Ya Rabbi, aklımı kiraya vermekten, başkasının şakşakçılığını yapmaktan, yanlışı körü körüne savunmaktan, menfaatim için başkasına eğilmekten,hissetmeyen kalpten, görmeyen gözden, işitmeyen kulaktan, başkası ne der endişesine kapılmaktan, kul hakkı yemekten, kamu malını heder etmekten-başkasına peşkes çekmekten, başkasına şirin görünmekten, samimiyet ve ihlastan uzaklaşmaktan, bulunduğu pozisyonu kendi menfaatine döndürmekten, mağdurlara karşı körler ve sağırlara oynamaktan, zalime ses çıkarmamaktan, başkasının dolduruşuna gelmekten, haksızlık karşısında susarak dilsiz şeytan olmaktan,gayretullaha dokunan bir şeyi yapmaktan sana sığınırım...Amin
20 Temmuz 2016 Çarşamba
19 Temmuz 2016 Salı
İhanetiniz tescillendi!..**
Sureti
haktan görünerek bir halkın karşısına çıktınız uzun yıllar önce.
Dediğinize göre sadece bir ceketiniz
vardı. Din dediniz, diyanet dediniz,
eğitim dediniz, dershane dediniz, olimpiyat dediniz... Dediniz de dediniz.
Halkın ekseriyeti duruşunuzu beğenmese de para musluklarını açtı. Hep verdi
size. Görüşlerinize katılmasa da: "Namaz kılıyorlar, Allah diyorlar, peygamber
diyorlar." İçlerine sinmese de "Belki bir bildikleri vardır"
dedi. Devletin her kademesinde kadrolaşma yoluna gittiniz. Gittiğiniz yerde hep
kendinizi gizlediniz: "Kendilerini kötü düşünceli insanlardan korumaya
çalışıyorlar" şeklinde algılar oluştu ekseriyette.
Peygamberi
hiç dilinizden düşürmediniz, rüyalarınızdan eksik etmediniz, yaptığınız her
türlü işte peygamberi alet ettiniz. Eğitim diye girdiniz; basın, ekonomi,
ticaret gibi her alanda boy gösterdiniz. Hep barış havarisi gibi bir görüntü
çizdiniz, dinler arası diyalog gibi bir fikrin öncülüğüne soyundunuz, ülkede ve
dışarıda iyi bir propaganda ve reklam yaptınız. Ceketinizle çıktığınız yolda
dünyanın her bir yerinde okullar açtınız. Bu okulların kim için, ne için
açıldığı bile hala muamma... Eğitim ve olimpiyatlar vasıtasıyla bu milletin tüm
parası himmet adı altında sizin hesaplarınıza aktı.
Anadolu
insanının okumaya susadığını iyi tespit ettiniz, yaptığınız reklamlarla
insanımızın zeki çocuklarının kahir ekseriyetini istediğiniz şekilde yoğurdunuz.
Yaptığınız her işe 'Hizmet' adı verdiniz. En iyi becerdiğiniz süper
çocuklarımızın beyinlerini esir almak, kendinize bağlamak, ailesinden
uzaklaştırmak oldu. Çünkü sizin için kullanabileceğiniz en iyi çocuk ailesine
mesafe koyan çocuktu. Size itiraz eden, aklını kullanan insan lazım değildi.
Elde ettiğiniz tüm çocukları koyun gibi yetiştirerek kendi emrinize aldınız.
Size güvenen halkın, parasıyla
çocuklarını okutarak hangi alanda elemana ihtiyaç varsa o alana yönlendirdiniz.
Emniyetinden, askeriyesine ve adalet kurumu başta olmak üzere tüm alanlarda
görev almalarını sağladınız. Görev alan çocukların devlete çalışmasından ziyade
emir- komutayı sizden almasını sağladınız.
Girdiğiniz
her yerde bukalemun gibi oldunuz. Dindarın yanında dindar, ateistin yanında
ateist, içkicinin yanında sarhoş, laikin yanında laik oldunuz. Hep nabza göre
şerbet verdiniz. Hep kendinizi gizlediniz, sinsi hareket ettiniz, halk size
çocuğunu emanet ettiği gibi devlet de tankını, tüfeğini, uçağını emanet etti.
Siz ne yaptınız 30 yıldır sureti haktan görünme foyanız ortaya çıktı. Çünkü
başarıya, devleti ele geçirmeye o kadar susamıştınız ki en sonunda tankla,
tüfekle, savaş uçaklarıyla bu millete silah çekip gerçek yüzünüzü gösterdiniz.
