6 Aralık 2016 Salı

Heyhat demeden

Bugün bir beklenti ile sana gelen, yarın bir beklenti ile başkasına gider,  sen de ardından bakakalırsın.

Çoklukla şımarıp savrulma, hep kaliten, prensibin konuşsun ve konuşulsun.

Çevrendekilerin değil, çevredekilerin nabzını  tut. Bil ki kem âlât ile kemâlât olmaz.

Kişi, kurum ve kuruluşlar zirvedeyken yerinde saymaya, gerilemeye ve kaybetmeye başlar, zirvedeyken dik gelen Güneş, gözü kamaştırdığından gerçekleri net ayırt edemez, farkına vardığı zaman iş işten geçmiştir. Heyhat! 06.12.2014

3 Aralık 2016 Cumartesi

İhanette Sınır Tanımayan Korkusuz Korkaklar*

"Gün geçmiyor ki, bir öğrenci yurdunda zehirlenme, cinsel taciz ve ölüm olayları olmasın. Bu millet cemaatin eğitim kurumlarını çok arayacak" tweeti paralel yapının gazeteci görünümlü silahşörüne ait. Paralel yapının gücü ele geçirdiği dönemlerde korkusuzca saldıran bu gazeteci, 15 Temmuz'dan sonra kayıplara karıştı, tıpkı diğer hainler gibi.

Kendisi defoldu gitti ama tweetleriyle yine gündem olmaya devam ediyor. Maşallah korkusuz korkaklığından hiçbir şey kaybetmemiş. Dışarıdan çanak yalayıcılığı yapmada sınır tanımıyor, tıpkı kendisi gibi olan diğer binlerce dalkavuk gibi.

Bu millet zehirlenme, taciz ve ölüm vb olaylarını atlatır, kısa zamanda yaralarını da sarar, cezasını da verir. Ama sizin gibi hainlere asla tahammül etmez. Sizin gibi ihanet şebekesini yok etmeden asla dur durak bilmez, gözü uyku tutmaz. Bunu iyi bildiğiniz için zaten kaçaksınız. Uzaktan salvolarınıza devam ediyorsunuz. Çünkü millete bakacak yüzünüz yok diyeceğim ama paylaştığınız tweetlere bakınca hala utanma ve arlanma diye insani hasletlerin yanınıza uğramadığı belli oluyor...

Gönderdiği tweete bakılırsa cemaatin(!) eğitim kurumlarına toz kondurmuyor... Elinizden kayıp giden bu eğitim kurumlarını madem bu kadar önemsiyorsunuz. O halde elinizden uçup gideceğini bile bile devlete meydan okuma da neyin nesi. Haydi elinizden haksız(!) yere alındı diyelim. O zaman burada kalıp çok önem verdiğinizi iddia ettiğiniz bu kurumları geri almak için burada durup mücadele etmeniz gerekmiyor muydu? Ne diye soluğu yurt dışında aldınız? Halbuki bir zamanlar ne kadar mağrur bir görüntü veriyor, herkese haddini bildiriyordunuz... Ben de bu korkusuz hücumlar nereden geliyor diyordum. Meğer emniyeti, askeriyeyi ve yargıyı arkalarına almışlar, cesaretleri de bundanmış. Arkalarındaki kartondan güç olan örümcek ağı ellerinden uçup gidince bizim cesurlar soluğu firarda buldular. Ne de olsa “Erkekliğin(!) onda dokuzu kaçmaktır” değil mi?

Kendinizi eğitime gönül vermiş hizmet hareketi olarak göstermeniz de tıpkı diğer samimiyetleriniz gibi sahte imiş. Altın nesil yetiştiriyoruz diye çıktığınız yolda bol kendinize bende yetiştirmişsiniz. Nihayet deniz bitip kum görününce ve foyalarınız bir bir ortaya çıkmaya başlayınca soluğu akıl hocalarınızın yanında aldınız. Bir maşadan da ancak bu beklenirdi zaten. Kandırdığınız binlerce saf insanı geride bırakarak...Yönettiğiniz eğitim kurumlarına da bir kuruş harcamadınız zaten. Eğer harcasaydınız, tırnaklarınızla kazıyarak bir yere getirmiş olsaydınız o trilyonluk devasa kurumları korumak için bu ülkeye, bu ülke insanına kol-kanat gererdiniz. Zaten o eğitim kurumları milletin fedakarlığıyla yapılmıştı. Helal para ile yapılmış ki yine milletin emrine tahsis edildi. Kargalar, kendilerine yapılan iyiliğin kıymetini bilmezler. Bu millet sizi besledi de besledi. Bunun karşılığında siz millete hizmet edeceğinize gözünü oydunuz, hatta kalbine nişan aldınız. Onca yaptığınız ihanetin sonucunda esas üzüldüğüm nokta milletin birbirine güvenini yok ettiniz. Dindar-mütedeyyin insanlar yara aldı sizin yüzünüzden. Artık kimse kimseye güvenmiyor. Esas acı olan da bu. Sizin bu yaptığınız halt sonucunda ‘taciz, zehirlenme ve ölümlerin’ lafı mı olur. Sittin sene tamir edilmez bu açılan yara.

