1 Temmuz 2022 Cuma

Hediye Çıtası *

Son yıllarda vakıf, dernek ve STK’ler ortaokul ve lise seviyesindeki öğrencilere yönelik Hz Muhammed’in hayatı ile ilgili yarışmalar düzenliyor. Kimin hangi amaç ve niyetle yarışma yaptığını bilmiyorum ama bu yarışmalarla murat edilenin, öğrencilerin bizim için yaşantısı örnek olan Hz Muhammed’i daha iyi tanımalarını sağlamak olmalı diye düşünüyorum.

Yarışmaya katılacak öğrenciler belirlenen bir kitaptan sınava tabi tutuluyor. Dereceye giren öğrencilere de çeşitli hediyeler veriliyor.

Aynı şekilde değişik konularda ilçe ve il çapında yapılan yarışmalarda da okullar, kaymakamlıklar ve valilikler ödül veriyor.

Yaz aylarında belediyeler de ödüle dayalı etkinliklere imza atıyor.

Ne tür hediyeler veriliyor? Umre ziyareti, Kudüs İstanbul ve Çanakkale gezileri, altın, bilgisayar, tablet, bisiklet vs.

Bir yerde yarışma ve etkinlik varsa teşvik olsun diye hediye de olmalı elbet.

Burada değinmek istediğim hususlar var:

Yarışmalar sıklıkla yapılıyor. Öğrenciler takipte zorlanıyor. Hatta bazıları iç içe geçiyor.  Bu da bıkkınlığa sebebiyet verebiliyor. Bu tür yarışmalar için bir planlamanın yapılmasında fayda var diye düşünüyorum.

Öğrencilerin okuyacağı kitabın yaşlarına uygunluğu yetkili organlardan geçmeli. Çünkü bazen seçilen kitabın dili ve anlatımı öğrencilere ağır gelebiliyor, içerik yönünden ise hurafe bilgiler yer alabiliyor.

Zamanlamaya dikkat edilmiyor. Öğrenci bu tür yarışmalara mı hazırlansın, okul derslerine mi baksın. Bunun için öğrencinin sınav stresi yaşamadığı ve rahatladığı dönemler tercih edilebilir.

Bir diğer husus, hediye seçimi. Hediye belirlenmesinde çıtanın çok yükseltildiğini görüyorum. Yukarıda bazı hediye örneklerine yer verdim. Ne sakıncası var derseniz? Hediyeler abartılınca bir araç olması gereken hediyeler, amaç haline gelebiliyor. Yarışmalar iç içe geçtikçe ve hediyeler abartıldıkça öğrenci yarışmayı duyar duymaz ilk önce ödülü soruyor. Ödül çeyrek altın ise ben çeyrek için bu yarışmaya girmem diyebiliyor. Çeyreği küçümsüyor anlayacağınız. Halbuki hediyede asıl olan, manevi değeri olan hediyeler tercih edilmeli. Bugün çok klasik görülen kitap ve kalem hediyeleri bir zamanların vazgeçilmez hediyeleriydi. Bu ödülleri alan öğrenci sevinir; kalem kazandım, kitap kazandım derdi övünerek. Son yıllarda bilgisayar, bisiklet, altın vb. hediyeler verilince kitap ve kalemin yüzüne bakan yok. Bugün birileri yarışma sonucunda kazananlara kitap, defter, kalem vs. verilecek dese, bu tür yarışmalara giren olmaz.

Namaz alışkanlığını edindirme amacıyla farklı belediyelerin düzenledikleri etkinliklerin de niyet iyi olmasına rağmen sonuçları itibariyle amaca hizmet ettiğini söyleyemem. Kampanya bitince yorgan gitti, kavga bitti misali, camiye devam eden de kalmıyor.

Sonuç olarak, yarışma ve etkinliklerde öğrenci psikolojisinin ve pedagojinin gözetilmesini, hediye çıtasını çok yükseltilmemesi gerektiğini ve bu tür etkinliklerde amacın sonuç almak olduğunu gözden kaçırmamak gerektiğini düşünüyorum. Baktık ki istediğimiz sonuç amaca uygun değil, bu tür etkinliklere yer vermemek olmalıdır.  

*23/07/2022 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Barbaros Ulu adıyla yayımlanmıştır.

28 Haziran 2022 Salı

Olmasalardı Ne Yapardık *

Mesleğin nedir?

Muhtarım.

Mesleğini sordum. Zira muhtarlık meslek değil.

Ticaretle uğraşıyorum.

Tamam, şimdi oldu.

İki iş bir arada zor olmuyor mu?

Esas işimi yapıyorum. Muhtarlığı ise ek gelir ve itibar olarak yapıyorum.

Ticaretinde sana helalinden bol kazançlar.

İtibar derken?

Herkes bana muhtarım diyor. Muhtarlığı kaybetsek bile adımız eski muhtar kalıyor. Ayrıca tanışmalarda hep muhtarımız diye tanıtılıyorum. Ne de olsa seçilmiş kişiyiz.

Muhtar olarak ne yapıyorsun?

İşi çok muhtarlığın. Yapılacak iş değil.

Hem işin hem muhtarlık, iki ayrı yerde nasıl bulunabiliyorsun?

Benim ticarethanem aynı zamanda muhtarlık. İkisini aynı yerde götürüyorum.

