20 Aralık 2015 Pazar

İpucu

Arabanızın sol ön kapı kolu kırılmış, kapıyı açamıyor, sağ ön kapı içeriden açılmıyor ve hemen servise gitme imkânınız yoksa, üzülmeyin. Aşağıdaki protokol kurallarını uygulayın:
* Aracınıza bir başkasını da alın.
* Arkadaşınız sağ kapıdan girsin. Sol kapıyı içeriden açsın. Güvenli bir şekilde yolculuk yapabilirsiniz.
* Arkadaşın ineceği zamanda sen in, ona dışarıdan kapıyı aç. Ya da dışarıda bekleyen birinin yanında dur, ondan "Kapıyı açabilir misin" diye yardım iste. Yok kimseden yardım istemem diyorsan ve cam otomatiğin çalışıyorsa camı indir arkadaşın elini dış kapı koluna uzatıp açsın. Yok adam bunu yapmaz o, misafir kolonyağı gibi sadece oturur diyorsan, bunu da mı ben söyleyeceğim: Arabana alma gitsin... Ve bu durumda sen, ilk önce sağ ön kapıyı açıp sol kapıyı içeriden itekleyeceksin. Sonra sağ kapıdan çıkıp şoför mahalline oturacaksın. Eğer sen varana dek kapı tekrar kapanırsa aynı yöntemi tekrar uygula. Ya da hiç sol kapıyı kullanma. Sağ kapıdan gir, ön sol koltuğa doğru sürünerek git eğer kilolu değilsen. Kilolu isem ne yapayım diyorsan, oturup ağlayacaksın. Daha ne diyeyim bunca ipucu sana yetmiyorsa, gideceğin yere toplu taşıma aracıyla git ya da yürüyerek.. 15/06/2015

Başkasını Hedef Gösterme Hastalığımız (2) *

Adana'da yaşayanlar bilir. Çukurova ilçesi Turgut Özal Bulvarında cadde üzerinde, görev yaptığım okula yakın Töre isimli bir market vardı. Okul dönüşü zaman zaman ev ihtiyaçlarımı karşılamak için bu markete girerdim.

Yine bir gün okul dönüşü bu markete girdim. Birkaç kalem alışverişimi yaptım. Kasadan ödemeyi yaptım. Evimde misafirim vardı aceleyle kapıdan çıkarken kapının yanında bekleyen bir kadın peşim sıra benimle birlikte rüzgar hızıyla çıktı. Anlaşılan kadının da acelesi vardı.

Derken efendim, içinden geçtiğim, X-ray cihazı ötmeye başladı. Ben "Ne oluyor" diye geriye dönüp bakarken hemen güvenlikle yüz yüze geldim. Bir de ardımdan bana dokunacakmış gibi çıkan hanımefendiyi. 

Kadın parmağıyla beni göstererek "Beyefendiden ötüyor" dedi.

Marketteki alışveriş yapanlar da alışverişi bırakarak bana bakmaya başladı. Kadın kendinden emin bir şekilde teşhisi koymuş ve hırsızı tespit etmişti. Ben de yıllardır 'Bu alarm ötüyor mu? Öterse nasıl öter? Bir gün içeriden bir şey alıp parasını ödemeden cihazın içinden bir geçeyim. Bakalım, ötecek mi' diye hep merak ederdim. Artık merakım ben istemeden gerçek olmuş, hakka'l yakîn olarak gerçekleşmişti. Acaba cebimde benim bilmediğim, marketten arakladığım, bana ait olmayan ne olabilirdi? Böyle bir düşüncedir aldı beni. O değilden ceplerimi kontrol ettim. Yoktu bir şey.

Ben ayaktayım ama başımdan kaynar sular dökülmüş durumdayım. Şimdi ne olacak diye aval aval bakıyorum. Güvenlik yanımızda belirdi hemencecik. Hanımefendi ile benim x-ray cihazından tek tek geçmemizi istedi. Ben geçerken kadın bir hamleyle yapışık ikizler gibi ateş alırcasına peşimden girdi. Kadın tekrar beyefendi sizden ötüyor dedi. İçimden ya Rabbi, aldım mı başıma belayı. Bu işin sonu karakolda biter, bir de sicilime işlenecek derken, güvenlik görevlisi bayana, "Hanımefendi! Siz bizimle gelin, beyefendi siz gidebilirsiniz, özür dileriz" dedi.

Oh be şükür diyerek aracıma binip evimin yolunu tuttum. Böylece üzerimden büyük bir yük kalkmış oldu. Öyle ya bir de hırsız damgası yemek vardı işin içinde. 

İki sayfalık bu iki anekdotumun ardından sadede gelirsem, iki yazımda da hırsız kendileri olduğu halde hırsızlığı başkasına yamamaya çalışan iki tipi görüyoruz. Şu yalan dünyada esas suçlu kendileri olduğu halde bu kadın ve öğrenci gibi parmağını uzatıp karşı tarafı hedef gösteren, başkasını suçlayıp suçlu bu diyen, ben öyle değilim diyerek kendisini temize çıkarmaya çalışan nice insanlar vardır. Suçlu bu diye parmak gösterdiklerinin hayatı kararacakmış, lekeleneceklermiş, hiç umurlarında değil. Sizler de çevrenizde böylelerine rastlamışsınızdır.

