30 Mayıs 2017 Salı

Asker dediğin biraz mert olur

15 Temmuz darbe teşebbüsüne kalkışanlarla ilgili Genelkurmay çatı davası başladı, altıncı celsesi geride kaldı. Darbede en önde yer alan kurmayların verdiği ifadelere bakılırsa sanık sandalyesinde oturanların hepsi masum. Çünkü hiçbiri darbenin içinde değiller. Ya “bilmiyorum, ya görmedim, efendim! Bana falan talimat verdi, ben darbeyi önlemeye çalıştım, orta yerde darbe falan yok, olsa olsa kendilerine kumpas kurmaya çalışanların yaptığı bir ‘kontrollü darbe’ var” orta yerde. Kendilerinin ne ile suçlandığı bilmeyecek kadar aymaz bir tavır içerisindeler.

Kendilerine başta silah, tank, tüfek, zırhlı araç, uçak vb her şeyimizi emanet ettiğimiz paşalarımızın ipe un seren, topu taca atan, savcılıkta verdikleri ifadelerini değiştiren halini görünce ar ve haya yoksunu bu kişiler adına ben utandım. Benim bildiğim asker dediğin adam biraz mert olur. Kalkar adam gibi “Ülkenin içinde bulunduğu yönetim tarzını tasvip etmedim, yıllardır ekmeğini yediğim bu ülkede darbe yapmak suretiyle yönetimi en iyi şekilde yönetme niyetiyle darbeye kalkıştım, ama beceremedim, ağzıma yüzüme bulaştırdım. Demek ki daha bir fırın ekmek yemem gerekiyormuş, şu ana kadar öğrendiklerim darbe yapmam için yeterli değilmiş. Darbede başarılı olsaydım bugün beyler gibi karşılanacaktım. Ama olmadı. Mademki başaramadım yaşamamın da bir anlamı yok, bana vereceğiniz cezaya razıyım. Emri falandan aldım. Esas elebaşı o. Ben yediğim çanağa pisledim. Bu millet beni her şeyiyle besledi. Ben karga misali onların gözünü oymaya çalıştım. Hapiste iken bu anı görmemek için ip, urgan aradım ama bulamadım. Şu anda karşınızda olmaktan haya ediyorum. Benin bu yaptığım kalkışma benden sonraki çanağa pisleyeceklere de ibreti alem olsun…” deselerdi gözümüzde bir kat daha büyürlerdi. Ama canlı yayında milletin ve dünyanın izlediği bir darbeyi sulandırmaya  çalışıyorlar. Utanmasalar orta yerde darbe falan yok, bizim ki bir tatbikattı, tatbikat emrini de Genelkurmay Başkanı verdi, biz tatbikatın kanlı olanını severiz, amacımız biraz macera idi. Çünkü yediğimiz önümüzde, yemediğimiz arkamızda idi. Yemimiz fazla gelmişti, biraz gönül eğlendirelim istedik, diyecekler.

Suç sizde değil, sizi asker diye alıp üzerinize bu ülkenin asker elbisesini giydirende. Yıllar yılı sizin ne mal olduğunuzu, kime hizmet ettiğinizi bilemeyecek kadar gözü kör, feraseti kapalı sorumlu kişilerde. İhanetinizi göremeyecek kadar size bel bağlayan, size ülkenin tüm maddi ve manevi kaynaklarını emanet eden zevatta. Üzerinize asker elbisesi giydirilince sizi adam sananda. Bu ülke maalesef ilerideki düşmanı görmekten ziyade burnunun ucundaki düşmanı, haini göremeyecek kadar zil zurna sarhoş anlaşılan.  

Demek ki nasıl ki eşeğin üzerine altın palan vursan eşek yine eşek ise insanlıktan nasibi olmayan kişilere de asker elbisesi giydirmekle bu iş olmuyor. Eşeğe falan kurban olsunlar bunlar. Eşek dediğin yediği çanağa pislemez. Karnını doyurdun mu emrettiğin her işi yapar. Bunlar yemiş yemiş kudurmuşlar. Biraz mide varsa devam etmekte olan davalara katılmaz, intihar etme yoluna giderler. Bu milleti sayısı belli olmayan celselerle oyalamaya hakları yok. Kendi çoluk çocuğunun boynunu bükmeye hakları yok. Talat AYDEMİR gibi darbeye kalkıştık, beceremedik, verilecek cezaya razıyız deyip son noktayı koymalılar.

