Araba kullanıyorsanız başınıza gelmiştir. Tali yoldan gidişli-gelişli ana yola geçmek için yolun sağını solunu kontrol ederek dikkatli geçmek esastır. Yolun önce soluna sonra sağına bakıyorsun. Soldan gelen araç var. Trafikte kuraldır ana caddeden geçen aracın geçmesini beklemek.
Sen içinden adam geçiverse de sağ taraftan gelen araç yok, hemen geçerim diye nizami bir şekilde sabırla beklersin. Bizim hanım evladı, senin beklediğini göre göre sürmesine devam eder ve sinyal vermeden senin çıkmak için beklediğin tali yola döner. Sinyal mi ne gezer! Sen bu insan evladına içten içe kızmaya başlarken diğer taraftan araçlar ardı arkasına sökün eder artık. Böylesi bencilliğe, öküzlüğe, aymazlığa pes doğrusu!
26 Ağustos 2016 Cuma
Bundan sonra sen düşün müdürüm!
22.07.2016 tarihi itibariyle deruhte ettiğim okul müdürlüğü görevini bırakarak öğretmenliğe başlamak için atamamın yapıldığı okula gittim. Personel nakil belgemi verdim. Uygun olan bir yere oturdum.
Göreve başlama yazısını yazan müdür yardımcısını seyretmeye başladım, ikram edilen çayı yudumlarken. Elleri tuşta, gözü ekranda bana sorup benden aldığı cevapları yazmaya çalışıyordu. Ben çayımı sıcak sıcak içerken yardımcının soğumaya tutmuş çayı içilmeyi bekliyordu.
Koltukta oturanın evrakı yetiştirmek için gösterdiği çaba ve stresini gördükçe misafir koltuğunda oturmanın konforunu yaşadım. O, bilgisayara abandı, bense kasaldım. Dünya varmış dedim kendi kendime.
Çayımı içip çocuğumun TEOG tercih işini yaptırmak için diğer yardımcının yanına vardım. Mübareğin başını kaşıyacak zamanı yok. Çünkü biri tercih yaptırıyor, diğeri sırada bekliyor. İstişare yapmak isteyenlerin, soru soranların haddi hesabı yok.
Müdür ise amir olmanın gereği yazın sıcağında takım elbise ve kravatıyla resmi bir görüntü çiziyor. Misafir koltuğuna oturmuş, çayını yudumluyor, bir taraftan da işleyişi takip ediyor. Yüzü de gülmüyor. Kim bilir kafasında neler var? Okullar açılacak, hazırlık yapılacak, okulun boya-badana ihtiyacı varsa yaptıracak, bir taraftan okulda devam eden kursun düzenini sağlayacak, öğretmenlere gerekli duyuruları yapacak, yeni gelen öğretmenlerin başlayışı yapılacak, nakil gidenlerin ayrılışı sağlanacak, mesleki çalışma plan ve programı yapılacak, ders dağılımı yapılacak, eksik-fazla öğretmen belirlenecek, ders programı yapılacak, ders programını beğenmeyen öğretmeni memnun etmeye çalışacak, bitmez-tükenmez toplantıları takip edecek, gelen misafire ilgi gösterecek, problemini çözecek, eğitim ve öğretim başlayacak, açılış konuşması yapacak, ders denetimlerine girecek, öğretmenlere performans notu verecek, tüm öğretmenleri memnun etmeye çalışacak, ilçeden gelen günlü yazılara cevap verecek, dersine gelmeyen öğretmenin dersini dolduracak, izin isteyen personele izin verecek, rapor alanın raporunu izne çevirecek... Bir şey yapmadan oturuyor ama gördüğüm kadarıyla pek rahat değil.
Bundan sonrasını sen düşün müdürüm. Bana sorarsan en iyi koltuk müdür koltuğu değil, misafir koltuğudur. Çünkü herkesi memnun etmek, idare etmek zor. Bir iş yapmadan otursan da sorumluluk insanı bitirir, yaşlandırır. Allah kolaylı versin. 22/07/2016
Göreve başlama yazısını yazan müdür yardımcısını seyretmeye başladım, ikram edilen çayı yudumlarken. Elleri tuşta, gözü ekranda bana sorup benden aldığı cevapları yazmaya çalışıyordu. Ben çayımı sıcak sıcak içerken yardımcının soğumaya tutmuş çayı içilmeyi bekliyordu.
