28 Kasım 2022 Pazartesi

Vakfiyeler Hiç mi Değiştirilemez? *

İslam medeniyetinde, kaynağını ayet ve hadisten alan vakıflar var. Şimdilerde azalsa da geçmişte hemen hemen her konuda bir vakıf bulmak mümkün. Her vakfın da amacı doğrultusunda hizmet etmesi için vakfiyeleri vardır. Çünkü ileride birileri bu tür vakıfları eline geçirerek vakfın imkanlarını amacı dışında kullanabilir. Bu yüzden vakfiyeler önemlidir ve değiştirilmemeli.

Vakfiyeler hiç değiştirilemez mi? Şartların değişmesine göre vakfiye de değiştirilmeli yani güncellenmeli. Ne demek istediğimi bir örnek vererek açıklamak istiyorum. Konya'nın bir mahallesinde, imamların kadrolu olmadığı, cami cemaatinin parayla imam tuttuğu çok eski yıllarda, cami cemaatinden bir hayırsever, tarlasını camiye vakfeder. Hazırlanan vakfiyeye de "Bu tarlanın gelirinin 3'te 2’si caminin ihtiyaçları için harcanacak. Geriye kalan 3'te 1'i de imama verilecek" yazılır.

Gördüğünüz gibi hayırsever iyi düşünmüş. Caminin tamir, ısınma ve diğer ihtiyaçlarının giderilmesi için camiye sürekli bir gelir olsun diye düşünmüş. Aynı şekilde camide görev yapan imamı da ihmal etmemiş. Bu yol ile İmam, aylık veya yıllık gelirinin bir kısmını buradan karşılayacak. Geri kalan kısmını da her ay veya yıl sonu cemaatten toplayacak. Cami ve imam için bir akar olan bu inceliği düşünen vakıf sahibine sonsuz teşekkürler. Allah hayrını kabul etsin. Amel defteri de daima açık olsun.

Bir ay öncesinde bu vakfiyeden haberim oldu. Hayırseverin vakfiyesi aynı şekilde devam ediyormuş. Yani tarlanın gelirinin üçte ikisi camiye, üçte biri de imama. Camiyi anladım. Aynı cami. İhtiyaçları vardır. Gelir, vakfiyede olduğu gibi aynen verilmeye devam etsin. Burada sorun, üçte birinin imama verilmeye devam etmesi. Burada gariplik nerede derseniz, imamlar bugün kadrolu ve maaşlı. Yani eskisi gibi parasını cemaat vermiyor. Üstelik diğer devlet memurlarına göre çoğunun cami yanında lojmanı bile var. Maaşlı olmasına rağmen bu vakfiyenin aynen uygulanması doğru mu? Bence doğru değil. Diyelim ki vakfiyenin dışına çıkılamaz. İmam niye bu parayı alıyor? Ben bunu hiç etik bulmam. Vakfiyeyi yürütenler vakfiyeye uygun şekilde imama verseler bile imamın, "Arkadaş, bu vakfiyenin şartları değişti. Bu vakfiye yazıldığında buranın imamı devletten maaş almıyordu. Ben ise devletten maaş alıyorum. Bu maaşı alamam" demesi gerekmez mi? Haydi aldı diyelim. İmamın, "Bana verilen bu parayı caminin ihtiyaçlarında kullanmak üzere bağışlıyorum. Kesin makbuzu" demeli değil mi?

Diyelim ki vakfiye sahipleri dini derinliğe sahip olmadıkları için cesaret edemiyor ve imamın payını vermeye devam ediyor. Paranın yüzü sıcak misali imama ek gelir olduğu için imam da almıyorum diyemiyor. Bu durum dini konuda uzman fıkıhçılara soruluyor. Onların verdiği cevap da "Vakfiye değiştirilemez. İmam almaya devam edecek" şeklinde fetva veriyorlar.

Hasılı, geçmişte hayırseverin sadakayı cariyem olsun diyerek vakfettiği tarlanın gelirini bugün bu vakfiyeyi devam ettirenler vakfiyeye uygun şekilde vermeye devam ediyor. Veren veriyor, alan alıyor, birileri de almasında sakınca yok diyor. Kusura bakmayın ama kıt aklım ve yarım dini bilgimle söylüyorum. Bu vakfiye bu haliyle devam etmemeli, güncellenmeli: Tarlanın gelirinin üçte üçü de caminin ihtiyaçlarına harcanacak, nokta denmeli. Böyle olursa bu vakfiyenin bir anlamı olur. Bugünkü haliyle imama ek gelir şeklindeki payı uygun ve dini görmüyorum. Bu tür vakfiye sadece Konya'daki bir caminin vakfiyesinde yazmıyordur. Öyle zannediyorum, birçok ilimizde benzer durum söz konusudur. Diyanet yetkililerinin şartları değişmiş vakfiyelere güncel bir fetva vermeli. Kafalardaki müphemi gidermeli. 

