29 Nisan 2017 Cumartesi

Mağdurlara oynamayalım **

Referandum sonuçları istediği gibi çıkmayan  ve mahkemelerden de bir sonuç alamayan hayır cephesinin en önde geleninin bugünlerde işi hep YSK ile. Ağzını açıyor YSK’yı eleştiriyor, kapatıyor yine YSK’yı eleştiriyor.

YSK’nın kanunu çiğnediğini, oyları çaldığını, mühürsüz oy pusulalarını saydığını ifade ediyor her konuşmasında. Bugün de il başkanlarına “Referandumda gittiğiniz yerlere tekrar gidin, vatandaşa YSK’nın hiçe saydığı kanun maddelerini okuyun” diye talimatlar yağdırıyordu. Bu referandum sonuçlarını da kolay kolay hazmedeceğe benzemiyor. Sürekli gündemde tutacak anlaşılan. Niçin tutmasın ki hayatında yüzde 25’in üzerinde hiç oy alamayan bu partinin yüzde 49’a yakın oy alması iştahını kabarttı. Anladığım kadarıyla alınan 49’luk oyu kendinin sanıyor. Bence referandum sonuçlarını hep gündemde tutacağına, YSK hakimlerine kızıp hakaretler edeceğine iki yıl sonraki seçimlerin startını vermek için alt yapı oluşturmasında, birlikte hareket etmek için koalisyonlar kurmasında fayda vardır. Vatandaş hayatımız boyunca göremediğimiz bu oyları niçin verdi? Niçin evete gitmedi bu oylar da, bizim cepheye geldi. Demek ki vatandaş ön yargılı değil, onların dilini anlarsak biz bu işi başaracağız planları yapacağı yerde hala referandumda hile var iddiasını dile getirmeye devam ediyor.

Sayın lider, gördüğüm kadarıyla referandum sonuçlarıyla ilgili YSK ‘ya, Danıştay’a iyi bel bağlamış. İstediği sonuç çıkmayınca mahkeme kararlarına saygılıyız sözünü bir tarafa bırakarak gerilim siyaseti izlemeye çalışıyor.

Keşke mahkemelerin verdiği bu kararı beğenmediğinizi ifade ederken yaptığınız eleştiriyi geçmişte mahkemelerimiz bir başka partinin canını yakarken, ocağına incir ağacı dikerken de yapsaydı…daha samimi olur, kendisiyle çelişmemiş olurdu. Anayasa Mahkemesi 367 garabetine imza atmadan önce bu partinin önceki lideri: Yüce Mahkeme  367 nitelikli çoğunluğu onaylamazsa kriz çıkar” dediğinde itiraz edilseydi. Hiç teröre bulaşmadığı halde partileri bir bir kapatılan partinin yanında yer alsalardı.
Maalesef geçmişte mahkemeler iktidar olmamanıza rağmen hep sizi korudu ve kolladı. Bugün o mahkemeleri yanınızda göremeyince kahrediyorsunuz. Geçmişte haksızlık karşısında dilsiz şeytan olmasaydınız bugün yanınızda destekçileriniz olurdu. Maalesef hep gücün ve güçlünün yanında oldunuz.

Dün mağdurların yanında olmadınız. Bugün mağdurlara oynuyorsunuz. Mağdur edebiyatı yapıyorsunuz. Kimse yutmaz bunu. Bugün bir nöbet değişimi var. Beğenseniz de beğenmeseniz de. 29/04/2017

** 05/05/2017 günü kahta söz gazetesinde yayımlanmıştır.

Emek ve Dayanışma Günü

Dünyada kutlanan Emek ve Dayanışma Günü İşçi Bayramı olarak ülkemizde de kutlanır her yıl 01. Mayısta. Birkaç yıldır da resmi tatil yapıldı üstelik.

Bu bayramı kutlamak için işçi sendikaları her yıl gözünü Taksim Meydanına diker. İzin verildi, verilmedi, kutlayacağız vb. tartışmalar günler öncesinden başlar. Bu sene de bu meydanda işçi bayramının kutlanmasına izin verilmedi. Bereket sendikalar bu yıl kutlama yeri illaki Taksim olacak diye ısrarcı olmadı ve ortamı germedi. Kimi İstanbul'u, kimi Ankara'yı, kimi de Erzurum'u seçti miting yeri olarak. Kutlama öncesi oluşan bu sakin ve anlayışlı ortamı inşallah 01 Mayıs günü de görürüz. Çünkü bizde her bir 01 Mayıs sancılı olur. Gergin başlar ve gergin sona erer. Şeytanın bacağı bu bayramda kırılacak gibi görünüyor.

