8 Kasım 2016 Salı

Mağdur ve mazlumun yanında -benim bildiğim- sadece Allah'ı olur *

Bir ideal uğruna yola çıkanlar, başarıya ulaşmak için kırmadan dökmeden mücadele yolunu seçerler ve bu uğurda mağdur ve mazlum olurlarsa davalarında er geç zirveye çıkarlar. Tırnaklarıyla kazıyarak kazandıkları için geldikleri yerin değerini bilirler. Halk böylelerine mutlaka kucağını açar. Zaten Allah Teala mazlumun yardımcısıdır. Duası makbul olanlardan bir tanesidir mazlum ve mağdur olanlar.

Türkiye tarihi,  inandığı davasını siyasi arenada temsil etmek amacıyla yola çıkan bir siyasi liderin mücadelesine şahittir. Tek başına çıktığı yolda alay, hakaret, dışlanma, horlanma, azarlanmanın hepsini görmüştür. Kurduğu her bir parti “Suyumu bulandırdın” denerek birbiri arkasına kapatıldı. Her kapatılan partisinin yerine yenisini kurarak yoluna devam etti. Ne zaman ki iktidar ortağı oldu. Başına gelmedik kalmadı. Zamanın Anayasa Mahkemesi Başkanı eşinin yanında devrin başbakanına hakaret etti. Erzurum'da görev yapmakta olan sözüm ona rütbeli bir asker "şerefsiz" bile dedi. İktidarda iken partisi kapatıldı. Ne kendisi, ne üyeleri ne sevenleri silaha sarıldı. Asla şiddete başvurmadı.

Başörtüsü mücadelesi verdi. Kız öğrenciler kılık kıyafetinden dolayı ya başlarını açmak zorunda kaldı, ya da okulunu bıraktı, kimi de peruk takmak suretiyle okuluna devam etmeye çalıştı. Kimi de yurt dışında okuma yolunu seçti. Meydanlarda el ele tutuşarak antidemokratik bu uygulamayı protesto etti. Bildiri okudular, okul birincilikleri verilmedi. Haksız yere okuldan atıldı. Görev yapan resmi görevliler görevlerinden el çektirildiler. Ne birine saldırdılar, ne dövdüler. Cop yediler ama asla şiddete başvurmadılar. Ne birini öldürdüler, ne de yakıp yıktılar. Ne polise ne de askere ellerini kaldırdılar. Sabredip yılmadılar. "Mevla görelim neyler/Neylerse güzel eyler" dediler.

Sonunda tek başına çıkılan siyasi arenaya sanki bir daha gitmemek üzere yerleştiler. Savundukları fikirleri iktidar oldu. Hani demiştik ya Allah mazlumların yardımcısıdır diye.
***
Türkiye son yıllarda "Bizim bölgemiz mağdurdur, haklarından yoksundur, biz onların haklarını savunmak için çıktık" diyen bir siyasi figürün siyaset dışında şiddeti savunan diline şahit olmaktadır. Kandan besleniyorlar. Öldürmekten başka bir şey düşünmüyorlar, mağdur halkın hakkını koruruz diyenlerin kendisi kendi halklarını mağdur etmektedir. Ortalığı yakıp yıkıyorlar, canlı bomba ve terörist eylemleri vasıtasıyla ülkede ne huzur ne de dirlik bıraktılar. Ülkeye, devlete, millete hep meydan okudular. Milletin verdiği imkanları kötüye kullanarak fütursuzca hareket etmeye devam ettiler. Dokunulmazlık zırhını tepe tepe kullandılar. Her harekette halkı meydanlara çağırdılar. Tek yaptıkları şiddete başvurmak oldu.

Sonunda meclis terörle arasına mesafe koymayan siyasilerin dokunulmazlıklarını kaldırdı. Haklarında hazırlanan fezlekeler dolayısıyla çağrıldıkları mahkemeye giderek ifade vermeye yanaşmadılar. Gitmedikleri gibi meydan okumaya devam ettiler. Sabır sabır..nereye kadar? İfade almak için mahkemeye zorla getirilmeleri kararı verildi.

