3 Haziran 2016 Cuma

Bencil adam

Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan kişi demektir TDK sözlüğüne göre bencil.

Ben merkezlidir, başkasını düşünmez. Kendi işinin olduğuna bakar. Bir başkası için kılını kıpırdatmaz. Kendisini alemin akıllısı kabul eder. Diğerkamlık yoktur lügatinde… Rahatına düşkündür. Dünyayı kendisinden ibaret sanır. Merkezine de kendisini koyar. Her gittiği yerde, her ortamda kendi işinin olmasına bakar. Aşıktır kendisine, aklına, zekasına.

Belirtileri nedir derseniz, saymakla bitmez ama bazı örnekler verelim:
* Gelir otobüs durağına aracını park eder. Trafik aksayacakmış, kilitlenecekmiş asla düşünmez. Aracını uygun yere park edip iki adım yürümez. İki şeritli yolun biri bu tür araçlarla işgal altında olur. Otobüs gelince de yolcu almak ve indirmek için geriye kalan tek şeridi kullanır. Diğer araçlar arka tarafta sıralanır durur. Yolun açılmasını bekler. O ise, aracının içinde ya da karşı mağaza da keyif çatar. Dünyaya kapalıdır o anda. Sadece kulağını açık tutar. Olur ya polis gelir de anons ederse aracının başına gitmek için.
* Şehir içi dolmuşçuluk yapar. Kesinlikle kendisine ayrılan dolmuş durağında durmaz. Her el kaldırana, her ineceğim diyene  durur, trafiği tehlikeye atacağım demeden.  Aniden durur, önüne geçmeye çalışır, gerekirse 'S' çizer. Yeter ki bir yol bulabilsin. Belediye otobüslerinin önünde durur, durağına yanaşmasının önüne geçer. Koca otobüs onun ardında onun yolcuyu alıp kalkmasını bekler. 60-70 saniye araçlar kırmızı ışıkta bekler. Yeşil ile birlikte harekete geçer, çünkü 10 saniyelik bir süresi vardır. Ne mümkün efendim! En önden kalkan dolmuş, ışığı geçer geçmez gider sağda durur, diğer araçların geçişini de engeller. Arkada bekleyenler çatlasın. Çünkü onun bütün derdi kendisini tercih eden bir yolcuyu kapmak, indireceği yolcuyu istediği yerde indirmek.
* Bir müşteri ulaşım aracı olarak dolmuşu mu seçti. İstediği yerde inecek bir defa. Az önce biri inecek var der, iner. Daha dolmuş kalkar kalkmaz, bu da inecek var diye seslenir. Önceki yolcuyla aynı yerde inse olmaz. Çünkü iki adım yürümüş olur. Ayrıca para verdi çünkü.
* Araç trafiğinin yoğun olduğu yolların sağ taraflarına park eder. Hem de durmak ve park etmek yasak levhasına rağmen. Yolun sağı işgal edildiğinden tüm araçlar hep sol şeridi kullanır, değilse yoluna devam edemez zaten.
* Bir yerde kuyruk ya da sıra mı var. Kim bekleyecek o kuyruğu. Hemen araya girmeye çalışır, giremese ön sıralarda bir tanıdığı vardır, işini ona yaptırtır.
* Bir hastanede muayene mi olması gerekir, mutlaka bir tanıdığını devreye koyar, çünkü beklemeye tahammülü olamaz, mutlaka araya kaynak yapması gerekir. Zira sıra beklemek boş ve kimsesi olmayan insanların işidir.
* Bir yerde trafik sıkıştı mı asla yol vermez. Çünkü lügatinde centilmenlik yoktur.
*kazara bir yerde beklemek zorunda mı kaldı, gözü önlerde kaynak yapanlardadır. Çünkü zaman zaman kendisinin yaptığı bir şeydir. Biri girmeye kalkarsa bu hemen arkadan seslenir, "Hop hemşerim, biz burada niye bekliyoruz" diye

Alın size bir kaç tane bencil insanda olan özellikler. Öyle zannediyorum sizin de hemen söyleyebileceğiniz örnekler aklınıza gelmiştir...



Düşman çatlatan eğitimci dayanışması

Konya’da bir lisenin kantincisi, çalıştığı okula çocuğunu da getirir. Kantinde sıkılan çocuk bir müddet sonra okulun bütün odalarına girip çıkmaya başlar. Açık gördüğü müdür yardımcısı odasına da girer. Odadaki dolapla oynayan çocuk bir zoru başarır, dolabı üstüne düşürür ve hastaneye kaldırılır. Muayenesi yapılıp yatışı yapılan çocuğa polis tutanak tutar.

Okul müdürü ne yapacağını şaşırır, yardım ve destekleri için bir telefon kadar yakın olan amiri ilçe milli eğitim müdürünü arar. Durumu izah eder.