Yediğiniz herzeler bir bir çıkınca arkanıza bakamadan  kaçtınız. Üstelik darbenin sonucunu bile beklemeden cehennem olup gittiniz. Demek ki yapacağınız darbenin başarılı olamayacağını kendiniz de biliyordunuz o zaman. Beceriksizliğinizi iyi tespit etmişsiniz. Kendisini tanıyan insanları severim ben...Son kertede bari biraz utanın da uzaktan paylaşım yapmayın. Ağa babalarınıza "Bize Türkiye’den ekmek yok, bize başka bir iş verin” deyin. Onlara iyi davranın, yoksa bir gün sırtlarından atarlar da gidecek bir ülke bile bulamazsınız. Boşuna bu ülkeye mesaj vermeye kalkmayın, çünkü size yani hainlere bu ülkede ekmek yok.  03/12/2016

*07.12.2016 tarihinde Anadolu'daki Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

İlişkin batsın

Günümüzün paparazzisi sanal alemdir. Ne ararsan var burada. Kimin,  ne yaptığını bu alemde bulabilirsin. Özellikle Facebook insanın içinin dışa vurulduğu bir yerdir. Yediden yetmişe herkesi oyalayan bir alem.

Bir kimse hakkında yeterli bilgi almak istiyorsan profiline girivermen yeterli. Kimdir, necidir, nasıl biridir, nelerden zevk alır, nelerden nefret eder; fikri, zikri nedir? Ne yer, ne içer hepsini öğrenirsin bir çırpıda. Hiç birilerine sormana bile gerek kalmaz. Bunlara alıştık. Üstelik normal görüyoruz artık.

Facebook'ta gariplikler say say bitmez. Bir tanesi dikkatimi çekti: İlişki durumu.
Bazen arkadaşlık isteği göndereni tanımayınca kimdir, necidir diye 'hakkında' bölümü var. Oraya girince karşına en sonunda ilişki durumu dikkatten kaçmıyor. bazılarına bakınca "evli, bekar, yok..." şeklinde durumlar göze çarpıyor. Bazılarında da 'İlişkisi var' şeklinde bir tanıtım dikkatini çekiyor. Göre göre belki bu durumu da normal görmeye başlayacağız ama şimdilik ben buraya  "ilişkisi var." Hatta bazıları ismi de yazıyor x kişiyle şeklinde yazılar yazıyor. Yazıyı görünce ilişkin batsın diyesim geliyor. Eskiden karşılaştığın insana medeni hali sorulurdu, ya da çoluk çocuk var mı diye. medeni halini soramadığın kişilerin eline bakılır. Eğer elinde yüzük varsa "evli' ya da 'nişanlı' şeklinde bir kanaate sahip olunurdu. Daha önce elinde yüzüğü olmayan birinin elinde yüzük görülünce tanıdıkları hayırlı olsun, kim bu talihli denirdi. Şimdi ise sanal alemde ilan ediliyor: İlişkisi var falanla şeklinde.

İşin garibi  kişinin profiline tam bakmasan bile kullanıcı profilinde bir değişiklik yaptığı zaman "Falan kimse ilişki durumunu var-yok şeklinde değiştirdi" diye bildirim de geliyor. Bizim kendi aramızda yaptığımız dedikodu ve laf taşımayı facebook sanal olarak yapıyor. bazılarının profili borsa gibi anlık, günlük değişiyor. Bugün birini buluyor, hemen ilişkisi var şekline döndürüyor, akşama ayrılıyor, ilişkisi yok'a dönüşüyor.

Yaşadığım yaşadığım kadar. Geldim gidiyorum. Yetişme tarzıma göre belki de çağın dışında kaldım. Bu yaşıma kadar bir çok gelişmelere şahit oldum. Hepsini kabullendim ama sosyal olaylardaki kültür ve değer yozlaşmasını bir türlü özümseyemedim. Bu şekilde ilişkiler tıpkı günümüz evlilik-boşanmalar gibi günübirlik değişiyor.

Sözün özü, kadın ve erkeğin helalinden biri ile sözlenmesi, nişanlanması, evlenmesi kadar doğal bir şey yok. Günümüzde sanal alemde 'İlişkisi var' şeklinde ifade edilmekten ziyade ele yüzük takılması bana daha şık geliyor vesselam. 03/12/2016