Celseye gelerek ipe un sereceklerse, suçlu oldukları halde suçu bir başkasına atacaklarsa bırakın bunları yargı önüne çıkarmayı, içeride Güneş görmeden yaşamaya devam etsinler. Kendilerine adam gibi konuşacağınız zaman haber verin, o zaman sizi yargı önüne çıkaralım densin. Zira bu milletin komedi izlemeye vakti yok. 30/05/2017

Kendine Müslüman tipler

Camilerin cuma gibi cemaat yönünden kalabalık olduğu zamanlarda camiye gelen bazı kişiler "Ben buradayım, beni görün, beni asla yok kabul edemezsiniz" dercesine varlığını diğerlerine göre daha fazla hissettirir.

Merak ettiniz mi bunları? "Camiye gidersek bu kişileri nasıl tanırız" derseniz bu tipleri bulmak zor değil. Bunlar sırtını duvara vererek namaz kılan tiplerdir. Caminin öne ve arkaya geçişini sağlayan en stratejik bölgesini mesken edinirler.  Bunları gördüğün zaman kendi halinde namaz kılıyor sanırsın. Görünüşe aldanmamak lazım. Bunların görevi öne geçmek isteyeni geçirmemek, ön saflardan kalkıp dışarı çıkmak isteyenin çıkışını önlemektir. Ne öne bir kişi geçebilir, ne de önden arkaya bir kişi. Sanırım hemen tanıdınız bu tipleri. Her camide var böyleleri. Aşinasınızdır mutlaka bunlara. Hep beraber bunları biraz daha tanımaya ne dersiniz?

Bir cami düşünün ki en ön safları erken gelenler tarafından doldurulmuş. Arkaya doğru safın ortaları dolu iken caminin kenarları tek tük boş kalır. Safların ortası dolduğu için caminin sağına ve soluna geçişi en arka taraftan yapılmak zorunda. Fakat geçişi önleyecek şekilde namaza sonradan gelmiş kişiler ön taraftaki boşluğu doldurmaktan ziyade burada namaza durdukları için geçmek isteyenler ya bunların namazı bitirmesini bekleyecek, ya da rüku veya secdeye gitmesini bekleyecek. Başka çaresi yoktur. Ne eğilirler ne de bitirirler yeter ki geçmek isteyeni görmüş olsunlar. Önlerine sütre de koymazlar. Günahı bunların boynuna deyip önlerinden geçmeye kalksan sana şöyle yan yan bakarlar, ya da elleriyle geçme dercesine işaret ederler. Sen yanlarında çaresiz onları beklerken onlar dört köşe olurlar, namazdan alamadıkları huşuyu seni bekleterek alırlar.

Caminin en arkasına sırtını duvara kimse geçemeyecek şekilde namaza duran bu kişiler camilerin sürekli müdavimleri değildir, cumadan cumaya namaza gelirler. Geldiklerini de bu şekilde cümle aleme hissettirirler. Acaba bu kişilerin niyeti nedir? Ne yapmak istiyorlar? Bu tipler ya düşünce yoksunudurlar, başkasını engellediklerinin farkında değiller, ya da ben namaza geldim bakın diye caka satarlar, ya da zaten haftada bir geliyorum, ön tarafa geçmeyeyim, namazımı erken bitirip buradan sıvışırım diye de düşünüyor olabilirler. Eğer amaçları kendilerini göstermek ise en ön safa geçmek suretiyle cemaatin hepsine kendilerini gösterme imkanına sahipler. Sanırım böyle bir niyetleri de yok. Bunlar olsa olsa kendine Müslüman tiplerdir. Başkasına eziyet etmekten zevk alıyorlar. Haydi diyelim ki bu işi bir defa yaptılar, ikinci defa yapmamaları gerekir. Ama sürekli aynı yerde durmak suretiyle varlıklarını hissettirmeye çalışıyorlar. Bunlara ahmak mı desem, narsist mi desem, bilmiyorum.