Koltukta oturanın evrakı yetiştirmek için gösterdiği çaba ve stresini gördükçe misafir koltuğunda oturmanın konforunu yaşadım. O, bilgisayara abandı, bense kasaldım. Dünya varmış dedim kendi kendime.
Çayımı içip çocuğumun TEOG tercih işini yaptırmak için diğer yardımcının yanına vardım. Mübareğin başını kaşıyacak zamanı yok. Çünkü biri tercih yaptırıyor, diğeri sırada bekliyor. İstişare yapmak isteyenlerin, soru soranların haddi hesabı yok.
Müdür ise amir olmanın gereği yazın sıcağında takım elbise ve kravatıyla resmi bir görüntü çiziyor. Misafir koltuğuna oturmuş, çayını yudumluyor, bir taraftan da işleyişi takip ediyor. Yüzü de gülmüyor. Kim bilir kafasında neler var? Okullar açılacak, hazırlık yapılacak, okulun boya-badana ihtiyacı varsa yaptıracak, bir taraftan okulda devam eden kursun düzenini sağlayacak, öğretmenlere gerekli duyuruları yapacak, yeni gelen öğretmenlerin başlayışı yapılacak, nakil gidenlerin ayrılışı sağlanacak, mesleki çalışma plan ve programı yapılacak, ders dağılımı yapılacak, eksik-fazla öğretmen belirlenecek, ders programı yapılacak, ders programını beğenmeyen öğretmeni memnun etmeye çalışacak, bitmez-tükenmez toplantıları takip edecek, gelen misafire ilgi gösterecek, problemini çözecek, eğitim ve öğretim başlayacak, açılış konuşması yapacak, ders denetimlerine girecek, öğretmenlere performans notu verecek, tüm öğretmenleri memnun etmeye çalışacak, ilçeden gelen günlü yazılara cevap verecek, dersine gelmeyen öğretmenin dersini dolduracak, izin isteyen personele izin verecek, rapor alanın raporunu izne çevirecek... Bir şey yapmadan oturuyor ama gördüğüm kadarıyla pek rahat değil.
Bundan sonrasını sen düşün müdürüm. Bana sorarsan en iyi koltuk müdür koltuğu değil, misafir koltuğudur. Çünkü herkesi memnun etmek, idare etmek zor. Bir iş yapmadan otursan da sorumluluk insanı bitirir, yaşlandırır. Allah kolaylı versin. 22/07/2016
Gözümüz aydın! Bizim de nur topu gibi teröristlerimiz var artık!..
Mizah
sever bir arkadaşımın hacı arkadaşlarıyla oturması bazen milli maça denk
gelirmiş. Maç esnasında milli takımda yabancı futbolcu olur mu diye
sorarmış. Hac refikleri: "Oldu mu hocam şimdi yaptığın. Bu milli maç.
Milli maçta yabancı olmaz" şeklinde cevap verirlermiş.
Bizimki
muzipliğine yine bir başka oturmalarında devam eder. Bu milli maçta yabancı var mı diye tekrar
sorduğunda: "Şimdi var artık. İşte şu gördüğün futbolcu yabancı. Türk
vatandaşı oldu" diye Mehmet Aurelio'yu gösterirler. Eskiden milli maçlarda
sadece o ülkenin futbolcularından seçme yapılırdı. Sonraları yabancıların da
Türk vatandaşlığına geçmeleri sonucunda artık milli maçlarımızda da yabancılar
görev almaya başladılar.
Bu
konu nereden aklıma geldi? Ben de eskiden Müslüman adam öldürmez. Çünkü yüce
kitabımız, adam öldürmeyi yasaklar. Kazara bir Müslüman birini öldürmeye kalksa
hemen pişmanlık duyar, öldürmek istediğini kendi arabasıyla hastaneye götürür
diye düşünür ve bu şekilde savunurdum. 1980'li yıllardan beri 'fundamentalist
İslam, radikal İslam' diye diye nihayet bizim de teröristlerimiz oldu. Artık
günlük sayısız insan öldürüyor benim Müslüman kardeşlerim. Hem de kim kimi,
niçin öldürdüğüne bile bakmadan. Soğan doğrar gibi kendi insanımızı
öldürüyoruz. Üstelik Müslümanlığı da kimseye bırakmadan yapıyoruz tüm bunları.
