18 Aralık 2016 Pazar

En güzel yatırım insana yatırımdır

İnsanoğlu iki tarafı keskin bir bıçak gibidir. İyi yetiştirildiği takdirde mükemmel bir varlık, şayet yaratılışına uygun yetiştirilemediği zaman ise vahşi, barbar, hem cinsini yok etmekten zevk alan bir canavar olup çıkıveriyor.

Yeryüzünü fesada uğratmak için Kabil nesli çok çalışıyor, dünyada kan görmediği zaman cinnet geçiriyor. Bu yüzden dünyanın her bir yerinde yeri geldiği zaman kullanmak, devletleri hizaya getirmek için önce terör örgütü kurduruyor, sonra da ülkeyi kan gölü haline getirebiliyor. Malzemesi insan maalesef dünyayı yaşanmaz kılanların. Kötüler eylem yapacak insan bulamazlarsa hedeflerine ulaşamazlar. Dünyayı yönetenler teröre malzeme olarak içimizden insanları seçiyor. Ki bu insanlar bizim içimizde büyüyor, bizim yediğimizi yiyor, giydiğimizi giyiyor, aynı havayı teneffüs ediyoruz. Bizim okullarımızda, bizim müfredatımıza göre okuyorlar. Kötülerin insanımıza hakim ve egemen olduğu kadar biz kendi insanımıza hakim olamıyoruz. Oturup bunu düşünmek lazım. Niçin eğitim sistemimiz böyle kötü insanların yetişmesine zemin hazırlıyor? Niçin biz onların damarlarına iyiliği, güzelliği zerk edemiyoruz? Demek ki eğitim sistemimizdeki bu boşluklardan yararlanıyorlar. Biz önce eğitimde öğretimden ziyade eğitime ağırlık vererek küçük yaşta eğitmeye başlamalıyız. Sürekli sadece bilgi yüklenen bir nesilden olsa olsa "Kitap yüklü merkepler" çıkar.

Eğitim ve öğretimimizde hangi sistem uygulanırsa uygulansın temeline insanı eğitmeyi almadığımız müddetçe daha çok analarımız ağlar. Eğitimin yön veremediği çocuklara sokaklar, gizli mahfiller yön verir. Hiçbir anne ve baba çocuğum kötü olsun diye yetiştirmez. Eğitim ve öğretim verdiğimiz çocukların kötü olmasını devlet hiç istemez. Eğer eğitim sistemimize girmiş, okumuş fakat canlı bomba olmayı seçmiş insanımız varsa -ki var görünüyor- o zaman oturup nerede hata yapıyoruz diye düşünmemiz gerekiyor. Aslında öğretmenlerin önünde okuyan nice çocuklar "Ben kötü olacağım" diye bar bar bağırmakta. Ama kimse bir şey yapamıyor. Okullarda öğretmen ve yöneticiler hiçbir şey yapamamanın acizliğini yaşamaktadır. Çünkü sistem kötüyü korumak için dizayn edilmiş durumda. Sorumluların eli kolu bağlı. Sisteme giren herkes de mezun oluyor.

Fikirlerini okul ortamında, çevresinde rahatça ve özgürce ifade edemeyenler, mahalle baskısı görenler yıkanmış beyniyle çözümü öldürmekte buluyor. Bizim eğitim sistemimiz maalesef şiddet üretiyor. Bastırılmış ve dışlanmış duygular üzerindeki prangalardan kurtulur kurtulmaz intikam peşinde koşuyor. Okulda, toplumda, hayatın içinde insanlar şiddete başvurmadan her türlü fikri rahat bir şekilde ifade ederek işe başlayabiliriz. Okullarda tek tip insan yetiştirme beyhude çabasından vazgeçmeliyiz. Özgün ve özgür beyinlerin yetişmesi için önlerini açmalıyız. Deşarj olmalarına imkan vermeliyiz. Fikir ve düşünce tartışmaları gündemimize oturmalıdır, birbirimizi dinlemek ve anlamak için çaba göstermeliyiz. Empati hayatımızın her safhasında vazgeçilmez ilk prensibimiz olmalıdır.

Şekilcilikten uzak durmalıyız. Hatta ilk önce okullarda uygulanmakta olan tek tip kıyafet zorlamasından başlanabilir işe. Kıyafetimiz tek olacak, fikirlerimiz aynı olacak, farklı fikirlere tahammülümüz olmayacak...işte bu şekil bastırılmış duygular daha sonra anormal bir şekilde karşımıza çıkabilir.

Bu eğitim sistemi sürekli mezun vere vere ihtiyaç fazlası mal üretiyor, kimsenin de işine yaramıyor. Ne toplumun ne de mezun olan kişinin. Mezun olan kişi iş bulamayarak gereksiz olduğunun farkına varıyor. Bir şeyle meşgul edilmeyen, boş avare insan olsa olsa terörist olur. Eğitim sistemimiz sürekli insan eliyor. Elenen her insan hayata, insana ve insanlığa düşman oluyor. Bir işe yaramadığı fikri belleğine yerleşiyor.  Beni kabul etmeyen, bana yar olmayan hayatı ben ne yapayım, bana değer vermeyenlere ben gününü gösteririm demek istiyor bu terör eylemine katılanlar. belki bu canlı bomba olanlar en fazla ilgiyi kendilerini canlı bomba yapmak isteyenlerden gördüler. marifet iltifata tabidir. Sen ilgi göstermezsen mutlaka birileri ilgi gösterir.