*02 Aralık 2022 günü Barbaros Ulu adıyla Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

Akıllı Ol!

—Babacığım, yazar olmak istiyorum. 

—Çocuklara yönelik hikaye ve masal yazarlığı mı? İyi para kazanırsın. Okul okul dolaşır, kitaplarını imzalarsın.

—Değil. 

—Ne yazarlığı o zaman? 

—Bir gazetede köşe yazarlığı. 

—Ne tür konulara yer vereceksin? 

—Gündeme dair her konuda. 

—İyi halt edersin. 

—Niye ki? 

—Gündem dediğine dini, siyasi, ekonomi vb. her konu girer. 

—Öyle elbet. 

—Hiç tavsiye etmem evlat. 

—Neden? Yazmak, bir konuda görüş ortaya koymak iyi değil mi? Okuyucunun buna ihtiyacı var.

—Boş ver bu ihtiyacı kim karşılarsa karşılasın. Kendine başka bir meşgale bul. Sonra kimsenin ihtiyacını bu tür yazılarla karşıladığı falan yok. Bu ülkede herkes her konu ve her şeyin alimidir. 

—Niye ki? 

—Kutuplaşan ve herkesin tarafgir olduğu ülkemizde senin yazı yazmanın bir karşılığı yok. Zira herkesin safı belli. 

—Bu kadar olacağını sanmıyorum. Yine de deneyeceğim. Bu konuda önerilerin ne olur? 

—Yazılarında nasıl bir yaklaşım izleyeceksin?

—Doğruya doğru, yanlışa yanlış. Eleştirel yaklaşacağım. Bu yanlış, doğrusu şu diyeceğim. Kişiselleştirmeden hareketleri tenkit edeceğim. Kimsenin, hiçbir grup ve zümrenin adamı ve kılıç sallayanı olmayacağım...

—Yani yanacağım diyorsun. 

—Ne alaka? Buna kim ne diyebilir? 

—Esas bu yolu takip edersen yanarsın. Zira kimse içinden geldiği gibi yaz demiyor. Kendi kafa yapısına uygun yazarsan seni el üstünde tutarlar. Yani noterler olmanı istiyorlar yoksa tu kaka yaparlar. Bu şekil birileri seni el üstünde tutarken diğer kesim seni yağcı ve yalaka olarak görür. Kimseye yaranamazsın. Hele eleştirel yaklaşımdan seni men ederim. Zira eleştirinin bu topraklarda karşılığı yok. Şakşakçı olacaksan o başka. 

—Eleştiri doğru olsa da mı? 

—Esas doğru eleştiri sorun. Çünkü "Bizi esas inciten eleştiriler isabet eden eleştirilerdir".  Zira çok dokunur. O yüzden eleştiri yolunu seçeceksin, isabet etmeyen eleştiriler yap. Değilse, vazgeç bu sevdadan. 

—Yazacağım. 

—Oğlum, baba sözü dinle. Yok, illa yazacağım diyorsan, kutuplar arasında kalma. İki kutuptan birini, özellikle güçlü olanı seç. Böylece en azından bu adam bizden diyen arkanda bir çoğunluk olur. Yok illa yazacağım diyorsan;

Fincancı katırlarını ürkütmeyeceksin. Ne şiş yanacak ne de kebap. Hiç renk vermeyeceksin. Hem nalına  hem mıhına vuracaksın ya da etliye sütlüye karışmayan yazılara yer ver. Siyasi söylemlerden uzak dur. İma yoluyla bile olsa asla güçlü olanı eleştirme. İnan, bir kaşık suda boğarlar. Hiçbir şey yapmasalar bile seni değerli yalnızlığa duçar ederler. Görüşlerini takdir edenlere gelince, kendi içlerinde senin görüşlerine katılsalar dahi ne olur ne olmaz diyerek yanında görünmezler. Yani yel değirmenlerine karşı savaşamazsın. O yüzden akıllı ol. Bırak başkasını, Türkiye’yi ve dünyayı düzeltmeyi ve yol göstermeyi, kendini düzeltmeye ve kurtarmaya bak. İşte o zaman gemisini kurtaran kaptan olursun.

27 Kasım 2022 Pazar

Mitinglere Veda Etme Zamanı Gelmedi mi? *

Mitingler özellikle siyasi partilerin vazgeçemediği seçmene ulaşma yollarından biri. Bu vesileyle siyasi partiler seçmenine ulaşır. Yaptıklarını, yapacaklarını, rakiplerine karşı eleştirilerini ve kendilerine karşı yapılan eleştirilere cevap verme imkanına kavuşurlar. Mitingler aynı zamanda siyasi partiler için bir gövde gösterisidir. Vatandaşın mitinge ilgi göstermesine göre rakiplerin gözünün korkutulması amaçlanır. Kalabalığa göre seçimi kimin kazanıp kazanamayacağı üzerine gündem oluşur. Bu yüzden mitingler önemlidir ve gereklidir. Seçmene ulaşmanın başka da yolu yoktur. Çünkü devlet televizyonlarında siyasi parti görüşlerine fazlaca yer verilmez. Partinin iktidar ve muhalefet olmasına göre ana haber bülteninde bir iki dakikalık konuşmasına yer verilir. Hepsi bu kadar.