Müslüman coğrafyalarında birbirimizi boğazlama, canlı bomba olma, oluk oluk kan
akıtma maalesef vakayı adiyeden oldu. Durmadan da emperyalistlere,
kapitalistlere, koministlere, siyonistlere, sömürgeci devletlere kızıyoruz,
onların yüzünden diye.
Kitabını,
sünnetini karıştırıp az da olsa mürekkebini yaladığım bu dinin insanları ne
kadar da savruldu. İslam ülkelerinde gözü olan kandan beslenenler bunun birinci
derecede sorumlusudur. Amenna... Buna bir şey demem. Tamam, içimizi
karıştıranlar, bizi birbirimize düşürenler, bizi birbirimizle temizleyenler hep
onlar. Onlar plan yapıyor. Biz ise uyguluyoruz. Bizim hiç mi suçumuz yok.
Bilelim ki malzemesi bizden bunların. Hani biri demiş ya bir gazeteciye:
"Savaş kapıda" manşeti at diye. Gazeteci: "Efendim, savaş kokusu
görünmüyor ortalıkta" deyince "Sen manşeti at, savaşı biz
çıkartırız" demiş adam. Gerçekten de öyle. Adamlar işgal edeceği,
sömüreceği yerde ilk önce içimizden terörist üretiyor, ardından işgale geliyor.
Bu asrın savaşı da bu. Dünyayı yaşanmaz kılmak. Biz birbirimizle cedelleşirken
puslu havayı seven kurt malı götürüyor maalesef. Ne zamana kadar kullandırmaya
devam edeceğiz Müslüman kardeşim kendimizi. Adam öldürmenin, canlı bomba
olmanın haklı tarafı olamaz. Geldik gidiyoruz neyi paylaşamadık şu dünyada. Biz
bu kafayla gidersek adamlar kendilerine gerek kalmadan bizi birbirimize
temizletecekler. Bizdeki bu grup, örgüt, mezhep bölünmüşlüğü oldukça hiç
düşmana ihtiyacımız yok. Bizim düşmanımız başkası değil kendimiziz. Bunu
bilelim ilk önce.
Kendisi
bir hazine olan İslam’ı kurallarıyla birlikte yaşama azminde olmadığımız ve
kendi grubumuzu ön plana çıkardığımız müddetçe yaşadığımızı sandığımız bu İslam
bize zelillikten başka bir şey vermeyecek. Bu ne ya! Yüce kitap: Öldürmeyin
diyor. Biz gerekçesini bulup katlediyoruz. Barış diyor, biz savaş anlıyoruz.
Çalışın, herkes için ancak çalıştığının karşılığı var diyor. Biz tembel tembel
yatmaya devam ediyoruz. İslam dünyası olarak dünyaya verdiğimiz bir katma değer
de yok maalesef. Biz bu gidişle birilerinin piyonu ve oyuncağı olmaya devam edeceğiz anlaşılan. Bari
işi-gücü terör olan, kan akıtan insanlar: “Bizim Müslümanlıkla bir alakamız
kalmamıştır” deseler bari.
Rezillik,
pespayelik akıyor her yerimizden. Dikiş tutmaz artık. Bırakalım bir başkasına İslam anlatmayı, önce
kendimiz Müslüman olalım. Zaten bu görüntümüzle kimse Müslüman olmaz. Niye
olsun? Lütfen şu görüntümüze bakarak birinin Müslüman olması için bir tane
sebep söyleyin bana.
Rabbim!
Affet bizi. Bizi bize bırakma. Bize aklımızı kullanmayı göster. Basiret ve
feraset ver. Ülkemize dirlik ve birlik gelsin. Düşmanlarımıza fırsat verme…
Not: Sözüm samimi Müslümanlara değil. Hem Müslüman hem de terör yapanlaradır. 26/08/2016
Not: Sözüm samimi Müslümanlara değil. Hem Müslüman hem de terör yapanlaradır. 26/08/2016
Kaydol:
Yorumlar (Atom)