Bu konu enine boyuna irdelenmeli, terörü doğuran sebepler iyi incelenmeli, nasıl çözüm bulunur üzerine kafa yorulmalıdır. İnsana yapılan yatırım boşa gitmez. Yeter ki insa kazanma üzerine çaba sarf edelim. 18/12/2016

Önce terörün bataklığını kurutmalıyız

Türkiye'yi Irak ve Suriye gibi sınırımızdaki olaylardan uzak tutmak için 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra buzdolabında olan terör yeniden harekete geçirildi. Türkiye'yi oyalamak için Güney Doğu'da bir çok meskun mahal kurtarılmış bölge  kabul edilerek terör hendekle karşımıza çıktı. Ardından 15 Temmuz geldi. Uluslararası güçler PKK, IŞİD ve FETÖ'yü devreye soktu.

Ülkenin her bir yanını kan gölüne haline getirmek için ellerinden geleni arkalarına koymuyorlar. Bir yaramızı sarmadan arkasından bir başka acı haberle sarsılıyoruz. Nasıl ki hırsıza kilit dayanmıyorsa teröre ve canlı bombaya da hiçbir tedbir işe yaramıyor. Çünkü canlı bomba olarak kullanılanlar aramızda yaşıyor. Hiçbirinin alnında da bu adam canlı bomba, veya terörist yazmıyor. Terör örgütlerinin eleman bulma ve operasyon yapma sıkıntısı yok. Yeter ki kan görmek istesinler. Ne kadar güvenlik tedbirleri alınsa da istedikleri yerde eylem yapabiliyorlar. Bu işte kullanılan kişilerde gördüğümüz kadarıyla Allah korkusu yok, insanlardan çekinme yok, ahiret inancı zaten yok. Ölümden de korkmuyorlar. Aklı olan bir insan canlı bomba olmayı kabul eder mi? Adam öleceğini bile bile canlı bomba oluyor. Bu ne demektir? Bu adamların kaybedeceği bir şey yok, ölüm korkusu yok. Ölümü göze alan sıfırı tüketmiş bu yaratıklara dünyanın en iyi tedbirlerini alsanız da fayda sağlayamazsınız. Gözü dönmüştür bunların. Ellerinde imkan olsa ülkeyi havaya bile uçururlar. Devlet ve millet olarak hiç bu kadar aciz kalmadık. Ne yapmak lazım? 

Terörle  mücadele etmesine edelim ama sanki biz bataklığı kurutmaktan ziyade sivrisinekle mücadele etmekle meşgulüz. Hepimiz hem fikiriz ki terör dış kaynaklıdır. Birileri içimizde sürekli bombaları patlatarak bizi oyalıyor. Bu demektir ki, bataklık dışarıdadır. Dış bağını kesmeden biz terörü bitiremeyiz. Dış güçler olmadan içerideki maşa örgütler bir sinek bile öldüremez. Çünkü içimizdeki beyinsizler sadece emir almaya alışmışlardır. Ancak emirle iş yaparlar. O zaman terörün dış bağlantılarını kesmek için  çaba sarf edilmelidir. Bunun için de güvenlik güçleri istihbarat ile sıkı bir ilişkiye girerek terörün önüne geçmek için uğraşırken devletin de dış bağlantıyı kesmek için diplomatik faaliyetlere hız vermelidir. 

Devlet terörü destekleyen dış bağlantıyı tespit eder etmez, bürokratını, büyük elçisini, diplomatını vb elinde çanta ile birlikte göndermelidir. Masaya terörün izi ve kanı konmalıdır. İnanın, belgesini ortaya koyduktan sonra o devletler kıskaca alınabilir, diğer devletleri bilgilendirerek kamuoyu oluşturulmaya çalışılmalıdır. Terörü önlemenin başka yolu yok. Her devlete savaş açma imkanımız ve gücümüz yok. Yeter ki soğukkanlı bir şekilde fevri hareket etmeden sonuç almaya çalışalım. 18/12/2016

Komisyona öğretmen vermek

Müdürler toplantısını yapmak için bir okulun çok amaçlı salonunda toplandık. Daha öncede bir belirlenen bazı okullarımız okullarını tanıtıcı sunumlar yaptılar.

Sunum arasında il milli eğitim müdür yardımcısı yapılacak olan yarışmalarda görev yapmak için komisyon üyelerine ihtiyacımız var. Okulunuzdan istediğimiz branşlarla ilgili öğretmen ismi istiyoruz. Uygun gördüğünüz öğretmen isimlerini söyleyin. Biz de yazalım dedi. Okullar farklı branştan öğretmen isimlerini yazdırmaya başladılar. Yanımdaki duayen müdürlerden biri bir öğretmen ismini yazdırdı. Kulağına eğildim: "Hocam, bildiğim kadarıyla yazdırdığınız isim senin öğretmenin değil, sanırım bir yanlışlık oldu"dedim." Benim öğretmenim" dedi. Toplantının bitimine doğru: "Hocam, ismini yazdırdığınız öğretmen halihazırda 8 aydır falan lisede müdür yardımcısı olarak çalışıyor. Aynı okulda da kurucu müdür olarak bir yıl görev yaptı. Yani o öğretmen senin okulundan yaklaşık iki yıl önce ayrıldı, haberin olsun dedim. Sonunda jeton düşmüş olmalı ki, ben şu ismi düzelttireyim diyerek yerinden kalktı. İlgili müdür yardımcısına yeni bir isim verdi.

Yeni verdiği isim okulunda çalışan biri miydi? İnanın bilmiyorum. Çünkü verdiği ismi sormadım. Yazdırırken de duyamadım zaten. Sanırım 18.12.2016