31 Ekim 2016 Pazartesi

FETÖ'den öğreneceklerimiz

Kırk yıl boyunca içimizde neşvünema bulan FETÖ'ye geçmişte kah cemaat, kah "Nur talebesi", kah "Hizmet hareketi" dendi. En son 15 Temmuz itibariyle intihar etti. Kendisiyle beraber bir milleti de devletiyle beraber götürmek istedi fakat beceremedi. Gerçeği anlamak isteyenler onların nihai hedefini anlamış oldu. Biraz pahalıya mal oldu ama sonunda anladık. Şehitler verdik, gazilerimiz oldu, birbirimize güvenimiz hiç olmadığı kadar kayboldu. Menfur olaya bilfiil katılanlar yargılanmak üzere içeriye alındı. Olayın baş kahramanı elebaşısı zaten dışarıdaydı. İçimizde yaşayan birinci derece sorumluları ve baş aktörleri soluğu dışarıda aldı.

Her hayır bildiğimizde bir şer, şer bildiğimizde de bir hayır olabilir. Hiçbir şey % yüz doğru, ya da yanlış olamaz.  Başımıza gelen her bir şerden mutlaka tecrübeler ediniriz, bir daha aynı duvara toslamayalım diye. "Tecrübe, hayatta yenen kazıkların bileşkesi" denir kimilerince.

İçerideki ve dışarıdaki devasa gücüne rağmen iyi ki başarılı olamadı. Ya bir de başarılı olsaydı, bu ülkenin hali nice olurdu. Eğer planı şaşmasaydı Türkiye, 'Gülen Devleti' adını alırdı. Ne kadar kişinin kellesi giderdi kim bilir. Bu yüzden bugünkü mevcut duruma ne kadar şükretsek azdır. Devlet bir taraftan yaraları sararken, diğer taraftan suçlularla mücadele etmekte. Devlet aynı zamanda yeniden yapılandırılmaya çalışılıyor.


Bu kadar uzun zaman diliminde kendini nasıl gizleyebildi? Eğitim ve öğretim başta olmak üzere medya, ekonomi vb her alanda nasıl devasa bir güç oldu? Neredeyse devlet bütçesi kadar bir paraya sahip oldu. Yetiştirdiği adamları vasıtasıyla devletin her bir aşamasında kadrolaşarak devletin kılcal damarlarına kadar girebildi. Herkesle ilişkileri sıcak tuttu. İlgilendiği alan küçük yaşta elde ettiği zeki ve süper çocuklar oldu. Bu çocukları nasıl kendine bende yapabildi? Her türlü melaneti ortaya çıkmasına rağmen arkasından gidenlerde hala niçin gözle görülür bir dağılma ve parçalanma yok? Görevine son verenler bile hala sessiz. Bunun ilacı nedir? Bu insanlar sarhoş mu yapılıyor, uyuşturan ilaç mı veriliyor, bu kadar zeki neslin beynini nasıl yıkayabildi? Milletin gözü önünde her alanda kendini olduğundan farklı göstererek nasıl gizleyebildi? Gizlilik içerisinde tüm planlarını hatasız yerine getirdi? Bu adamdaki maharet nedir? İlk ortaya çıktığı andan itibaren gizli ve planlı çalışmayı prensip edinmiş bu yapı mutlaka uzmanlarınca iyi irdelenmelidir.


Bu yapının çalışma şekli mutlaka masaya yatırılmalı, özellikle sos veren eğitim ve öğretimimizi ayağa kaldırmak için bu yapının arazi çalışması, çalışma metodu ve şekli, başta milli eğitim olmak üzere diğer kurumlarımıza yaygınlaştırılmalıdır. Öğrenciye yaptıkları rehberlik, ev ziyaretleri, takip vb durumları mutlaka örnek alınmalıdır. Görev yapma ve nakil işlemlerine bakıldığı zaman belli zaman diliminde sorunsuz atamaları yapılmaktadır. Karşı gelme ve ayrılma, küsme ve darılma söz konusu olmamaktadır. Devlet; çalışanlarına nakil, rotasyon uyguladığı zaman çalışan gitmemek için her yolu denerken bu yapının çalışanları hiç itiraz etmeden, küsüp darılmadan bir başka yerde görev yapabilmektedir. Biz köşemizde otururken bu yapıya gönül verenler ev-bark, il ve ilçe ziyaretleri yaparak arazi çalışmasına katılmaktadır. 79 yılında beldemde hafızlığı bitirdiğim zaman bu grup ailemin yanına gelerek: "Çocuğunuzun üniversite bitirinceye kadar eğitim ve barınma ihtiyaçlarını karşılayalım" demişlerdi.  Beni 79 yılında Konya'da bunlara ait bir vakfa getirmişlerdi. Vakıfta oturan beli bükülmüş yaşlı bir amcayı bana gösterdiler. "İşte bu amca, bu sene 40 milyon olan zekatını bize verdi" demişlerdi. Biz hayır işlerinde kullanmak üzere camilerde bozuk para toplarken bunlar iletişim kurdukları zenginlerden ve yanlarında çalışan gönüllülerden belirli bir oran kesinti yapmak suretiyle gelirlerini de temin ediyorlardı. Himmet adı altında aldıkları yüklü miktar parayı veren kişinin adını da herhangi bir binalarına ismini  vermek suretiyle onore edebiliyorlardı.

