TEKNOLOJI VE BİLİM NE KADAR ILERLERSE DE HEP HADDINI BİLDİ: HER DEDIGINE VE YAPTIGINA BIR GERI VITES KOYDU. SAHABE ALLAH VE RASULU DAHA IYI BILIR DEDI, MUFESSIR VE FAKIHLERIMIZ DE GÖRÜŞÜNÜ SÖYLEDIKTEN SONRA: "ALLAHÜ A'LEM" DEDİ. ANADOLU INSANI KESİN BILDIGI BIR SEYE BILE, "ALLEM" =ALLAHÜ A'LEM DER. YANI HADDİNİ BİLİR.
"Bizim geri vitesimiz yoktur" diyen güruh, ihanetinizle birlikte intihar ederek ölüme gidiyorsunuz. Hem de pisi pisine... Bir insan, bir güruh kendi istemedikce itibarı yok olmaz. Kazandigi itibarini yok etmek isterse de kimse engel olamaz. Rahmet, bereket ve gufran ayi bitiyor. Bu ayda Şeytan bile zincire vurulur. Cünkü bu ay muhasebe ayidir ayni zamanda. Sizin şeytanınız pardon akil hocaniz, lideriniz size sagdan yaklasiyor haberiniz ola. Allah mustakimden ayirmasin. Unutmayin ki öz elestiri, tevbe etmek bir erdemdir. Ademi adam yapan tevbesidir, Iblisi Şeytan yapan ise hatasini kabul etmeyip, yaptigina mazeret bulup burnunun dikine gitmesidir. O, dün ben üstünüm diyordu, bu gün de sana ben dogru yoldayım dedirtiyor. Kendini ne sanır isen san, milletin algiladigi kadarsin. Bu millet yanlista isabet etmez. Dün vezir yaptı, bu gün ise rezil... Unutulmamalı ki, kimse bulunmaz Hint kumaşı değildir. Allah isteyeni izzet ve şereflendirir, isteyeni de zelil eder. Allah hata ve kusur yapanı hemen yok etmez, mühlet verir...Teşbihlere takilmayalim, bir dost hatirlatmasidir sadece. Maksat üzüm yemekse bağcı önemli degil... 27.07.2014
27 Temmuz 2016 Çarşamba
25 Temmuz 2016 Pazartesi
Bu kafayı nasıl bilirsiniz? *
Hz Ali ile Muaviye'nin arasında yapılan Sıffın Savaşı esnasında ortaya çıkan Hakem Olayında Hz Ali'ye "Sen hakem tayin ettin, halbuki Emir Allah'ındır ve kafir oldun" diye karşı gelip Halife Ali'nin safından ayrılarak 'Çıkanlar' anlamına gelen Hariciler adıyla meşhur bir siyasi grup var İslam tarihinde. İnsanları çabuk tekfir eden, ibadet etmeleriyle tanınan sloganik yaşayan, fikirleri basit, tasavvurları dar çöl Araplarından oluşur. Hz Ali bunlarla savaşmak zorunda kalmıştır. İslam dünyasında % 2’lik bir orana sahip.
Önemli
bir gündemimiz varken bu Hariciler
konusu da nereden çıktı diye düşünebilirsiniz. 25/07/2016 tarihli
Yenişafak gazetesinde Mehmet ACET’in darbeci bir subaya ait manidar bir
yazısını okuyuncaya kadar benim de hiç gündemim de yoktu bu Haricilik meselesi:
“Türksat'ta o akşama tanık olanlardan
dinlediğim bir başka hikaye daha var…Ve çok ürkütücü. Görevli olmadığı halde, o
akşam çalıştığı kuruma koşup gelen, kendisinin de İmam Hatip mezunu olduğunu
öğrendiğim Tesisler İşletme Müdürü Ahmet Özsoy, nizamiye girişinde aracının
içinde vurulup şehit ediliyor. Bir süre sonra, Özsoy'u katleden askerlerden(subay
ya da ast subay) biri yanındakilerden su getirmelerini istiyor. Eline bardağı
aldıktan sonra çömeliyor ve besmele çekip üç yudumda suyunu içiyor..” Suyla
olur mu bre şerefsiz! Öldürdüğün insanın kanını içseydin bari… İnsanın nutku
tutulur, akıl ve hafsalası durur değil mi? Bu 21.asırda daha fırından yeni çıkmış
bir hikaye.