Ne içindi bütün bunlar? Dünyalık ukba için değer miydi bu kadar gözü dönmüş
cani bir tavır almaya?
1979
yılında çıkardığınız derginize ben 'Sıkıntı' derdim. Tam da kişiliğinize uygun
bir isim vermişsiniz. Parolanız her
alana sızmakmış meğer. Milletten
'Himmet' adıyla aldığınız para hep 'Hebbena' imiş, büyüdüğünüz harekete
adını verdiğiniz isim ise 'Hizmet'ten ziyade bir 'Rezalet' hareketiymiş. Tarih
sizi hep hain olarak anacak. Kökü dışarıda gövdesi bu ülkenin kanını emen bir
hareket olarak tanıyacak. Bu toprağın yabancısı bilecek. Siz bu toprağın insanı
olsaydınız bu kadar hain olamazdınız. Bu ülkeyi dışarıya karşı oyuncak yapmazdınız.
Bu ülkenin ekmeğini yiyip nankörlük yaptınız.
Bir ceket sahibi olan sizi bu millet besledi. Siz de karga rolünüzü iyi
oynayarak oydunuz bu milleti.
Dış
güçlerin oyuncağı ve maskarası olan sizleri bu millet asla affetmeyecek. Çünkü
bu millet size malını, mülkünü ve canı bildiklerini emanet emişti. Siz ne
yaptınız? İhanet ettiniz. Bu milletin evlatları arasında nefret ve kin tohumları
ektiniz. Ülkeyi kan ve gözyaşına boğdunuz. Kaos ortamı oluşturdunuz. Bana yar
olmayan, bana hizmet etmeyen ülkenin ve insanının canı Cehennem'e dediniz. Her
yeri ateşe verdiniz. Güven ortamını yok ettiniz. Sayenizde kimse kimseye
güvenmiyor artık. Kına yakın.
Hainden,
ihanet şebekesinden bir şey istenmez ama sizden istediğim var: Deşifre oldunuz,
gerçek yüzünüz çıktı ortaya. Biz gerçekte bu idik, dünyalık emellerimiz için
böyle böyle yaptık, biz aslında kökümüz dışarıda yabancı devletlerin
emrindeydik, bizden bu kadar deyin. Çekin gidin buradan. Gitmek istemiyorsanız
özrünüz kabahatinizden büyük olacak şekilde gözyaşı dökün samimiyetle. Nedamet
duyun. Bilin ki hatadan dolayı özür dilemek, tövbe etmek de bir erdemliliktir.
Yok biz hata yapmadık, doğru yoldayız, geri vitesimiz yok bizim... çünkü biz
peygamberi rüyamızda gördük, peygamber bizim arkamızda diyorsanız, o gördüğünüz
kabus bilesiniz. İşinize, aşınıza, ihanetinize peygamberi karıştırmayın. Dini
emellerinize alet etmeyin. Ağzınıza Allah'ı, peygamberi almayın olmaz mı?
Son
kez onurluca bir iş yapın, takiye yapmayın. Darbeyi biz yaptık. Kanı biz
akıttık, cezamıza razıyız deyin. Ama yapamazsınız. Belki de utanmadan darbeyi
eleştireceksiniz, bizimle bir alakası yok diyeceksiniz utanmadan. Bir hakkı
teslim etmek lazım. Dünya Hasan Sabbah'tan sonra sizin gibi sinsi haini
görmemişti. Dünya yaşadıkça tıpkı o hain gibi anılacaksınız. Beddua seansların
gibisini bu millet yapacak bundan sonra.
Gözyaşınız
dahil her şeyiniz sahte imiş sizin ey takiyeciler. Rabbim bildiği gibi yapsın.
Rezilliğinizin beterini göstersin. İnsan içine çıkamaz olun... Kökünüz kurusun.
Bu topraklarda sizin gibi zakkumlar yetişmesin bir daha... 19/07/2016
** 21/07/2016 tarihinde Kahta Söz gazetesi ve ladik biz sitesinde yayımlanmıştır.
** 21/07/2016 tarihinde Kahta Söz gazetesi ve ladik biz sitesinde yayımlanmıştır.
Gözü dönmüş bir cani topluluğunun cinnetini izledik milletçe *
15/07/2016
gecesi canlı yayında aksiyon filmlerini
aratmayacak bir korku, bir heyecan, kaos ve macera ortamını yaşadı tüm Türkiye. Gözü
dönmüş bir grubun tankla, tüfekle, uçakla Türkiye’nin altını üstüne getirmek
için çılgınca hareket ettiğini gördü millet. 16 yaşında 80 ihtilalini, 97 post modern
darbesini yaşadım. Böylesini de ilk defa
gördüm. Hayretle ve ibretle izledim
gözümü kırpmadan sabaha kadar.
