12 Haziran 2016 Pazar

İyilikleri kuma, kötülükleri kayaya yazar olduk artık...



Çölde yolculuk eden iki arkadaş hakkında bir hikaye anlatılır:

Yolculuğun bir aşamasında iki arkadaş tartışırlar biri ötekine bir tokat atar. Tokadı yiyenin canı çok yanar ama tek kelime etmez ve kumun üzerine şu sözleri yazar:

BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM BANA BİR TOKAT ATTI.´

Yıkanabilecekleri bir vahaya rastlayana dek yürümeyi sürdürürler. Tokadı yiyen yıkanırken batağa saplanır boğulmak üzereyken arkadaşı tarafından kurtarılır. Tam selamete çıktıktan sonra bir kaya parçası üzerine su sözleri kazır:

BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM BENİM HAYATIMI KURTARDI.´

Tokadı vuran ve sonra en iyi arkadaşının hayatını kurtaran kişi ona şöyle der: Senin canını yaktığımda bunu kum üzerine yazdın ama şimdi kayaya kazıyorsun, neden? 

Öbür arkadaş ona şöyle cevap verir. Biri bizi incittiğinde bunu kum üzerine yazmalıyız ki bağışlama rüzgarı estiğinde onu silebilsin. Ama biri bize iyi bir şey yaparsa onu kayaya kazımalı ki onu hiçbir rüzgar yok etmesin.

İNCİNMELERİMİZİ KUMA, GÖRDÜĞÜMÜZ İYİLİKLERİ KAYALARA KAZIMAYI

ÖGRENELİM.

Otobüste üç ihtiyar delikanlı

Dün 18.30 suları Yaka otobüsüne orta kapıdan binebildim. Çünkü otobüs tıklım tıklım. Yolcunun yoğun olduğu bu saatte hikmeti bilinmez bir şekilde küçük otobüs verilmişti nedense. Orta kapıdan inenlere yol açmak için ben de onlarla birlikte indim, ardından tekrar bindim. Otobüs biraz boşalınca kapıdan biraz orta yere doğru yer bulabildim. Bir de ne göreyim 75'ini devirmiş üç ihtiyar delikanlı orta yerde düşmemek için sırtlarını pencereye vermiş, iki elleriyle demirlere tutunup ayakta yolculuk yapmaya çalışıyorlar. Otobüse bir göz gezdirdim acaba oturanlar bu ihtiyarlardan daha mı yaşlı diye. Nerede? Oturan şanslılarımız bu ihtiyar delikanlılardan bedenen genç ama ruhen daha yaşlı idiler.

Kendilerine selam verdim. Daha dönüt almadan: Hah gençler işte hep böyle olacaksınız, büyüklerinize yer vereceksiniz. Zaten büyükleriniz ayakta iken sizin oturmanız doğru olmazdı. Sizi tebrik ederim dedim. İki tanesi sağına soluna bakındı, acı acı gülümsediler. Üçüncüsü: "Ahir zaman dedikleri bu olsa gerek" dedi. Bu şekilde sizin bir fotoğrafınızı çekip sanal alemde paylaşayım dedim. Birlikte gülüştük.  Bir durak sonra da indiler.

Mevsim yaz, günlerden bir Ramazan günü idi bu bildik manzaranın olduğu an. Ardımızdan gelen gençlik adına üzüldüm gerçekten. Aslında daha otobüse binen ihtiyarı görür görmez yer vermek için ayağa kalkan gençlerimizin sayısı da az değil. Nedense bu gün yer vermeyen gençlerimizle doldurulmuş otobüs. Kim bilir belki de iftara yakın oruç tutmakta zorlandılar. Zaten oruç tutarak bir iyilik yaptılar. Bir günde bir iyilik yeter, ayrıca büyüklere yer verip ikinci bir iyilik yapmayı ihtiyaç hissetmediler.

Ne diyelim, canlarınız sağ olsun gençler! Sizler bizim geleceğimizin teminatısınız. Bu ihtiyarlar geldiler gidiyorlar, yaşamışlar yaşadıkları kadar. Önemli olan sizin rahatınız. Bu yaşlılar bindikçe, siz onları gördükçe görüntü olarak sizi rahatsız ediyorlar ama ne yapacaksınız, bu kadar rahatsızlığa tahammül edeceksiniz artık. Bu ihtiyar delikanlılar geçmişte bir çok konfordan mahrum olarak büyüdüler. Siz hiç çekmediniz şu ana kadar. Bundan sonra da çekerseniz hayat çekilmez olur.

İyi yolculuklar. 12/06/2016

11 Haziran 2016 Cumartesi

Eserin ile gurur duy öğretmenim!

MEB, senede iki defa okullarda TEOG sınavı yapar. Öğrenciler sınavlarına kendi okullarında girer. Sınavlarda görev alan öğretmenler ise kura ile okullarda başkan ve gözetmen olarak görev alır. Amaç sınavların sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlamak. Aynı zamanda öğrencilere sınav esnasında rehberlik yapmak.