Muhtarlık ofisin var mı?

Var ama oraya pek uğramıyorum. Zaman zaman öylesine açıp kapatıyorum.

İşi çok dedin muhtarlığın. Ne iş yapıyorsun?

Tüm yük üzerimizde.

Mesela?

Vatandaşı evinde bulamayan kargo ve benzeri yazışmaları firmalar bize bırakır. Vatandaş bizden alır. Sokak lambaları patlamışsa elektrik dairesine telefon açarım. Kaza ihtimali olan sokak ve caddelere ışık koyması için belediyeye giderim. Kasisler yaptırırım. Yollarda çukur oluşmuşsa bunları haber veririm. Mahallenin fakir fukarasını tespit ederim. Bayram vb. törenlere katılmak için protokoldeki yerimi alırım. Okulundaki etkinliğe katılmayan müdürleri kaymakama şikayet ederim.

İkametgah belgesi veriyor musun?

Hayır, e devletten alıyor vatandaş.

Adres kaydı yapıyor musun?

Hayır, e devletten alınıyor.

Başka ne iş yaparsın?

Ay çiçeği yağı stoku yapan bakkal varsa onları yetkililere haber veriyorum.

Başka?

Okulların kermeslerine ve diğer toplantılara katılırım.

Başka?

Zaman zaman kaymakam, vali ve belediye başkanları toplantıya çağırırlar. Burada görüşümü sorarlar. Mahallemin isteklerini dile getiririm.

Başka?

Seçim zamanı adaylık pusulası bastırır, seçmen kağıdıyla birlikte ev ev dolaşırım.

Başka?

Nerede bir açılış varsa ben oradayım.

Başka?

Beştepe’deki muhtarlar toplantısına katılırım.

Başka?

Belediyeler muhtarları değişik illere gezmeye götürürler. Bunlara katılırım.

Ödeneğin var mı?

Hayır.

Ekibin var mı?

Hayır, bir başınayım ve tüm yük üzerimde.

Yükün ağır gerçekten. Bir başına tüm bunların altından iyi kalkıyorsun. Pes doğrusu!

Son bir soru daha soracağım. Bu ülkede muhtarlığa gerek var mı?

Olmaz olur mu? Muhtarlıklar kalkarsa tüm bu işleri kim yapacak?

Haklısın. İyi ki varsınız. Zira siz olmasaydınız bu işleri kim yapacaktı…

*26/09/2022 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.

Haspaya Yakışıyor *

—Hayırdır, canın sıkkın?

—Niye sıkılmasın. Bu insanları anlamak zor. Anlamıyorlar bir türlü. Nankör mü nankörler. Akıl, feraset yok. Gözleri de görmüyor üstelik.

—Neyi görmüyorlar, niye nankörler?

—Enflasyon var diyorlar. Tamam var ama dünyada da var.

Hayat pahalı diyorlar. Evet var ama dünyada da böyle.

Akaryakıt fiyatlarına sürekli zam geliyormuş. Her ülkede zam geliyor. Sonra bizim petrol kuyularımız yok ki. Buna rağmen zammı en az yansıtan ülkeyiz. Bizdeki yakıt fiyatını EURO’ya vur bakalım. Bizde ne kadar ucuz olduğunu görürsün.

Enerjide dışa bağımlıyız. Buna rağmen biz yine iyi altından kalkıyoruz. Üstelik devlet doğalgazda süspansiyon yapıyor. Başka ülkeler gibi hepsini yansıtsa o zaman ne yaparız. O yüzden halimize şükretmek lazım.

Kiralar yüksekmiş. Dünyada böyle değil mi sanki.

Bu devirde ev alınamazmış. Tamam alınamaz ama dünyada da böyle.

—Nereye gelmek istiyorsun verdiğin bu örneklerle?

—Tamam, zor durumdayız ama dünya böyle.

—Anladığım kadarıyla haspaya yakışıyor diyorsun.

—Anlamadım.

—Meşhur fıkrayı bilmiyor musun?

—Anlat da bilelim.

—Hani hocanın biri kürsüde açıklık ve saçıklık üzerine vaaz veriyormuş. Kılık kıyafetine dikkat etmeyen kadınlara vermiş veriştirmiş. Cemaatten biri hoca efendinin yanına yavaşça yanaşıp "Sizin kerimenin durumu ne olacak? Zira sizin kızınız da öyle giyiniyor demiş. Hoca efendi bu hatırlatma üzerine lafı fazla evirip çevirmeden "Yakışıyor da haspaya" diye kestirip atmış.

—Ne demek istiyorsun?

—Daha ne söyleyeyim. Fıkra açık değil mi? Bizde olan tüm bu olumsuzluklar başka ülkelerde de olduğuna göre bu demektir ki tüm bu olumsuzluklar bize de yakışıyor. Başkasında varsa bizde niye olmasın, bizim neyimiz eksik onlardan diyorsun.

—Tamam ama tüm bunlara rağmen bizim ülkemiz diğer ülkelere göre çok daha iyi. Çünkü başka ülkeler ürün bile bulamıyor. Allah’ın tuzuna bile hasretler. Pahalı ama bizler en azından bulabiliyoruz. Eleştirelim ama tüm bunları göz önünde bulunduralım.

*25/07/2022 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Barbaros Ulu adıyla yayımlanmıştır.