Haricilerle
ne alakası var diyebilirsiniz. O zaman bir de Haricilerden anlatayım ki
bağlantı daha iyi anlaşılsın. Hakem
olayından sonra Hz Osman’a, Hz Ali’ye ve Muaviye’ye düşman kesilen bu kesimden
bir grup, bir hurma ağacının altında beklerlerken karşıdan gelen karı-kocayı
durdururlar: ‘Ali’yi mi, Osman’ı mı, Muaviye’yi mi tutuyorsun? Bunlar hakkında
ne düşünüyorsunuz, çabuk söyleyin’ diye sorguya çekerler. Adam: ‘Efendim
bunların her üçü de Müslüman, biz bunların kafir olduğunu kabul edemeyiz.’ Şeklinde
açıklama yapmaya çalışırken ‘Siz de kafir oldunuz’ diyerek karı-kocayı
öldürürler. Hatta hamile olan eşinin karnını dahi deşelerler. İki masum can, kanlar
içerisinde yatarken bu dar kafalılar: “Gelin bu hurma bahçesinin sahibini
bulalım, acıkınca habersiz yediğimiz bu hurmaların parasını verelim’ diyorlar.
Alın bu hikayeyi nereye koyarsanız koyun. Suyu oturarak üç yudumda içen darbecinin bir sünneti veya bir adabı yerine getirirken
diğer taraftan “Bir mümini bile bile öldüren kimsenin yeri ebediyen
Cehennemliktir” ayetini bilmemesi mümkün değildir. Harici de yediği hurmayı ‘Haram
yedik’ diyerekten helalleşmek için sahibini arıyor, diğer taraftan kıydığı iki
masum cana aldırmadan.
İslam
dünyasında Haricilik mensubiyet bakımından yok denecek kadar az. Ama fikirleri
1.asırdan beri günümüze kadar devam ediyor. İslam’ı bu şekilde sığ düşünen dar
görüşlü, fanatik ve bağnaz insanların sayısı maalesef İslam dünyasında hala
var. Kimi zaman, kimi zaman Haşhaşilik, kimi zaman Taliban, kimi zaman IŞİD, kimi zaman DAİŞ, kimi zaman el-Kaide,
kimi zaman Boko Haram, kimi zaman şimdi olduğu gibi ‘Hizmet Hareketi’ vs olarak
farklı isimlerle karşımıza çıkıyor. Hariciler, İslam’ı yüzeysel anlayan cahil
kişilerden oluşuyordu, şimdi ise İslam’ı kendilerine doğru yontan ve kullanan, ‘Vardır
bir hikmeti’ diyerek kendini ‘adayan’ okumuşlar var. Asırlar geçmiş mantalite
değişmemiş gördüğünüz gibi.
Bir
cevher olan İslam’ı devlet gözetiminde doğru yerlerden, doğru kaynaklardan, emin
ellerden öğrenmemiz lazım vesselam…
* 27/07/2016 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
* 27/07/2016 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
24 Temmuz 2016 Pazar
Burnumuzun ucunu görememek **
Dünyadaki
en tehlikeli insan tipi sorgulamayan, aklını kullanmayan, aklını kiraya veren;
“Neden, niçin, niye” soruları lügatinde olmayan insan tipidir. Birçok örgüt
liderinin, grubun, dini cemaatin istediği ve yanlarında bulundurduğu kişiler bu
özellikte olan kişilerden oluşur genelde.
Canlı bomba olanlar, terör eylemine katılanlar, kerameti kendinden
menkul bir hoca efendiye bağlanıp, “Vardır bir hikmeti” deyip sorgulamayan
insanlar hep buralarda istihdam edilmiştir.
Sorgulamayan,
karşı gelmeyen, her dediğini "Amenna ve saddakna, emredersiniz
efendim" diyen tip tüm emir verici durumundaki amirlerin istediğidir. Çok
hoşumuza gider böylesi emir erleri. İtiraz edeni, efendim şöyle olsa olmaz mı,
bu yapacağımızın şu şekilde riski var diyeni hiç sevmeyiz. Hepimiz için en iyi
yönetme şekli emir-komuta zinciridir. Sanki hepimiz kendimizi komutan gibi
görürüz. Emrimiz altındakilerin de bize itaat etmesi.
