26 Haziran 2017 Pazartesi

Türk çarığı yerine Batı çarığını tercih edenler! *

Sonu -ci, -cı ile biten -izmlerle işim olmadı hiç. Herhangi bir yere aidiyetim yok. Cemaatlerle de bağım yok. Tam yaşayamasam da Allah'ın isimlendirdiği Müslüman kimliğinden başka bir isimle tavsifi kabul etmem. Irkçı bir insan da değilim. Herhangi bir  ırkı ne sever ne de yererim. Çünkü hangi ırktan doğacağım konusunda benim bir tercihimin olmadığını bilirim. Bu yazımda Arap ülkelerini özellikle körfez ülkelerini yönetenlere biraz verip veriştireceğim. Halklarıyla bir sorunum yok. Sorun ülkesini yönetmede Batılıların oyuncağı olan kukla krallardadır.

Malumunuz başını Suudi Arabistan’ın çektiği Körfez ülkelerinin Katar sorunu var gündemimizde. Bir öğretmenin öğrencisine verdiği ödev gibi Katar’ın yapmasını istedikleri 13 maddelik bir ev ödevi var. 13 maddenin her bir maddesi başlı başına sorun ama burada 5.maddeye dikkat çekmek istiyorum: “Türkiye’nin Katar’daki askeri varlığını derhal iptal et. Katar toprağında Türkiye ile askeri işbirliğini bitir." maddesini okuyunca lafa bak, hizaya gel dedim. Diplomatik dilden yoksun, devlet ciddiyetinden uzak; çölde çadırda yaşamış, insan içine çıkmamış, yol-yordam bilmeyen, görgüsüz bir insanın üslubu bunlarınki. Aklı sıra emir veriyorlar.

Bu çöl bedevilerinin Türkiye ile dertleri nedir diye düşünmeden edemiyor insan. Bunların karın ağrısı ne anlamadım gitti. Yazıklar olsun size! Tüküreceksin yüzlerine. Ama tükrüğüme acırım billahi. İnsanda biraz utanma olur diyeceğim ama benimki de laf yani. İnsan denen varlıkta olur utanma duygusu. Sizler insanlıktan nasibini almamış insan görünümlü varlıklarsınız. Gerçekten Türkiye ile Türk askeriyle ne alıp veremediğiniz var sizin? Size hizmet etmekten başka ne yaptı bu ülke insanı? 

Katar'da ABD üssü de var. Niçin onlardan rahatsızlık duymuyorsunuz?  Yüreğiniz varsa "ABD üssünü de kapat" deyin. O zaman çelişkiye düşmemiş olurdunuz. Çünkü herkes, bunlar yabancı asker istemiyor diye anlayabilirdi. Siz kardinal çarığı göre göre Müslüman çarığına düşman olmuşsunuz. Ama haklısınız. Çünkü iktidarınızı devam ettirebilmeniz onların yolundan gitmenize bağlı. Sizin dilinizden sömürgeci devletler iyi anlıyor. Osmanlı ve Türkiye sizi sömürmediği için kaybetti anlaşılan. Hele Osmanlı, kendisine 'Hadimül Harameyn' diyerek size hizmet etmekten başka bir şey düşünmedi. Ne dilini dikte etti size, ne de sizin yeraltı ve yerüstü kaynaklarınızı sömürdü. Sizler Arap görünümlü Amerikansınız diyeceğim ama bu da bir değerdir. Siz olsa olsa onların yalakası, işbirlikçisi olursunuz. 

İhanet içindesiniz. Baskı altında yönettiğiniz halka, inandığınız dine, dinin emrettiği ahlaki değerlere, Müslümanlara ve Müslüman alemine karşı hala ihanet içerisindesiniz. İhanetinizde sınır tanımıyorsunuz. Nasıl ki kalite tesadüf değilse sizin ihanetiniz de tesadüf değil.  Siz, İngilizlerle birlik olup Osmanlı’yı arkadan vuran hain atanız Şerif Hüseyin’in neslisiniz. İhanetinizin bedeli olarak sizlere peşkeş çekildi oralar. Siz kim devlet yönetmek kim? Osmanlı’yı parçalamanız sayesinde size o topraklar verilerek sözde bağımsız devlet oldunuz ve o devletin başına da onların ajanı olarak getirildiniz. Sizi hala sağıyorlar. Farkındasınız ama krallığınız onlara bağlılığınıza bağlı. Bu yüzden Türkiye’nin yanında olmanız zaten beklenmez. Ancak Türkiye’yi, Türk askerini düşman olarak görürsünüz.

Yazıklar olsun size! İbrahim peygamberin duası hürmetine karnınız doyuyor bugün. Ümit ederim ki İbrahim peygamber bu beldeyi ilanihaye rızıklandır, demiştir. Eğer öyle değil de faydalandığınız ve Batılıları beslediğiniz deniz maazallah bir gün biterse kim yüzünüze bakar…merak ediyorum. Sizden bir halt ve cacık olmaz. Hata bizdeki sizin gibi beşinci sınıf kişilerden bir şeyler bekliyoruz. Asla birinci sınıf olamazsınız. Kendi ayaklarınız üzere de duramazsınız. O yüzden siz Müslüman çarığı yerine Barı çarığını tercih etmeye devam edin. Yoksa başka türlü oralarda tutunamazsınız. 26/06/2017

* 28/06/2017 günü Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.