Bildiğim kadarıyla 01 Mayısta tüm emekçilere izin verilmiyor. Özel sektör emekçileri bugünde yine çalışmaya devam ediyorlar. Sanırım onlara her gün bayram. Yani 1 Mayısın diğer günlerden farkı yok onlar için. Kamuda çalışan memur ve işçiler bugünde tatil yapıp miting yapabiliyor. Sendikaların miting yeri olarak belirlediği ile, her bir şehirden emekçiler katılır. Kilometrelerce yolu uzun uğraş sonucunda katediyorlar. Mitinge geldikleri zaman bağıracak, bayrak sallayacak takatları kalmaz. Gönüllü-gönülsüz sloganlar atılır, bayraklar sallanır. Kafalarında da dönüş yolu var. Çünkü geldikleri yolu yeniden tepmeleri gerekecek. Yorgun-argın geç vakit evlerine gelip doğru-dürüst dinlenemeden ertesi gün iş başı yapacaklar. Bunlar iş başı yapmayı düşünedursun diğer emekçi arkadaşları hemen iş başı yaptı bile. Çünkü emekçinin kirlettiği, savaş alanına çevirdiği meydanı temizlemek, eski haline getirmek yine diğer emekçinin işi.

Benim bayram diye bildiğim gün dinlenme günü olmasıdır. Bayram denilen günde miting yapanlar yorulur. Yorulan ise mesaiye başladığı zaman işinde verimli olamaz. Mitingde harcanan efor ve giden para da işin bir başka yönü. Meydanlarda gövde gösterisi yapılarak istediği haklar da verilmez. Miting yapılacaksa bir konfederasyon bir yerde yapacağına her ilde yapsa emekçiler fazla yorulmamış olur. Mitingler sembolik olmalı, miting yerleri kirletilmemeli. Sonra niçin her bir konfederasyon ayrı ayrı miting düzenler. Amaçları işçi haklarını korumaksa hep birlikte kutlamalılar. Çünkü istedikleri haklar üç aşağı, beş yukarı aynıdır. Her biri ayrı bir baş olmamalı.

Kanaatimce mitingler hiç olmamalı, işçiler o günü dinlenerek geçirmeli. Mademki bugün işçinin günü. Bırakalım istediği gibi o günü değerlendirsin. İşçinin alın teri kurumadan karşılığını aldığı, özlük haklarının insanca yaşayabileceği bir seviyeye getirilmesini temenni ediyorum. Bu gün sadece kamu emekçileri için değil, özel sektörde çalışan asgari ücretliler için de tatil yapılmasını istiyorum.

Maaşını beğenmeyen emekçilerin hiç işi olmayan işsiz insanları düşünerek mevcut hallerine şükretmelerinde fayda var. Zira beğenmedikleri maaş ve özlük haklarına çalışacak binlerce insanımız var dışarıda. Hakkıyla çalışan ve emeğinin karşılığını tastamam alan kişilerden olmamız temennisiyle. 29.04.2017


Kutsal Topraklarda yapılan kavgayı nasıl okumalı? *

Bir cemaate mensup iki ayrı grubun yaptığı kavga konuşuluyor şimdi. Hangi ajansı açsanız bununla ilgili habere ulaşabilirsiniz. İçlerinde 8 yaralı varmış. Olay da Kutsal Topraklarda, Kabe’ye bir km uzaklıkta geçiyor. Anlaşılan taraflar Türkiye’de geçmişi olan anlaşmazlıklarını umrede kavgaya dönüştürerek ibadetlerini taçlandırmışlar. Ne denir bu habere? Ancak şapka çıkarılır ve tebrik edilir.

