-YAŞLANANLARA-
YAŞ İLERLEDİKCE HASTALIKLAR ARTIYOR, SIKINTI EKSİK OLMUYOR, ARAÇ SÜRME REFLEKSİ AZALIYOR, GÖZ GÖRMÜYOR, KULAK AĞIR İŞİTİYOR...VS. AMA ÜZÜLMEYİN. ÇÜNKÜ:
1.Toplu ulaşım araçları bedava artık. Tabii kimliğini gösterebilirsen.
2.Küçükler, toplu ulaşım araçlarında hemen kalkıp yer verirler.
3.Otobüse binemiyorsan yeni model ulaşım araçlarını bekleyebilirsin, sanki mesaiye mi yetişeceksin. Aracın birinden in, diğerine bin, hem zaman da geçirmiş olursun böylece.
4.Koltuğa oturunca yanındaki gence soru sorup rahatsız etme. Zaten duymaz seni. Onun kulağında kulaklık vardır, müzik dinlemekte. Karşında oturana sormaya kalkarsan o da arkadaşı ile telefonda görüşme yapıyor, konuşmasının bitmesini bekleme, bitirmez çünkü. Arkandaki ile konuşmaya kalkarsan o da mesaj yazıyor akıllı telefonuyla. Senin konuşmaya ihtiyacın olabilir ama onun sohbete karnı tok. Bir yerin ağrısa da, bir yeri soracaksan sorma. Gençlerin yaptığı zoruna gidiyorsa merkezi bir camiye git, bir cenazeye katıl.
5.Cenazeyi kabre koyduktan sonra sevenlerinin toprak atmak için yarıştıklarını görünce, yaş ne kadar ilerlese de, ağrı-sızı da olsa, oğlan, kız pek gelmese de sen yine yaşamaya devam et, göster kimliğini bin otobüse, tut evinin yolunu, yaşamaya devam et.
HER NE OLURSA OLSUN HAYAT YAŞAMAYA DEĞER... 29.05.2016
29 Mayıs 2016 Pazar
28 Mayıs 2016 Cumartesi
Konya semt pazarları
1.Her gün ayrı bir semtte belediyenin belirlediği yerlerde semt pazarları kurulur.
2.Pazar yerini belediye tertemiz teslim eder.
3.Pazarcı, 5 tl gibi bir işgaliye parası öder, akşama kadar ne kadar çöpü varsa yere atar, pazar yerinde her şey satilir, sadece çöp kutusu olmaz, olsa da çöpe atilmaz. Çünkü Pazarcı, isgaliye parasi vermiş. Aksam pazar yeri dagildiktan sonra belediye işçileri sabaha kadar temizlik yapar. Temizlikten önce pazar yeri, savaş alanindan beter bir durum arz eder. Toplam işgaliye parası ile pazarı temizlemek mümkün değildir.
4.Vatandaş pahalı diye manav ve markete gitmez. Pazar arabasını kapan pazara koşar.
5.Pazarda 3.sınıf sebze ve meyve satılır. Tezgahın önüne iyi, güzel ve albenili sebze ve meyve konur, arkasina ise en kötüleri konur..Sebze ve meyvenin önü tezgahlanır, ardından satış yapılır, gözün tezgahın arkasına kayarsa "Hepsi aynı" cevabı alınır ve poşet baglanirsa yandın demektir, sebze ve meyvenin en az % 25 i yenmez demektir.
6.Bağırarak satış kanunla yasaklanmasina rağmen pazarci avaz avaza bağırır.
7.Sebze ve meyvede patates dahil asla seçme yoktur. Eve götürdüğün sebzeyi gördüğünde bir daha pazara gitmemek üzere söz verir, ertesi hafta sadece pazarcı değiştirilir yeniden pazarin yolu tutulur.
8.Pazarcıyı asla elestiremezsin. İlla eleştirmek istiyorsan kiloyu yemeye razı olacaksın.
9.Pazarcıya göre tezgahindaki her şey iyi ve kalitelidir: kavun, karpuz bal gibi, domates yerli veya sera, portakal sulu, elma 1 numara, biber acı değil, kayısı zaten şekerpare. Yumurta taze ve günlük. Hormonlu mal katiyyen olmaz.
Haydin hayırlı alışverişler! 27.05.2014
27 Mayıs 2016 Cuma
İlahiyat Fakültesi mezunlarının alanla imtihanı
Bir
zamanlar bakanlık durmadan alan değişikliğine imkan verirdi. Önce branşı dışında bir başka yerde istihdam
eder, sonra kendi branşına geçmesi için
alan değişikliği için duyuruya çıkardı. Kimi gerçek alanına geçmek için
kimi de yer değişikliği için başvururdu bu alan değişikliğine.