Niyetlerini gerçekten anlamış değilim. Psikologların bunları iyi bir incelemesinde fayda var. Bunlara yeşil reçete ile satılan ilaçlardan bolca yazmalarında yarar görüyorum. İlaçlardan bolca içmeli ki başkasını rahatsız etmeye vakit bulamasınlar. Ya da bu tiplerin önünden veballeri boynuna deyip geçmek lazım. Ya da bunları camiye almamak lazım. Yok, Allah’ın evine gelen herkese kap açıktır denilirse bu tiplere ilk önce cami adabını, camide nerede durulacağını önce bir öğretmek, sonra camiye almak lazım. İnanın bunların namaz kılmaktan önce edebi, adabı öğrenmeleri gerekiyor. Namaz sonraki iş bunlar için. 30/05/2017 

Kedi ve köpek olmaya özlem duyanlar!

Her birimizin hayatında hata ve yanlışlarımız vardır. İnsanoğlu hata ve yanlışlar yapar. Zira insan için “İnsanoğlu nisyan ile maluldür” deriz. Hiç hata yapmadım diyen biri burnundan kıl aldırmayan, kendine aşık bir tiptir. Çünkü hata yapmayan insan yoktur. Hata ve yanlışlar yapa yapa bir insan tecrübe kazanır. Tecrübeyi tarif ederken “Hayatta yenen kazıkların bileşkesidir” diye tarif edenlerimiz de vardır. Dilipak, tarihi 'bir milletin tecrübesi' olarak tarif eder.

Her birimizin geçmişinde hatırlamak istemediği, keşke yapmasaydım, bugün olsa yapmam dediği pişmanlıkları vardır. Hatta çoğumuz geçmişte yaptığımız bu hata ve yanlışları hatırlamamak üzere üzerine bir set çeker. Çünkü hatırladıkça yüzü kızarır, kendine kızar. Kimsenin de hatırlatmasını istemez. Fakat üzerine vazife olmayan veya başka bir hesap peşinde olanlar, kişilerin geçmişini didik didik inceler. Amacı rakibini alt etmektir, ona belden aşağıya vurmaktır. Dün, dünde kaldı demez, rakip bildiğinin itibarını sarsmak için onun hatırlamamak üzere çöpe attığı geçmişini ortaya döker. Çünkü “Eşrefi mahlukat” olma gibi bir niyeti yoktur. Kişinin geçmişini araştırarak rol kapmaya, rol çalmaya çalışır. Acaba, bu itibarlı kişinin itibarını nasıl düşürürüm, ipliğini  nasıl pazara çıkarırım, derdindedir. Bunun için de kedi ve köpek olmaya bile razıdır. Çünkü geçmiş defterleri, kişinin cemaziyel evvelini karıştırmayı Necip Fazıl, "Ben geçmişimi dürdüm, büktüm ve kaldırıp çöpe attım, bu çöpleri ise ancak kediler ve köpekler karıştırır!" diyerek bu tipleri çöpü karıştıran dört ayaklı kedi ve köpeğe benzetir. Böyleleri, yeter ki rakibini alt edebilsin, kendisinin ne olduğu önemli değildir. Çünkü çöpü karıştıran kedi ve köpek itibar kaybettiğinin farkında değildir. Çöplüğü öyle zannediyorum, saray mutfağı gibi sanır. Karıştırır karıştırır, ondan sonra o şekilde bırakır gider.

Geçmişi karıştırarak kişilerin itibarını sarsmaya, halkın gözünden düşürmeye çalışanların niyeti belli olmasına belli. Art niyetlidir bunlar, hesap peşindedir, dünyalık ukba kazanma niyetindedir, müflis tüccardır, çamura batmıştır. Başkasını da çamura çekmeye çalışmaktadır. Ama suç kedi ve köpek olmaya dünden razı bu tiplerin ortaya döktüklerinde mi sadece? Bizde hiç suç yok mu? Birinin geçmişini ortaya döken adam kendisini dinleyecek kamuoyu bulamazsa bir daha kişilerin geçmişini ortaya dökemez, onlara iftira atamaz. Çünkü müşteri bulamaz. Demek ki biz de bu işe çok teşniyiz ki böyleleri böyle haltları yapmaya, ortamı kokutmaya çalışıyor. Biz yüz vermez isek onlar yaya kalır, bir şeyi söyleyip söyleyeceklerine pişman olurlar. Bir daha da böyle haltlar işlemeye kalkışmazlar. 29/05/2017