9 Mart 2020 Pazartesi

Toplumun Ne Kadarı Mutlu? ***

Türkiye İstatistik Kurumu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde ülkemizdeki kadınlarla ilgili yaptığı bir istatistiği açıkladı. Buna göre 2019 yılında;

Nüfus yönünden kadınlar erkeklerden daha fazla. (287.275 fark)

Ülkenin yarıdan fazlası mutlu: Yüzde 52,4. Bu demektir ki toplumun
Kadınlarda mutlu olanların oranı yüzde 57 iken bu oran erkeklerde 47,6‘da kalmış.
Evli bireylerin yüzde 55,6’sı, evli olmayanların yüzde 45,1’i mutlu olduğunu ifade etmiş. Bu demektir ki evlilerin 44,4’ü, evli olmayanların 54,9’u mutlu değil.

Maddi kazanımda kadınlar erkeklerden yüzde 7,7 daha az kazanmış.

Kadın vekil sayısı önceki yıllara göre artmış. 2007 yılında 9,1 iken bu oran, 2019 yılında yüzde 8 artarak 17,3 olmuş.

En mutlu olanlar 65 yaş üstü: Yüzde 58,5
Eğitim düzeyinde en mutlu olanların oranı, yüzde 55,4 ile bir okul bitirmeyenler.
TÜİK'in istatistiklerinde bulamadım ama bilinen bir gerçek daha var: Kadınlar erkeklere göre daha uzun yaşıyorlar. Bunu, hanımı vefat ettiğinden, evlenmek için fellik fellik eş arayan erkeklerden biliyorum.

TÜİK'in, 18 yaş üstünü kapsayan bu istatistiğine katılır veya katılmazsınız. Benim bu istatistikte dikkatimi çeken ve garibime giden, kadınların mutluluk oranının erkeklerden fazla olmasıdır. Bana göre erkeklerin mutluluğu kadınlardan daha fazla çıkması gerekirdi. Çünkü gazetelerin üçüncü sayfalarında ve televizyonların haber bültenlerinde günlük kadın haberlerine yer verildiğini görürüz. Bu haberlere göre "Kadına şiddet had safhada, kadınlar işkence görüyor, şiddete maruz kalıyorlar; taciz, istismar ve tecavüze uğruyorlar, koca dayağı yiyorlar, eşine şiddet uyguladığı için uzaklaştırma cezası alan erkek sayısı günden güne artıyor, bir kadın daha öldürüldü, erken yaşta anne olan kızlar..." Tüm bu haberlere bakınca maruz kaldıkları şiddet, cinayet, uğradıkları taciz ve istismar dolayısıyla kadınların, mutlu olmamaları gerekir. En azından erkeklerden daha az mutlu oldukları şeklinde bir sonucun çıkması gerekirdi diye düşünüyorum.

TÜİK görevlilerinin sorduğu sorulara ya kadınların bir kısmı doğru cevap vermedi ya kadınlar başlarına gelen onca sıkıntıya rağmen hallerine şükredip az şeyle mutlu olabiliyorlar ya da TÜİK'in istatistiğinde bir sorun var. Gerçi TÜİK bu... Kafasına koyduğu rakam ve oranı çıkarmada maharetli. Yeter ki kafasına koymuş olsun. Azmin elinden ne kurtulur değil mi? Kimse rakamlar konusunda bu kurumun eline su dökemez. Zira rakamlar, hesap ve kitap işi bu kurumun işi. Tuttuğunu kopardı bugüne kadar. Örnek mi istersiniz? Çok aramaya ve öteye gitmeye gerek yok. Her ayın üçünde açıkladığı enflasyon rakamları, TÜİK'in azim ve iradesini ortaya koymaktadır. Enflasyon canavarı bile elinden kurtulamamıştır. Nasıl çıkarıyor bilmiyorum ama kamuoyunda genel kanaat, enflasyonun açıklanan oranlardan daha yüksek olduğu yönündedir. Açıklanan enflasyon oranlarını anlamakta zorlansak da istatistik bir bilimdir. Karşı çıkılmaz. Karşı çıkılsa da resmi bir veridir ve geçerlidir. Kadınların erkeklere oranla daha mutlu olması da ancak böyle anlaşılabilir.