Bugün bu yapının bu ülkeden yok olması için uğraşılırken yapının halkla iletişim kurma, zengin kişilerden aldıkları bağış, çalışma metotları, öğrenci yetiştirme vb yönleri irdelenip diğer kurum ve kuruluşlarımızda uygulama yoluna gidilmelidir. Bu toplumun yumuşak karnı olan din, uzmanlarınca açık bir şekilde anlatılmalıdır.

Sonuç olarak; bu yapının iyi olan yönlerini kendimize örnek olalım, bu yapının benzeri grupların ortaya çıkmaması için devlet olarak gerekli tedbirleri alalım. 31/10/2016

30 Ekim 2016 Pazar

Ağzından çıkmaya görsün... Öğretmen seçimi

30.10.2014 tarihinde bir felaket tellalının öğretmen seçimiyle ilgili önerisi:

BİR OKULDA 8 YILINI TAMAMLAYAN ÖĞRETMENLER İÇİN.....
* ÖĞRETMENLERİN YETERLİ OLUP OLMADIĞINI TEST EDECEK HER İLDE BİR KOMİSYON KURULMALIDIR.
* ÖĞRETMENLER SÖZLÜ MÜLAKATA ALINMALIDIR.
* ROTASYON İÇİN ÖĞRETİM YILI SONU BEKLENMEMELİDİR.
* HER BİR ÖĞRETMENE 3 DAKİKADA 3 SORU SORULMALIDIR. KOMİSYON ÖĞRETMENİN FİZİĞİNİ, YETERLİLİĞİNİ...VB ÖLÇSÜN.
* YETERLİ OLMAYAN ÖĞRETMENİN GÖREVİNE SON VERİLEREK MEMUR OLARAK BİR DEVLET KURUMUNDA GÖREVLENDİRİLSİN VE ÖĞRETMEN ÜNVANINI BİR DAHA KULLANMASIN.
* BAŞARILI OLAMAYAN ÖĞRETMENLERİN YERLERİ MÜLAKATTA BAŞARILI OLAN ÖĞRETMENLERE TERCİHTE BULUNDURULSUN.
* BAŞARISIZ KILINAN ÖĞRETMENLERE, ATANINCAYA KADAR EĞİTİM VE ÖĞRETİM İÇERİSİNDE YAZ TATİLİ İZNİ KULLANDIRILSIN.
* BAŞARISIZ OLUP HERHANGİ BİR KURUMA ATANAN ÖĞRETMENLERİN YERİNE ÖĞRETMEN İHTİYACINI KARŞILAMAK İÇİN YENİ MEZUN OLANLARDAN MÜLAKAT YOLUYLA BAŞARILI OLANLARDAN ÖĞRETMEN OLARAK GÖREVLENDİRİLME YAPILSIN. BU MÜLAKATA DAHA ÖNCE ÖĞRETMEN OLUP DA BAŞARISIZ OLAN ÖĞRETMENLER DE BAŞVURABİLSİN.
* ÖĞRETMENLER İÇİN HER YIL YAPILMAKTA OLAN KPSS İSİMLİ YAZILI SINAV YAPILMASIN. 30.10.2014

Yakıt parasının yerini fotokopi parası aldı

Devletin yakıtını tam veremediği zamanlarda okullar öğrenci velilerinden yakıt parası isterlerdi. Devlet yakıtını tam verdiği zamanlar da bile okul yönetimi para istediği zaman veli bu parayı yakıt parası olarak bildi hep.

Kayıtlarda paralar alınmaya devam etti yine. Her kayıt döneminde Bakanlık, kayıt parası adı altında para alınmaması şeklinde uyarılar yaptı. Cazibe merkezi olan okullar velilerden yüklü miktarda kayıt parası almaya devam etti. Kenardaki okullar ise sembolik yardımlarla kayıt yapabildi. Bir zaman okullar pul parası, zarf parası adı altında para aldı. Hiç alamayan bir top fotokopi kağıdı istedi.

Bakanlık sonunda kayıtları otomatik olarak yapmaya başladı. veli oturduğu yerden çocuğunun hangi okula kayıt olduğunu sistemden öğrendi. Bakanlık her okulun yakıt, elektrik, telefon ve su giderlerini tamamen üstlendi. Temizlik ve kırtasiye giderlerinin ekseriyetini de karşılamaya başladı. Okullar artık para isteyen yerler olmaktan çıktı dense yeridir. Fakat yine de okullar eğitim ve öğretim yardımı adı altında velilerden para talebinde bulunmaya devam ediyor. Çünkü koskoca okulun ihtiyacı yakıt, kırtasiye, su, elektrik vb ihtiyaçlardan ibaret değildir. Veli bu konuda ikna edildiği takdirde alınan bu paraların çok da sorun olacağını sanmıyorum.

Dikkatimi çeken bir sorun var. bazı liselerde veya ortaokullarda öğrenciden öğretmen fotokopi parası istiyor. Çünkü okullar öğretmene şifre vermişler. Öğretmen de çektiği fotokopi ücretini öğrenciden istiyor. Garip bir durum gerçekten. Öğretmenin öğrencisinden 5-10 kuruş gibi bir parayı istemesi gerçekten çok ayıp. Düşünün ki bir çocuğun dersine 12 tane öğretmen giriyor. Her bir öğretmen ayrı ayrı öğrenciden para talep edecek. Yok mu bunun başka yolu...Zaten veliden belirli bir miktar yardım talep ediliyor. Fotokopi ücreti de eklenip istense ne olur, kıyamet mi kopar... 30/10/2016