23 Haziran 2017 Cuma

Yokluğunu hissetmedi kimse

Ne zaman kurumun işleri sıkışsa izne ayrıldı. Her defasında kendisini kurumunun dışına attı. Haliyle işlerini diğer mesai arkadaşları yaptı. Bu durum bir değil iki oldu. İşini hep başkasının üzerine yıktı dense yeridir. Niçin böyle yapıyor acaba? Belki de yapması gereken işlerin altından kalkamayacağı için yapıyordur. 

Oturduğu koltuktan kalkmadı hiç. Koltuktan emirler yağdırdı. kendisinin asli görevlerini başkasına yaptırdı kurumunda olduğu zamanlarda. Ne amiri ne yapıyorsun dedi, ne de birileri. O, hep bildiğini okudu. Koltuğunda otururken ne yaptığını, ne ürettiğini bilen olmadı hiç. Koltuğundan kalktığı zamanlarda ise emri altındaki mesai arkadaşlarına karşı hep kırıcı oldu. Ne kadar iticilik varsa mıknatıs gibi bünyesinde toplamıştı zira. Konuşması faul, yürüyüşü faul, iletişimi ise sıfırdı. Herkesin gözünde problem üreten bir fabrika idi. Fakat problemin kaynağı olduğunu hiç bilmedi, bilemedi, ya da görmek istemedi. 

Kendi yapması gereken işlerini yapmamasına rağmen başkasından işlerini dört dörtlük yapmasını bekleyecek kadar mükemmeliyetçi bir yapısı var. Kurum personeliyle daha çabuk iletişim kurmak için oluşturulan whatsapp kullanmayı iyi becerdiği, oradan emirler verdiği gözlerden kaçmadı hiç. Başkasına emir vermek için yaratılmıştı sanki. Moral bozmada, kusur bulmada üstüne yoktur. Bu konuda kimse eline su dökemez.

Kurumunun işlerinin sıkışık olduğu zamanlarda zorunlu veya isteğe bağlı olarak kendisine kurum dışına çıkacak şekilde bir iş buldu. O başka işle uğraşırken işini meslektaşları yaptı. İşi de kalmadı. Kurumun işleyişinde bir sıkıntı olmadı. Kimse onun yokluğunu hissetmedi bile. Hatta yokluğunda gönül kırdığı çoğu kimse sevinmiştir bile. 

Yok iken işler aksamadığına, kimse onu aramadığına göre kurumda fazlalık olduğu aşikar. Hatta kurumunda iken yaptığı işleri ağzına yüzüne bulaştırdığından yokluğu varlığından daha elzem dedirtti çoğu kimseye. Yani yokluğu mutluluk, varlığı ise ayak bağı dense yeridir.

Belki de kurumu onun kıymetini bilememiştir, kurumu ondaki cevheri ortaya çıkaramamıştır. Bakarsın gittiği yerde değeri tespit edilir, orada kalır. Böylece kurumu da kurtulmuş olur. 23/06/2017

İdealist bir öğretmen geçti buradan

Bir yıl öncesinde tanıdım onu. Haliyle bir yıl çalışma imkanım oldu. Prensip sahibi ve ne yaptığını bilen bir görüntüsü vardı. Herkesle diyaloğu olan, herkesin hal ve hatırını soran, seviyeli bir iletişim dili geliştirmişti.  Branşı birçok öğrencinin korkulu rüyası olmasına rağmen öğrenci anlasa da anlamasa da görevini yapmak için çırpındı durdu.

Düzenli bir öğretmen profili çizdi hep gözümde. Hiç devamsızlık yaptığını, hiç dersine ve görevine geç kaldığını görmedim. Evi ile okulunun arası uzak bir mesafe olmasına rağmen ders zili çalmadan önce öğretmenler odasındaki yerini alırdı. Oturduğu sandalye standarttı. Kimse onun sandalyesine oturmaz o da başka yere oturmazdı kolay kolay. Öğretmen zili çalmaya başlar başlamaz onu öğretmenler odasında tutamazsın. Konuşuyorsa cümlesi yarım kalır, konuşanın cümlesi de tamamlanmadan sınıfının yolunu tutardı.

Nöbetçi olduğu gün onu öğretmenler odasında bulamazsın. Çıkış ziliyle birlikte nöbet mahallinde olur, görevini dört dörtlük yapar. "Başkası hep aksatıyor, bugün de ben aksatayım" diye bir hesap yapmadı hiç. Nöbet görevini yapar yapmaz dersine gitmeden önce aceleyle ihtiyacını giderir, hemen dersinin yolunu tutar gördüm onu. Önemli bir mazereti olursa mutlaka nöbet mahalline nazının geçtiği birini bıraktı hep.

Herkese değer veren, herkesi dinleyen, her konuya meraklı idi aynı zamanda. Kimseye maslahat icabı eyvallah demedi. Doğruya doğru, yanlışa da yanlış diyen mert biri idi. Böyle biriyle çalışmaktan onur duydum desem yeridir. Yorulup biraz oturayım dediğimde onun zille beraber kalktığını görünce arkasından ben de yürüdüm. Bana hep doğruluk abidesi geldi kendisi.

Eşinin tayininin çıkması dolayısıyla o da aramızdan memleketine gitti. Kubbede kalan hoş bir sada bıraktı gönlümüzde.  Kendisi bizim için bir kayıp, gideceği okul için bir kazanımdır. Bundan eminim. Allah onu ve bizi iyilerle karşılaştırsın. Öğretmenliğin itibar kaybına uğradığı günümüzde Allah, onun gibi vicdanlı ve görevini yapan kimselerin sayısını çoğaltsın.  Bir numaraydı gözümde, yine bir numara olarak bir numaraya gidiyor. Allah yolunu açık etsin. 23/06/2017