Kadınların mutluluk oranlarının yüksek çıkmasını garipsemiş olsam da sevindim doğrusu. Keşke bu oran daha da artsa diyorum. Zira bir toplumda cinsin biri mutlu olursa diğeri de mutlu olur. Aynı şekilde biri üzgün olursa diğer cins de üzülür. Erkeğin mutluluğu kadının, kadının mutluluğu da erkeğin mutlu olması demektir. Burada değinmediğim bir husus var. Onu da tek cümleyle ifade etmiş olayım: Toplumun yüzde 52'si mutlu iken yüzde 48'lik bir oran mutsuz. Bu da toplumun yaklaşık yarısının mutlu olmadığını göstermektedir. Bir toplumun yarıya yakını mutlu değilse diğer yarısı nasıl mutlu olabilir?

***10/03/2020 tarihinde Pusula Haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla "Toplum ne kadar mutlu" başlığıyla yayımlanmıştır.

8 Mart 2020 Pazar

Süper Lig'deki Anadolu Kulüplerimiz *

Süper Lig dendi mi her ne kadar 18 kulüplü bir lig olsa da Türkiye'de Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor akla gelir. Çünkü lig tarihinden bu yana birden fazla lig şampiyonu olan takımlarımız bunlar: GS 22, FB 19, BJK 15, Trabzonspor 6 defa şampiyon olmuştur. Bu takımların arasına giren tek takımımız Bursaspor’dur. Onun da 1 şampiyonluğu var.

Ligin bitmesine 9 hafta kala 2019-2020 sezonunun oynandığı(25.hafta) puan durumuna bir göz atalım: 52 puanla Başakşehir 1. sırada. İkinciliği 49 puanla Trabzonspor(bir maçı eksik), GS ve Sivasspor paylaşıyor. 43 puanla BJK 5.sırada. FB 40 puanla Alanya'nın ardından 7.sırada. Puan durumuna bakıldığı zaman kağıt üzerinde BJK, Alanyaspor ve FB'nin şampiyonluk iddiası devam etse de bu takımlar havlu atmış görünüyor. Bu sezonun şampiyonu, sıralamadaki dört takım arasında geçeceğe benziyor. Gerçi ilk sıradaki Başakşehir ile 4.sıradaki Sivasspor her yıl zirvede yerini alıyor ama son vuruşu yapamıyor ve şampiyonluğu göğüsleyemiyor. Başakşehir dışında diğer illerin(Anadolu) takımlarında bir istikrar yok. Bir bakmışsın zirveye ortak olmuş, bir bakmışsın ya düşme potasına girmiş ya da 1.lige düşmüş olabiliyor. Bunun en güzel örneği daha önce ipi(şampiyonluğu) bir defa göğüslemiş Bursaspor'dur. O da şimdi TFF 1. Lig'de. Yani şampiyon olduğu Süper Lig'den 1. Lig'e düşmüş. Bir daha ne zaman çıkar bilinmez.

Her sezon 18 takımın yarıştığı Süper Lig'de diğer top koşturan takımlarımız nerede? Bugüne kadar maalesef bir varlık gösterememişlerdir. Lig şampiyonu olmak çok mu zor? Çok defa şampiyonluk yaşamış takımların içerisinde şampiyonluğu kovalayan TS ve GS var. Diğer ikisi şampiyonluğu kovalamaktan uzak. Bugün zirveye ortak olmuş ilk dört takım da şampiyona yaraşır şekilde güzel top oynamıyor, zoraki maç kazanıyorlar. Bu durum sadece bu sezona ait değil. Büyük takım adı verilen dört takım, birkaç sezondur kötünün iyisi olarak şampiyonluğu göğüslüyor. Büyük borç batağı içerisinde olan, borçlarını döndüremeyen büyük takımları, en kötü sezonlarında sollayıp zirveye ortak olamayan Anadolu takımları, rakipleri böylesi kötü durumda iken sollayamıyorsa ne zaman zirveyi zorlayacaklar? 