Son
bir kaç yıldır bakanlık alan değişikliği açmıyor. Belki de amacı dışında
kullanıldığı için vazgeçmiş olmalı. Alan değişikliğinde en büyük sıkıntıyı belki de öğrenciler çekti.
Çünkü alanı dışında bir göreve atanan o işinde ne kadar başarılı oldu tartışılır.
Belki de başarılı olanların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Ya başarılı
olamayanların yıllarca okuttuğu öğrenciler ne olacak? İhtisas alanına girmeyen
bir alanda çalışan öğretmen ne kadar mutlu ve memnun oldu acaba bu işinde? Alan
değiştirenlerden ziyade bu değişikliğe
imkan verilmesinin üzerinde durmak gerekir.
İnsan
kaynakları planlaması yapanlar niçin daha önceden ihtiyaç olan alanda mezun
vermesine imkan hazırlamadılar? Geçmişten günümüze eğitim ve öğretim alanında uzun vadeli bir
planımız olmadığı gibi öğretmen alımında da bir planımız olmadı maalesef. Bir
zamanlar lise mezunları üç aylık kurs sonucunda öğretmen yapıldı bu ülkede.
Süresi iki yıl olan sınıf öğretmenliği bölümünü hemen dört yıla çıkaran siyasilerimiz, bu okullar
iki yıl mezun veremeyince ilkokul öğretmen ihtiyacını nasıl karşılayacaklarını
niçin düşünmediler acaba? Sonunda ilkokul öğretmen ihtiyacını karşılamak için
dört yıllık fakülteyi başka alanlarda bitirenlere öğretmenlik yolu açıldı.
Yıllar yılı öğretmenlik yaptıktan sonra birçoğu kendi alanlarına geçtiler.
Sonra öğretmen fazlalığını eritmek için yan alana geçme imkanı bile verildi bu
ülkede. İşe adam bulmaktan ziyade adama iş bulundu. Olan da eğitime oldu
maalesef. Alanı dışında çalışanlara, alan değiştirenlere asla bir serzenişim
olmaz. Öfkem bu kapıyı açanlara. Yani günübirlik iş yapan plan düşmanlarınadır.
İtibar sorunu yaşayan öğretmenlik atamaları maalesef bu şekilde olmamalıydı.
Sonraları istemediği bölümde, istihdam alanı olmadan okuyanlarda hep bir
beklenti hakim oldu: Okuduğum alanda iş bulamazsam öğretmen bari olurum
şeklinde.
Benim
derdim başka idi. Şimdi gelelim sadede. Bakanlık birçok alandaki sorunu temelli
ya da geçici çözdü. Çözmeye çalıştı da. İlahiyat Fakültesi mezunu
olanların alan derdini yıllardır maalesef çözmedi, çözemedi, ya da çözmek
istemedi. İşin içini bilmeyenlere garip gelebilir bu durum. Bizim durumumuz
evlere şenlik. Kısaca değineyim isterseniz: İlahiyat mezunları İmam Hatip
Liselerinde görev yaptıkları zaman branşı İHL Meslek Dersleri Öğretmeni, diğer
okullarda ise Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni olarak görev yapmaktaydı.
Bu okullardan mezun olanlar istediği okulda çalışabiliyordu. Hikmetini bir
türlü anlayamadığım şekilde kaç yıldır bu iki branş ayrıldı. Üstelik kimseye
sorulmadan. Aynı okuldan, aynı sıradan aynı yıl mezun olana Bakanlık
birine İHL Meslek Dersleri Öğretmeni,
diğerine Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi branşı adını verdi. Her iki branş öğretmeni,
hangi okul türlerinde çalışırlarsa çalışsın din eğitimiyle ilgili dersler maaş
karşılığı girmeleri gereken dersler olarak bilinmesine rağmen kaç yıldır Din
Kültürü branşından olanlar maalesef İmam Hatip Liselerine tayin isteyemiyorlar. Bu
kota eğitim fakültelerinin Din Kültürü bölümünden mezun olanlara yapılsa
anlarım, hatta mantıklı bile bulurum. Garibime giden de bu. Anladıysam harap olayım. Anlayan
varsa ne olur, bana bunu bir anlatsın. Fen öğretmeninin Fiziğe, Türkçecinin Edebiyata geçmek için alan değiştirmesini anlarım da İlahiyat
fakültesi mezunlarının İHL ve diğer okullar şeklinde aralarına duvar
örülmesini, set çekilmesini hiç anlayamadım. Ne olur bunu benim almayan
kapasiteme bir anlatın olmaz mı?
Bu
garipliği diğer branşlar bilmez. Bakanlığın diğer birimleri de bilmez. Din
öğretimi Genel Müdürlüğü bu işi en iyi siz bilirsiniz. Çözüme kavuşturacak olan
da sizsiniz. Lütfen bir başkasının bu meseleyi çözmesini beklemeyin. Haydin iş başına... 27/05/2016
Kaydol:
Yorumlar (Atom)