ve ev alım satım işlemlerinde, borçlanmalarda dahi hayatın her alanında noterden veya tapudan alım ve satış yapılırken evlilik gibi insanların ömürlerini birleştireceği bir akitte belgenin olmaması kabul edilemez. Bu, evliliğin temellerini çürük atmak demektir. Dini nikâhı önemseyen insanların, Kur'an'ın en uzun süresinin en uzun ayetinde Allah'ın borçlanmalar konusunda ne yapmaları gerektiğini uzun uzadıya anlatırken karşılıklı akit olan evlilikte bir belgenin olmamasının bir izahı olamaz. Borç kadar mı değeri yok evlilik akdinin? (Resmi nikahın yanında kıyılan adına dini denen nikaha sözüm olmaz. Bu da nikah değil, kişilerin kafasındaki tereddüdü gidermek ve içleri rahat olsun diye.)

2. Dini nikahlarda nikâhı kıyılan kişilerin evlenmelerinin önünde bir engel olup olmadığı araştırılmıyor. Hocayı çağırıp nikahımızı kıy demekten ibaret. Hoca, bunların beyanlarını esas alıyor, evli olup olmadıklarını bilmiyor. Belki de bu evlenenler dinen evlenmelerinde sakınca olan kişiler olabilir. Yaşları tutmuyor olabilir. (Burada hoca derken illa cami hocalarını kastetmiyorum. Ki hocalar resmi nikâhı görmeden kolay kolay dini nikah kıymazlar. Bugün az buçuk mürekkep yalamış, resmi görevi olmayan kişiler de bu nikâhı kıyıyorlar.)

3. Dini nikahlarda bazen nikah yerine evlenecek kız getirilmiyor. Vekaleti babası alıp geliyor. Evlilik gibi önemli bir hususta vekalet olmaması lazım. Zaten bu tür vekaletin resmiliği de yok. Baba gelip kızın vekaleti bende diyebiliyor. Ne belli kızın vekaleti gönül rızasıyla verip vermediği. Nikah akdinin iki şahit dışında umuma açık, başka insanların arasında olması tercih edilmeli. Evliliği cümle alem duymalı ve evlenecek kız da orada hazır olmalı ve kabul ediyorum beyanını herkes duymalı.

4. Resmi nikahta birinci derece yakın yani anne ve baba şahit olarak kabul edilmezken dini nikahta yanlış bilmiyorsam, anne ve baba da şahit olabiliyor. Bu yönüyle de resmi nikah daha sağlıklıdır.

Bu konuya devam edeceğim. 

Dini ve Resmi Nikah (2)

Bir önceki yazımda kıyılan tüm nikahların resmi nikah hüviyetinde olduğunu, bugün adına imam, hoca ya da dini dediğimiz nikah türünün 1926 yılında çıkarılan Medeni Kanunla birlikte nikah kıyma görevinin belediyelere verilmesi üzerine acaba nikahımız oldu mu tereddüdü üzerine çıktığını başkasından alıntı yapmak suretiyle izah etmeye çalışmıştım. 

Bu yazımda da 1926 yılından beri nikah konusunda devam eden çift başlılığa işaret ederek kıyılan dini nikahın sakıncalarına ve gereksizliğine işaret etmek istiyorum. 

Öncelikle nikahın hocalısı, imamlısı ve dinisi olmaz. Nikah nikahtır. İki şahit huzurunda evlilik çağına gelmiş reşitlerin kendi gönül rızası ile evlenmek istediklerine dair icap ve kabulde ibaret beyanlarının kayda geçirilmesinden ibarettir nikah. Evlendiklerine dair imza ve hazırlanan belge her iki tarafa da sorumluluk yükleyen ve geçerliliği olan bir belgedir. Evliliği sağlama alan bir mukaveledir. Medeni hukukun nikah kıyma yetkisini belediyeye ve muhtara vermesi dolayısıyla dini nikah kıyma ihtiyacı doğuyorsa, müftülere de nikâh kıyma yetkisi verildi. İsteyen gider, nikâhını müftülere kıydırır. Ki müftünün kıydığı nikah da resmidir. Resmi nikahlarda dua yok, biz bu yüzden dini nikah kıydırıyoruz denirse, kişilerin resmi nikahın akabinde evlendiklerine dair belgeyi gösterdikten sonra dini nikah kıymalarının önünde bir engel yok. İçi rahat etmek isteyen bu yola başvurabilir. Anlatmak istediğim, tek ve vazgeçilmez olan resmi nikahtır. İster belediye başkanı ister görevlendirdiği memur ister müftü ister imam nikahı kıysın ama kıyılan bu nikahın tarafları bağlayan bir hüviyeti olsun. O yüzden dini nikahla bu toplumun yüzleşmesi gerekir. Böyle bir nikahın olmadığını başta Diyanet olmak üzere bu alanda söz sahibi olanlar ikna edici bir dil ile topluma açıklamalıdır.