2015-2016 öğretim yılı ikinci TEOG sınavı 27-28 Nisan tarihleri arasında yapıldı. Sınavdan önce 'Sınavda  dikkat  etmesi gereken hususlar’ yapılan toplantıda görevlilere anlatıldı. 27 Nisan günü yapılan ilk sınav Fen ve Teknoloji dersi idi. Sınavın bitiminde sınav evrakını sınav komisyon odasında teslim aldık. İkinci dersin sınavı başlayacağında,  sınav görevlisinin biri yanımıza geldi: "Hocam bir öğrenciniz kodlamayı cevap kağıdına yapıp yapmadığını hatırlamadığını, herhalde yapmadığını söylüyor, ne yapalım" dedi. Hocam evrakınızı kapatmışsınız, kapatılan evrak açılamaz, iş işten geçti,  öğrenci evrakını verirken kontrol etmediniz mi dedim. Sınav salonuna girdim, öğrenci tedirgin ve üzgün bir şekilde 2.sınavın başlamasını bekliyordu. Kızım! Unutmamışsındır, ben senin kodladığına inanıyorum, şu anda Fen dersi geçti, şimdiki sınava odaklan diye moral verdim çıktım.

Dün TEOG sonuçları açıklandı. Başarılı, sorumlu ve hanım hanımcık  kızımız Fen ve Teknoloji dersinden 16 net yapmış olmasına rağmen sıfır çekti. Öğrencimiz kitapçık üzerinde çözüp işaretlediği seçenekleri maalesef cevap kağıdına kodlamamıştı. Korktuğu başına gelmişti. Öğrenci ile görüştüm, ağlamaklı idi. Bize gelmeden önce de epey ağlamışa benziyordu.

İçinizden bana, "Hocam gözetmen öğretmenin ne suçu var. Sorumluluk çocuğa ait. Suç varsa çocukta" diyebilirsiniz. Suçun sahibi olmaz biliyorsunuz. Ama burada bahsi geçen  14 yaşında bir çocuk. Daha ailesinin ekmek almaya bile göndermediği, hiç sorumluluk vermediği bir çocuk. Çocuğun imza, grup ve  kodlama gibi bilgilerini kontrol ettiğine  dair  salonda bulunan iki görevlinin imzası var. Üstelik çocuğumuz orta sıranın en önünde yani başkan ve gözetmenin önünde sınava girmiş. Bu çocuk kağıda kodlama yapmazken bu arkadaşlarımız o esnada armut mu topladı merak ediyorum. Hele sınav evrakını yapıştırıp bana teslim ettikten ve ikinci sınavın evrakını teslim aldıktan sonra söylemen yenilir yutulur cinsten bir kabahat değildir. Bari, evrakı inceledim, bilgiler doğrudur, kontrol ettim yerine adınızı yazıp imzalamasaydınız. Ya bu çocuk sizin kendi çocuğunuz olsaydı ne yapardınız bir düşünün. Hele sınavı bitirip teneffüs esnasında beklerken çalıştığın okulu ve kendinin nasıl başarılı bir öğretmen olduğunu anlatman yok muydu. Dilemediğin özrün kabahatinden büyük bilesin. 

Gözetmen öğretmenim eserin ile gurur duy. Bu sıfır, çocuğumuzun değil senin başarındır. Kendinle ne kadar övünsen azdır. Hatta 657 sayılı DMK'nın 122. maddesine göre "Görevli oldukları kurumlarda olağanüstü gayret ve çalışmaları ile emsallerine göre başarılı görev yapmak suretiyle" kendini ispatladın ve 'Başarı belgesi' almaya hak kazandın. Tebrikler... Bundan sonraki başarılarının artarak devam etmesini dilerim. Bir öğrenciyi sınavdan ekarte etmenin sevinç ve mutluluğunu bir ömür boyu yaşarsın artık. Sen rahat uyu öğretmenim. Bu vicdan rahatlığı sana yeter de artar bile. Sınav dolayısıyla hesabına yatırılan ücreti de afiyetle ye. "Boğazımdan haram lokma geçmedi diye övün" dur sağda solda. Çünkü sen hak ettin bunu.


Kızım! "El elin eşeğini türkü çağırarak arar" atasözümüz burada yine kendini gösterdi. Bu yaptığın masumane hata, sana ibret olsun. Bundan sonra  daha dikkatli ol, heyecanına yenik düşme. "Kendi tırnağınla başını kaşı." Böyle sorumsuz aymazlardan medet bekleme... Senin boş verdiğin cevap kağıdı kalbin gibi tertemiz. Lekeli olan: “Bilgileri kontrol ettim diyenlerdir. Geçmiş olsun... Başarılar dilerim... 11/06/2016