Kavganın seçildiği yer, emin belde.  Taraflar ise bir cemaat üyesi…şahane gerçekten. Haber olacaksan kavga edeceğin yeri iyi seçeceksin. Bu kavga Türkiye’de olsa haber değeri olur ama tıklanma rekorları kırmaz. Tarafları ve bunları yetiştiren camiayı bu açıdan tebrik etmek lazım. İşi yaralamayla bırakmışlar, öldürmeye güçleri yetmemiş, bir de öldürselerdi İslam dünyasının tarihine geçerlerdi. Ha gayret bakalım, daha vakitleri var, gelmeden önce umarım bunu da başarırlar. Bu işi Kabe’nin hemen dibinde yapsalardı daha iyi olurdu. Sanırım niyetleri de bu idi. Ama kavga bu. Kan gibidir. Nasıl ki akacak kan damarda durmuyorsa kavga da hedeflenen yerde her zaman gerçekleşmeyebilir. Ah o ham müritler yok mu? Kinlerini menzile varmadan hemen boşaltıverdiler.

Ülkemizdeki fırsatçılar bu küçük kavgayı hemen eleştiri bombardımanına tutabilirler. Onlar art niyetlidir. Halbuki bu iki güzide grubu bu yaptıklarından dolayı eleştireceğimize niyetlerini anlamaya çalışsak nasıl olur? Belki de bu kardeşlerimiz kutsal beldede kalmak için bu kavgaya tutuştular. Ne de olsa sayılı günler için gittiler. Süresi doldu mu bunları uçağa bindirip yolcu edecekler. Birbirlerini orada kıracaklar ki ölüp-öldürdükten sonra orada yani Cennetü’l Mualla mezarlığına defnedilecekler. Böylece mukaddes bölgede kalma imkanları olacaktı. Varsa ufak-tefek günahları onlar için şefaat edecek yakın kimseleri de vardır zaten. Bu kişilerin gördüğüm kadarıyla niyetleri halistir.

Hemen bu olaydan hareketle Türkiye’deki cemaatleri masaya yatıranları da iyi niyetli olarak görmemek lazım. Cemaatler yaşamalı, yaşatılmalı ki değerleri böyle yerlerde ortaya çıksın. Kim yapabilir bu kavgayı mübarek beldede. İçki içen, kumar oynayan ve dini duyarlılığı olmayan insanlara para verseniz bu işi Kabe’de yaptıramazsınız. Hatta, “Belki içki içeriz, dini yaşamayız ama bu işi Allah’ın evinde yapacak kadar düşmedik” gibi bir bahane de bulabilirlerdi. Birilerinin dediği gibi, cemaatlere saldırının arkasında İslam var sözünü yabana atmamak lazım. Bu cemaatleri ve mensuplarını iyi beslemek lazım ki istediğin kavgayı istediğin yerde sorgulamadan yapabilsinler. Bize de akıllarını sorgulamayacak adamlar lazım. Zaten istediğimiz de bu değil mi? Önemli olan cemaatlerin yaşaması. İslam nasıl olsa olur. İt ürür, kervan yürür misali bizler kafamızı kuma gömüp yolumuza devam edelim. Bu İslami cemaatlerin yaptığı kavgada mutlaka bir hikmet arayalım. Hatta daha iyi besleyelim. Çünkü anlaşılan yemleri yeterli gelmedi ki birbirlerini öldüremediler.

Türkiye’deki cemaatleri denetim ve kontrol altına alalım diyen kişiler de çıkacaktır bu olaydan sonra. Para giriş ve çıkışlarını kayıt altına alalım. Buralarda İslam adına ne anlatılıyor diyenleri de kulak ardı yapalım. Cemaatlere hiç sesimizi çıkarmayalım. Onlar istedikleri gibi at koştursunlar. Her yaptıklarında biz bir hikmet arayalım. Hatta etkili ve yetkili kişiler olarak bu cemaati ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerinde bulunalım. Cemaatin yetkililerinin “Efendim! Cemaatimize karşı bir algı operasyonu yapılıyor, aramıza fitne sokmaya çalıyorlar, bugün bu kavgada taraf olan kardeşlerimiz karıncayı bile incitmezler, cemaatimiz nazara geldi” derlerse de sorgusuz sualsiz kabul edelim.

Helal olsun, size yiğitlerim. Haya perdesini de şükürler olsun Kabe’de attınız. Kim tutar sizi bundan sonra. Haydi göreyim sizi! 29/04/2017 

* 03/05/2017 günü Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.