İlçe Milli Eğitim Müdürü: “Hocam, tutanağı gönder de biz de bir soruşturma açalım” der.

Gördüğünüz mü bizdeki dayanışmayı… Buna, düşman çatlatan eğitimci dayanışması denir. Eğer bilmiyorsanız öğrenin. Bu iyiliğimi de unutmayın. 03/06/2016

Elveda Kaşınhanı!

Konya'dan, doğup büyüdüğüm Güneysınır'a giderken 25.km'de köprünün üzerinden tepeden temaşa edip geçerdim bu beldeyi. Oraya vardım mı kendimi İlçeme bir adım daha yaklaşmış, İlçemden Konya'ya gelirken de Orayı görünce kendimi şehre girmiş bilirdim. Şehirler arası yolun ve  rayların ikiye böldüğü, kendisi küçük fakat ülkeye kattığı katma değeriyle büyük, bir yerleşim yeri. Eski bir belde, şimdilerde Meram ilçesine bağlı Büyükşehir sınırları içerisine alınmış bir mahalle.

Bozkır ve  Hadim'in ekmeğini taştan çıkartan insanlarının  Göçmenlerle kaynaşarak mesken edindiği; toprağı bereketli, insanları çalışkan bir yer. Türkiye'nin bir mozaiği: Zengini zengin, fakiri fakir. İmkanları iyi olan birkaç kişiyle konuştuğumda kimi ırgat olarak gelmiş, kimi birkaç dönümle başlamış ziraata zamanında.  Satın alma gücü olan satın almış, ya da tarla kiralamış... Bugün geldikleri noktada birçoğu işveren olmuş, insanlara iş verir duruma gelmişler. Sabahın erken saatlerinde başlayan hummalı çalışmaları, geç vakitlere kadar devam ediyor... 

Öğretmenliğe başladığım 1991 yılından itibaren sırasıyla 1.Karatay Kemerli Kolça İlkokulu, 2.Nizip İHL, 3.Kahta İHL,  4.Kahta And. Lisesi, 5.Seyhan İSÖ And. Lisesi, 6.Sarayönü And. Lisesi, 7.Meram Çomaklı Talip Kahraman İÖO, 8.Karatay Mehmet-Hanife Yapıcı And. Lisesi ve 9.Selçuklu Şemsi Tebrizi  İHL'de... kiminde uzun süre kiminde teşehhüt miktarı çalıştıktan sonra memleketime giderken yukarıdan bakarak geçip gittiğim yerleşim yeri olan Kaşınhanı ile 10.tercihim olarak yollarım kesişti. 10.köy olarak Kaşınhanı İHO 'da göreve başladım.. Hani şu havucuyla meşhur yerle... Çay ocağında yeni tanıştığım biri, çalıştığım yeri sormuştu da. Ben 'Kaşınhanı' deyince:  "Çok mu kaşındın oraya gitmek için demişti sonradan meslektaşım olduğunu öğrendiğim kişi.

1.5 yıl kaldım aralarında. Bu kadar az bir sürede belki bir şey veremedim Kaşınhanı'na. Kaşındığımı öğrenmemle birlikte başka şeyler de öğrendim. Her şeyden önce 45 dakika süren otobüs yolculuğunu değerlendirmeyi öğrendim. Gelirken- giderken 400 kadar  yazı yazdım cep telefonum vasıtasıyla. Yolculuğun ne zaman bittiğini bile anlayamadım. Belki de geçmişte fazla havuç yemediğimden gözlerim bozulmuştu... Konya merkezde iken çevremde dönen başı şeyleri görememişim, Kaşınhanı'nın havucunu yeyince gözlerimin feri geldi. Keşke bu havuçtan daha önce bol bol yeseymişim. Çünkü uzaktan Konya'yı seyredince bazı şeyleri daha iyi anlamaya, görmeye başladım. Eli açık ve cömert insanlarını tanıdım; parasıyla, aracıyla seferber olan. Anneler yaptığımız kermeslerimize yaptıkları enfes yiyecekleriyle katkıda bulundular. Tanışmadığımız insanlar yesinler diye öğretmenler odasına havuç, lahana, turp bırakıp gittiler, hem de çuval çuval. Gelen misafirimiz oldu mu? Çocuklar havuç bulabilir miyiz der demez aynı anda onlarca öğrencinin: "Hemen hocam " deyip sağa sola dağılmak için harekete geçtiğini gördüm. Ziyaretimize gelen eş-dosta çuval çuval havuç ikram ettik hediye olarak. Ne diyeyim Allah bol kazanç versin bu elleri nasır tutmuş sahavet ehli insanlara. 