Sanırım Anadolu takımlarının kendilerine güveni yok. Ligden düşmeyip ligi ortalarda bitirmeyi başarı sayıyorlar. Bu durumu kaderleri olarak kabul etmiş görünüyorlar. Kendileri ligde kalırken diğer görevlerinin GS, FB, BJK ve TS'yi şampiyon yapmak olduğunu kabullenmişler. Halbuki şampiyon olmayıp ligi ortalarda ve düşme potasında bitireceklerse bu ligde niçin varlar? Niçin masraf ederler? Zira çok şampiyonluk yaşamış takımlar, oynadıkları futbolla yerlerde sürünüyorlar. Böylesi durumda şampiyonaya ortak olamıyorlarsa hiçbir zaman şampiyon olamazlar. Bu da demektir ki Anadolu takımları, sahalarında evire çevire yendikleri büyük takımları kendilerine rakip görmüyorlar. Kendilerine güvenip büyük takımları rakip görseler, inanın şampiyon olmaları hiçten bile değil.

*11/03/2020 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.



Yeni Nesil Sorular ***


Türkiye birkaç yıldır YKS ve LGS sınavlarında "Yeni nesil" sorularla tanıştı. Bu tür sorulardan amaçlanan; bilgiyi anlamak, muhakeme etmek, yorumlamak ve gerçek yaşamla bağlantı kurmaktır. Amaca baktığımız zaman mantık güzel, niyet halis. Ki olması gereken bu. Zira daha önce çıkan sorular, bilgiye ve ezbere dayalı olmakla beraber gerçek hayattan kopuk sorulardı. 

Yeni nesil soruların sorulmasını yerinde buluyorum. Çünkü bilgiyi anlama sorunumuz var. Bu şekil sorularla bilgiyi yorumlama yeteneklerini geliştirmiş olacak çocuklarımız. Yine bu tür sorular öğrencileri daha fazla kitap okumaya yöneltecektir. 

Yeni nesil soruları olumlu bulmakla beraber bazı eleştirilerim olacaktır: 
1.Bu soruların çoğu A4 kağıdının yarısını bir sorunun kaplıyor olmasıdır. Yani sorular uzun.
2.Sınavlarda verilen süre, uzun sorularla uyumlu değil. 
Burada "Anlamaya yönelik olacaksa sorular elbette uzun olacak" diyebilirsiniz. Doğrudur. Uzun olmalı. Çünkü sorular bilgiye yönelik değil. Ama uzun soruları çözmeye ayrılan süre yeterli değil. Bu tür uzun sorular güzelce okunduktan sonra cevabı bulmak zor değil. Fakat sınava giren öğrencileri sınavlarda bekleyen en büyük handikap sınav süresidir. Öğrenci 1-1,5 dakika içerisinde bir soruyu ne zaman okuyup ne zaman anlasın, nasıl yorumlasın? Zaten sınav stresi yaşayan, süreyi yetiştirip yetiştirememe endişesi yaşayan aday, soruların uzunluğunu görünce baştan demoralize olmaktadır. Vakti yetiştirmek için parçayı hızlı hızlı okumak zorunda olan öğrenci, soruları çözmekte zorlanacak ve çok kolay sorularda yanlış yapabilecektir. Bu tür sorulardan, öğrencilerin yanlış yapması ve elenmesi murat ediliyorsa maksat hasıl oluyor. Bence çocuklarımız böyle elenmektense yüksek yaparak elensinler.

Eski sınav sorularında uzun soruya yer verilmiyor muydu? Veriliyordu. Fakat uzun soru bazı Türkçe sorularından ibaret idi. Bir uzun parça verilerek üç ya da dört soru bu parçaya göre cevaplandırılırdı. Bu da sınav süresini olumsuz etkilemezdi.

Mademki yeni nesil sorulara devam edilecek, verilen süreye de ilave süre verilmeyecek ise yeni nesil sorulara bir sınırlama getirilebilir. Çünkü sınavlarda soru çıkan tüm derslerde bu şekil sorulara yer verilmektedir. Her dersin soruları da uzun. En azından parçalar kısaltılabilir veya bazı soru türleri bilgiye dayalı olacak şekilde kısaltılabilir. Sorular anlamaya yönelik olacak diye bilgiyi de ihmal etmemek lazım. Çünkü bilgi olmadan analiz ve yorumlama yapılamaz.

***14/03/2020 tarihinde Pusula Haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.