Tek sermayesi şiddet olanların bize siyaset yaptırılmıyor edebiyatının arkasına sığınmalarının bir anlamı yok. Kendi düşen ağlamaz. Hele şiddetten başka bir şey üretmeyenler kendi ektiklerini biçmekten öte bir kazanım elde edemezler. Bu tipler bırakın mağdur olmayı mağdur etmektedir koca bir milleti. Üstelik yalnız da değiller. Arkalarında medeni görünümlü canavarlaşmış barbar Batı var. Benim bildiğim mağdur ve mazlumun yanında sadece Allah'ı olur. Batı’nızla beraber batın gidin!

* 09/11/2016 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.


5 Kasım 2016 Cumartesi

Ayakkabımla girdiğim camiden yalınayak çıktım*

Kardeş, 05/11/2014 tarihinde  ikindi namazında Kapu Camiinden  götürdüğün ayakkabı sana bir numara büyük, yerine bıraktığın ayakkabı 1 numara küçük ve eski.

Gel şu ayakkabıyı getir bana bir de sen vurma. Zaten ayağıma bakmandan bilmeliydim senin niyetini...Ayrıca Kapu Camii etrafında bu kadar ayakkabı dükkanının olmasının sebebini böylece anlamış bulunmaktayım.

Biliyorum sen face'ye de girmezsin, her konuda olduğu gibi bu yitiğimi de yanlış yerde arıyorum. Ayakkabın orada kaldı, benim ayakkabıyı giymeye devam edeceksen önüne naylon falan koy, beni de camiye gittiğime  de pişman etme.

Sahi beni evime kadar terlikle göndermek nasıl bir duygu? 05.11.2014

* Face'de ki bu paylaşımımı görünce 2 yıl önce camiden alınan ayakkabımı hatırladım. İki dostum gittiler yeni bir terlik satın alıp geldiler. Bir kaç gün boyunca camiye geldim ama götürülen ayakkabım bir türlü geriye gelmedi. Camiden alınan ikinci ayakkabım oldu.  İlki Kahta merkez camiinde olmuştu.

4 Kasım 2016 Cuma

Terörün siyasi ayağı

Mecliste bir siyasi parti var. Partinin yetkili organlarının ağzında hep barış, demokrasi, özgürlük, hak ve hukuk var. Sanırsın ki ağızlarından bal damlıyor. Kendilerini halkların barışına adadıklarını ve mağdur insanların hamisi olduklarını, bir bölgenin temsilcisi olduklarını ifade ediyorlar.

Yeri geliyor halkı direnmeleri için meydanlara çağırıyorlar. Sonucunda 50 insanın ölümüne sebebiyet veriyorlar. Vekillerinden biri arabasında teröristlere verilmek üzere silah taşıyor, bir diğeri, canlı bomba olarak yüzlerce kişinin ölümüne sebebiyet veren bir teröristin evine taziye ziyaretine gidebiliyor. Vekil olarak mecliste olanların çoğunun terör elebaşılarıyla çekilmiş fotoğrafları gazetelerde boy boy gözüküyor. Bu partinin yetkilileri nerede bir suç ve eylem var oradalar. Nerede bir suç ve eylem var, parasını milletin ödediği bu vekiller orada. Nerede bir kalkışma var, Bu vekiller orada. Ya askere karşı direniyor, ya da polise. İşlemiş olduğu suçlardan dolayı ifadelerine başvurulmak üzere kendilerine davet gönderiliyor. Biz gelmeyiz cevabı alınıyor. Nerede bir terör eylemi var,  her eylemde ölü ve şehitler var, herkes bu eylemi lanetleyip kınarken bunlardan tık yok. Her konuşmalarına devleti, askeri, polisi ve devletin organlarını eleştirerek başlıyorlar, konuşmalarını tehditle bitiriyorlar. Sempatizanlarını da sürekli kışkırtıyorlar.