Doğru
mu bu? Asla değil. Allah hep aklımızı kullanmamızı istemiştir. "Ben
ölüleri dirilteceğim" buyurduğu zaman Allah'a: "Nasıl
yaratacaksın" diyen bir İbrahim'e Allah: "Bana inanmıyor musun"
sorusuna Peygamber: "İnanıyorum ama beni ikna et, kalbim mutmain
olsun" der. Sonra Allah ölüleri nasıl yaratacağını İbrahim'e göstererek
ikna eder. İbrahim kim? Allah'ın, "Babası adına yaptığı duanın dışında her
şeyiyle bir örnektir" dediği seçilmiş biridir. Putçuluk yapan babasına
karşı çıkan biri. Öz güven sahibi, Nemrut'a karşı gelip ateşe atılmayı göze
alan gözü pek biri. Tek başına bir ümmet... Kendi peygamberimizden örnekler
verelim: Bedir Savaşında ordunun konakladığı yeri bir sahabi uygun görmez.
Peygambere gelerek bu karargah Allah'ın bir emri mi sorusuna Peygamber hayır
cevabı verir. O halde ordunun su kuyularının yanında konaklatılması daha uygun
olur der arkadaşı. Peygamber de ordunun yerini değiştirir... Hurma ağaçlarına
aşı yapanları tasvip etmeyen peygamberimiz, "Efendim, aşı yapmayınca
mahsul azaldı" diyenlere "Bildiğiniz gibi yapın" diyerek bu
konuda serbest bırakmıştır sahabesini... Uhud ve hendek Savaşlarında istişare
etmiştir Peygamberimiz hep. Örnekleri çoğaltabiliriz. Peygamber yine "Ben
de sizin gibi bir insanım, bana sadece vahiy geliyor, geleceği bilmem "
deyip ömrü ayakları yere basarak mücadele etmiş ve bizim için örnek denmiş
biridir. Siz hiç, " Ben emrediyorum, bunu şöyle yapacaksın, ben sizin
bilmediğinizi bilirim" dediğini duydunuz mu Peygamberin? Bize ne oluyor da
özellikle hacı-hocadan aldığımız emirleri 'Vardır bir hikmeti' diyerek
yapıyoruz?
Değinmek
istediğim husus: Kurum ve kuruluşlarımızın yönetiminde ortak aklın, istişarenin
iyi işletilmesi gerekir. Emir, demiri keser düşüncesini aklımızın bir köşesine
yazalım ama emredileni de sorgulayalım. Kurumumuzdan aldığımız bilgileri bağlı
bulunduğumuz akıl hocamıza vermeyelim. Birlikte çalıştığımız amire ve kuruma
ait gizli bilgileri başkasına vererek kurumun içini oymak nasıl bir ruh hali
gerçekten. Kölenin bile bir efendisi olur. Sizin kaç efendiniz var Allah
aşkına! Bir sorgulayın kendinizi. Ne kadar da köleliğe hevesli imişsiniz yahu!
Kurumların amirleri! Size itiraz eden, size görüşünü
söyleyen emriniz altındaki insanlardan korkmayın. Isıracak köpek dişini
göstermez. Siz asıl; size karşı gelmeyen, her dediğinize tamam deyip saman
altından suyu yürüten silik şahsiyetlerden, satılık beyinlerden korkun!.. Seçme
hakkınız varsa kişilikli insanlarla çalışın. İstişareye önem verin. Biraz insan
sarrafı olun, yanınızda hainleri barındırmayın. Evet! Haini tespit etmek zor
biliyorum. Ama devleti yönetiyorsunuz. Bu yaşadıklarımız hepimizin kulağına
küpe olsun. Lütfen burnumuzun ucunu görelim... Allah yar ve yardımcınız olsun.
24/07/2016
** 29.07.2016 tarihinde Kahta Söz gazetesinde yayımlanmıştır.
** 29.07.2016 tarihinde Kahta Söz gazetesinde yayımlanmıştır.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)