Savaşlarda
dış düşmanlara karşı kullanın diye milletin emanet ettiği F-16 uçaklarının; tüm stratejik noktaları
bombaladığı, kendi insanımıza bomba
yağdırdığı, sivil vatandaşa rastgele
silah çektiği, insanların üzerine tankları sürdüğü, kendi mesai ve meslektaşlarını
etkisiz hale getirdiği ve öldürdüğü, milletin meclisini bombaladıkları bir
geceyi yaşadık milletçe. Bir olaya, bir fikre katılmasam da kendimi karşı
tarafın yerine koyar, anlamaya çalışırım çoğu zaman. Ben bu geceyi anlayamadım,
cehaletime verin. Küçük dilimi yuttum desem yeridir. Akıl tutulmasıydı bu
görünen. Aklını kiraya veren emir erlerinin intihar eylem planı idi. Kendisi
intihar ederken milyonları da peşinden sürüklemeye çalışan bir intihar.
Anlayamadığım
sadece kendi vatandaşına silahın çekilmesi, bombaların yağdırılması değildir.
Türkiye’ye içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı önlem almak ve
deşifre etmek için kurulmuş olan istihbarat teşkilatlarımızın uyumasını da
anlayamadım. Gerçekten son ana kadar neredeydi bu birimler? Bu ülke haini bol
bir ülke biliyorsunuz. Uyuma ve gaflette bulunma gibi bir lüksleri olabilir mi?
Eğer uyuyacaklarsa bırakın bu görevinizi. Bu millet bu görevi layıkıyla yapar.
İnanmıyorsanız bakın günlerce millet meydanlarda nöbet tutuyor. Üstelik
meccanen…
Hiç
anlayamadığım bir diğer husus, aklını kiraya veren insanların çokluğu. Allah’ın
insana verdiği, diğer varlıklardan ayırt eden en önemli özellik olan bu nimeti
elinin tersiyle iten, bir başkasının aklına ram olmuş milyonlar var. Bu
başarısız darbeyi yapanlar işin nereye varacağını hesaba katmadan; neden,
niçin, niye demeden “Vardır bir hikmeti”
diyerek akılsızca hareket eden beyinsizlerdir. Bana en zararlı insan kimdir
deseniz; aklını kiraya veren, sorgulamayan insan derim. İçimizdeki bu
beyinsizler yüzünden tüm millet helak ediliyor. Bu toprağın insanı olmayan bu
hainlerin kökü dışarıda gövdesi bizde maalesef. İlk günün bilançosu: 145’i
sivil olmak üzere 208 şehit, 1491 yaralı. Ekonomik ve mal kaybını saymıyorum
bile. Değer miydi bir ikbal kazanmak için bu kadar cana kıymaya? Okumuş bir
yere gelmişler ama adam olamamışlar insan görünümlü bu heyula yaratıklar. Bu
yaptıkları bu millete yapılmış bir ihanettir. Hain insana kucak açanın ihaneti, bir gün mutlaka kendisini de bulur. Çünkü
hain hep ihanet üzere yaşar.
Bu
menfur olayda beni derinden memnun eden olaylara da şahit oldum. Son yıllarda
bir araya gelemeyen, ortak bildiri hazırlayamayan siyasilerimiz darbeye karşı
ortak bildiri yayımladılar. Olayların başladığı ilk andan itibaren meydanları boş bırakmayan; tankın üzerine
çıkan, ölümü göze alan ve ölen her düşünceden insanımızın mücadelesi
sevindiriciydi gerçekten. Basın bu sefer darbe şakşakçılığı yapmadığı gibi
darbeye karşı bir tavır sergiledi, halkı yönlendirdi ve bilgilendirdi. Darbenin içerisinde yer almayan ve darbeye
karşı çıkan, ölümüne mücadele eden askeri erkanı ve emniyet güçlerini de takdir etmek gerek gerçekten. Şapkasını alıp
gitmeyen, mücadele için halkı meydanlara
çıkmaya davet edip ölümüne mücadele eden cumhurun başını alkışlamak lazım
darbenin önlenmesinde.
Darbe
konusundaki bu birlikteliğimiz devam ettiği müddetçe, başarısız olan bu darbe
süreci tam anlamıyla atlatılırsa eğer; bundan sonra bu ülkede ne asker içinden bir cunta, ne de emir-komuta zinciri içerisinden bir asker darbeye
teşebbüs edebilir…
* 20/07/2016 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)