Ne zaman bunlara  karşı devlet; bir operasyon ve bir hareket yapmaya kalksa AB ayağa kalkıyor. Dokunulmazlıkları kaldırılmasına rağmen ifadeye gelmeyen bu vekillerin ifadelerini almak için mahkeme kararıyla yakalama kararı çıkarılıyor. Ortadoğu'da akan her kanda parmağı olan bu devletler hiç kılını kıpırdatmaz iken ifadelerini almak için zorla mahkemeye çıkarılan bu vekiller için AB Büyükelçileri Ankara'nın göbeğinde acil toplantı yapabiliyor. Suçun ve suçlunun bu kadar aleni bir şekilde arkalandığı bir başka devir hatırlamıyorum. Güya bu vekiller mağdur bir halkın hamiliğini yapıyorlar. Hiç görüntülerinden mağdur olmuş bir halkın vekili gibi gözüküyorlar mı? Görüntüleri terörün meclisteki ayağı olduklarını gösteriyor. Bu kadar kabadayılığı, meydan okuma cesaretini nereden aldıkları da belli oldu. AB tamamen bu işin içinde maalesef. Anlaşılan Sevr'de yapamadıklarını bitirmek istiyor AB ülkeleri. AB, Tanzimat ve Islahat Fermanından beri bizim içişlerimize karışmayı alışkanlık haline getirdi. Bu ülkeyi hala eski ülke sanıyor, biz bunları geçmişte dizayn ettik, yine ederiz diye düşünüyorlar. Birileri bu ülkenin eski sömürge ülkesi olmadığını bunlara anlatması lazım. Hadlerini bilecekler, eğer bilmiyorlarsa hadleri kendilerine bildirilecek.

Bir bölgenin hamiliğine soyunan ve terörün tam göbeğinde olan bu vekillerin derdi ne? Ne istiyorlar bunlar? Anlayabilen varsa beri geri gelsin. İşin garibi bu partinin hala terörle organik ve inorganik bağlantısı tespit edilemedi. Ne partileri kapatıldı, ne de sorumlularına bir yasak geldi.

İktidardaki bir parti liderinin yaptığı uzun konuşmasında cümleleri arasında geçen "Kanlı mı olacak, yoksa kansız mı? Biz kansız olmasını tercih ediyoruz..." cümleleri seçilerek partisi kapatılıyor, sorumluları siyasi yasaklı hale geliyor, bir parti iktidardan ediliyor. Partinin hiçbir üyesi eylem için sokağa bile çıkmıyor. Bu parti iç hukuku bitirdikten sonra AİHM'e müracaat ediyor. Maalesef verilen karar Türkiye'deki mahkemelerin verdiği karardan farklı olmuyor ve arkasında da hiçbir süper ve küresel gücü göremiyor. Nedense Avrupa sıraya girdi terörün açık destekçisi bir partinin vekillerini korumak için. Batı, çizmeyi aştı, cami duvarına işemeye başladı. Allah bunlara imkan verdikçe kendilerini fasulyeden nimet sanıyorlar. Halbuki Allah’ın onlara mühlet verdiğini hesaba katamıyorlar. Ama sonları yakın. Bundan adım gibi eminim. Çünkü zulüm ile abad olunmaz. Terörü desteklemeye devam etsinler bu şekilde. Bir gün çıkmayacak şekilde terör kendilerini bulacaktır.

Bunlar, bizim temsilcimiz diyen bölge insanı varsa eğer...benim saf kardeşim! Bilin ki meclise gönderdiğiniz bu kişiler sizin toprağınızın ekmeğini yiyen dış güçlerinin hainidir. Bunların hak arama derdi falan yok. Bunlar sizin sırtınızdan besleniyor. Aklınızı başınıza alın. Çünkü bunlar siz oy verdikçe cesareti sizden alıyorlar. Dönün artık sırtınızı bunlara. Yine bunlar, devlet istediğiniz her türlü hakkınızı verse dahi inanın kan akıtmaya, dış güçlerin piyonu olmaya devam ederler. Çünkü hainlik böyle bir şey... 04/11/2016