Anne-babalardaki  bu çalışma azminin, çok sevdiğim ama sevgimi belli etmediğim öğrencilerime biraz daha sirayet etmesini istiyorum. Ölüleri bakın: 2015-2016 TEOG sınavında ne yapmış bir görelim:

2015-2016 ÖĞRETİM YILI TEOG-1 SONUÇLARI
İLÇE
OKUL ADI
OKUL TÜRÜ 
VE SAYISI
TÜRKÇE
MAT.
FEN
TC.
İNG.
DİN
İLÇE ORTALAMASI
62,46
45,29
59,77
60,83
56,12
76,17
MERAM
KAŞINHANI
 ATATÜRK ORTAOKULU
ORTAOKUL
 VE İHO
60,13
36,50
60,13
61,75
50,38
78,88
  RESMİ OKUL SAYISI
51
13.
24.
12.
8.
17.
9
2015-2016 ÖĞRETİM YILI TEOG-2  SONUÇLARI
İLÇE
OKUL ADI
OKUL TÜRÜ 
VE SAYISI
TÜRKÇE
MAT.
FEN
TC.
İNG.
DİN
İLÇE ORTALAMASI
58,59
41,34
55,36
61,00
54,26
78,03
MERAM
KAŞINHANI
 ATATÜRK ORTAOKULU
ORTAOKUL
 VE İHO
63,21
39,23
60,51
71,28
54,08
82,31
  RESMİ OKUL SAYISI
51
11.
16.
8.
6.
15.
9.


Yeşil renk ile boyanmış yerler ilçe ortalamasının üstünde.  Tebrikler… Keratalar! Öğretmenlerini biraz daha iyi dinleseler bu iş mutlaka daha iyi olacaktı. Buna canı gönülden inanıyorum. Matematik ve İngilizce kadrolu öğretmenimiz yok. Bu derslerde sık sık öğretmen değişikliği olması sebebiyle     -listeye bakıldığı- zaman öğrencilerimize olumsuz katkı yaptığı görülecektir.  Öğretmen sirkülasyonu oldukça fazla. Biraz daha gayret gösterseler çok daha iyi puan alabileceklerdi öğrencilerimiz. Yeter ki kendilerine güvensinler. Burada ayrıca 40 İHO okulu içerisinde yapılan ezbere hadis yarışmasında il ikincisi olarak 1500,00 lira ödülü alan öğrencimizi de tebrik ediyorum…     
                 
Gelen öğretmen ve idareci en azından öğrencileri mezun edinceye kadar dursa inanıyorum ki çok zeki olan bu çocuklar kendilerindeki yetenekleri göstereceklerdir. Maalesef ben de duramadım, ayrılıyorum aralarından. Benim ki buruk bir ayrılık. Kısa süre de olsa ısınmıştım ekmeğini yediğim yere. Öğretmeninden, öğrencisine, personelinden velisine varıncaya kadar bir aile olmuştuk kısa zaman zarfında.

13 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra memlekete gelmek için başvurduğum müdürlüğüm de 11 yıl sürdü. Bu kadar yıl nasıl sürdürdüm bilmiyorum. Çünkü bana ve kişiliğime yabancı, iğreti idi yöneticilik. Sırtımdaki yumurta küfesini atarak kendi isteğimle tekrar  öğretmenliğe dönüyorum hayırlısıyla, koltuğa iyice yapışmadan...

Kaşınarak geldiğim bu yerde teşehhüt miktarı durarak elimden gelen gayreti göstermeye çalıştım. Yediğim, içtiğim, oturup kalktığım, dertlerini/mi paylaştığım herkesten pozitif bir enerji alarak gidiyorum.  Kubbede kalan hoş bir sada idi her biri. Bundan sonra doğup büyüdüğüm yere gelip giderken yine mahallenin ortasından, tepesindeki köprüsünden geçeceğim, ama tepeden bakmayacağım artık... Öğretmeni, öğrencisi, velisi ve halkı, kalın sağlıcakla. Hakkınızı helal edin Sürç-i lisan etmişsem affola... 

Yeni yerim: Mehmet Beğen Ortaokulu, görevim: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği...

Meraklısına not: İncindim, kırgınım. Kime mi ? Dağa. Gönül koydum ben ona. Ama onun haberi yok zaten. Kalbi ve vicdanı da yok maalesef. Çünkü o dağlar olmuş koca bir kaya. "Al sana bir kaya, nereye dayarsan daya."  İyice taşlaşmış olsa da  ben şimdilik iyi niyetli olduğunu bildiğim fakat şımaran dağımı uzaktan seveceğim... Dağlar hep zirvede olur biliyorum. Hep zirvede olması sebebiyle aşağıdakilere tepeden bakmamasında, mütevazı olmasında, gönüllere köprü olmasında, gönülleri fethetmesinde  fayda vardır. Büyüklüğü onu şımarıklığa itmemesi lazım. Çokluğuyla övünüp böbürlenmemesi gerek. Tevazu ona daha çok yakışır. Çünkü bu ülkenin ve yeryüzünün denge unsurudur dağlar. Denge demek orta yol demektir…  03/06/2016