Bir zamanlar çok ihtiyaç duyulan mitinglere şimdi ihtiyaç var mı? Bence ihtiyaç yok hele her ilde hiç ihtiyaç yok. Çünkü geçmişe oranla özel kanallar çıktı. Her partiyi tutan kanallar var. Bir liderin konuşmasını baştan sona canlı olarak veriyor. Herhangi bir lider bir TV kanalına çıkmak istese, istediği kadar o kanala röportaj verebiliyor. Yani bir parti hiç miting yapmadan pekala seçmenine oturduğu yerden rahatça ulaşıp propagandasını yapabiliyor. Amaç seçmene mesaj vermek ise TV kanalları veya YouTube aracılığıyla maksat hasıl oluyor. Buna rağmen niçin mitingler yapılmaya devam ediliyor? İnanın, çok anlamış değilim. Ne zararı var, bırakın yapsınlar diyebilirsiniz. Bu teknoloji imkanlarına rağmen bu eski yöntemi uygulayan uygulasın. Hiç umurumda değil. Yalnız ülkem adına üzülüyorum. Çünkü getirisinden fazla götürüsü var mitinglerin. En başta masraf ve maliyet demektir, zaman kaybıdır, milli servetin heba edilmesidir, mitingin yapıldığı şehirde sabahtan miting bitinceye kadar miting alanına giden ana arter ve tali yolların kapatılması demektir. Bu da trafiğin sıkışması, hayatın felç olması, toplu ulaşım araçlarının ve özel araçların güzergahının belli bir süre değişmesi ve trafik yoğunluğu demektir. Miting alanını dolduracağız diye ilçe ve çevre illerden seçmek taşımak demektir. Güvenliği sağlamak amacıyla ilin tüm polislerinin seferber edilmesi, çevre illerden polis ve bariyer takviyesi demektir. Seçmen ve polislerin başka il ve ilçelerden taşınması esnasında kaza riskinin olması demektir. Miting alanının parti ve Türk bayraklarıyla süslenmesi demektir. Kısaca her miting eziyet demektir. Yani normal halinde akan hayatın anormale dönüşmesi demektir.

Bu kadar eziyet ve masrafa rağmen mitinglerin o siyasi partiye katkısının olduğunu sanmıyorum. Çünkü ülkemizdeki seçmen dağılımına bakarsak, çoğu seçmen zaten kararını vermiştir. Partisi miting yapsa da yapmasa da oyunun rengi bellidir. Zaten mitinglere oyunun rengi belli olan kimseler gelir. Kararsız seçmenin çok geldiğini sanmıyorum. Eskiden ne söyleyecek acaba diyerek merakla alanlara koşulurdu. Çünkü diğer ilde ne dediğinden kimsenin haberi olmazdı. Şimdi zaten TV'ler aracılığıyla her ildeki her konuşma biliniyor. Mitingde de üç aşağı beş yukarı aynı şeyler tekrarlanıyor. Yani yeni şeyler söylenmiyor.

Mitinglerin seçmen üzerine etkisi konusunda geçmiş seçim dönemlerini hatırlarsak, ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. MHP bir seçim döneminde hiç miting yapmadı. Buna rağmen aldığı oy oranı değişmedi. HDP'nin eş başkanı cezaevinde tutuklu olduğu halde cumhurbaşkanlığına adaylığını koydu. Bu parti hiç miting yapmadığı halde yine aynı oyunu aldı.

Verdiğim örneklerle mitinglere günümüzde ihtiyaç kalmadığına dikkat çekmeye çalıştım. İlla yapılacaksa, sembolik birkaç ilde yapılabilir. Böylece gövde gösterisi yapılmış olur ama her il sevdasından vazgeçilmeli. İnanın, bu teknolojik çağda seçmene ulaşmanın yolu o kadar çok ki. Yeter ki istenilsin. Mesela siyasi partiler propaganda yapmak için TV kanalı kiralayabilir, YouTube kanalı açabilir, sosyal medyayı kullanabilir. Kim ya da hangi siyasi parti seçmene ulaşmak için hangi yolu seçerse seçsin, kabulümdür ama bana göre çağdışı kalmış mitinglerden vazgeçilmeli. 

*30. 11. 2022 günü Barbaros Ulu adıyla Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.