Bu durum sadece hırsızlık olaylarında değil, ülke yönetimi ve hayatın her alanında böyledir. Mesela siyasetimiz böyle değil mi? Birileri bazı menfi şeylerin faili olduğu halde kitleleri yanıltmak ve kendisini gizlemek için suçu hep başkasına atar. Nasılsa inananı olduktan sonra Allah korkusu ve kuldan utanma da yoksa niye yapmasın. Zira en iyi savunma, saldırıdır.

Akılları sıra kendilerini gizleyerek insanları kandıracaklarını sandıkları bu yöntem maalesef tedavisi olmayan bir hastalıktır. Allah ne kandıranlardan ne de kananlardan eylesin bizi.

*14/05/2022 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.

Gelin bu ramazanı boş göndermeyelim!...

Nasrettin Hoca oğluyla beraber değirmenden dönmektedir. Hoca, eşek ve oğlundan geri kalır. Bir bakar ki eşek dere kenarından geçiyor, üzerindeki çuval düştü düşecek. Koşsa yetişemez, oğlu Ali'ye söylese aksi mi aksi, her dediğinin tersini yapar. Hoca, "En iyisi tersini söyleyeyim, oğlan nasılsa tersini yapar, böylece çuvalın dereye düşmesinin önüne geçerim" der. Ardından da "Hay aklınla bin yaşa Nasrettin" diye kendi kendine hayranlığını ifade eder. Oğluna seslenir:
-Oğlum Ali!
-Efendim babacığım,
-Çuval dereye düştü düşecek, kakala gitsin.
-Babacığım ilk defa dediğini yapacağım.
Der ve çuvalı kakalar, dereye düşer.
Biliyorum aksilikte Nasrettin Hoca'nın oğluna taş çıkartırsınız. Fakat ibret aldığınızı ümit ediyorum. Ben yine de Nasrettin Hoca gibi seslenmeyeceğim:
1.Siyasiler! Ramazan'da sükûnet olsun. Ağız tadıyla Ramazanımızı geçirelim. Ülke hükümetsiz kalmasın. Kırmızı çizgilerinizi bırakarak asgari müştereklerde buluşun. Bak bu ayda Şeytanlar zincire vurulur. Eğer akıl hocanız Şeytansa geçmiş olsun hepiniz Şeytansız kaldınız. Hala buna rağmen ülkeyi hükümetsiz bırakırsanız "Yaptığınız gerekçe, demagoji, savunma, mızıkçılık,kırmızı çizginiz" Şeytanîdir. Kaos ortamı ülkeye zarar verir. Vatandaş kutuplaşmışsa sayenizdedir. Eserinizle gurur duyun. Eğer burnunuzun dikine giderseniz bilin ki Şeytan, Ramazan'dan sonra size liderliği bırakıp "Sen beni geçtin" diyerek emrinize amade olacak.
2.Belediyeler! Ramazan'ımızdan elinizi çekin, gölge etmeyin. Kültürel, sanatsal vb hiçbir etkinlikte yer almayın. Herhangi bir kanal kiralayarak dini program yapmayın. İftar çadırı açmayın. Bırakın bu işleri vakıf ve dernekler yapsın. Şu ana kadar yaptıklarınız için teşekkür ederim. Akşam teravih vakti yaptığınız etkinlikler neyin nesi Allah aşkına... rahmet gecelerini gazaba çevirmeyin. Sevapsa çok kazandınız, eğer günahsa bu kadar günah yeter size. Eğer amacınız hala çok sevap kazanmaksa ne olur Allah rızası için sevap kazanmayın.
***
Köyün birinde cemaat olmadığı halde biri, her gün minareye çıkar ezan okurmuş. Sesi de çirkin mi çirkinmiş, eğitilmemiş bir sese sahip. Köylü bu tür ezandan rahatsızdır. Bir gün adamı çağırırlar:
-Sen niye ezan okuyorsun? Bak biz namaza da gelmiyoruz. Bir daha ezan okuma.
-Ben Allah rızası için okuyorum.
-Ne olur, bundan sonra Allah rızası için ezan okuma.
Eğer huylu huyundan vazgeçmez, zaten yaptığım bir şey yok, ben milleti eğlendirip oyalayacağım, vaktini hoşça geçireceğim diyorsan; Bu sene Ramazan’ın gündüz vakti çok uzun, sabahın 03.30’undan akşamın 20.20’sine kadar vatandaş vakit geçirecek yer arıyor. Yapacağın bu etkinlikleri gündüz vakti yap. Hülasa, ben ne gölgeni isterim ne de ihsanını.
3.Davulcular! Eskiden kalma gelenekmiş,ne olur gelin şu davul çalmayı bu Ramazan’da protesto edin. Vurmayın davullara. Zaten millet olarak o davulun sopası hiç sırtımızdan eksik olmadı. Bırakın da şu Ramazan’da bari tokmak yemeyelim. Sahura kalkamazsam vebal falan hissetme. Ben kalkamasam da yine oruç tutacağım. Senin bu yaptığın eskilerde kaldı. Bunun gelenekle falan bir alakası yok. Bak eskiden binek olarak at arabaları vardı, bu gün envai çeşit araç var, kimse at arabasının yüzüne bakmıyor artık. Gel, sen de vazgeç bundan. Ben saati kurup onunla uyanıyorum. Bunu para için yapıyorsan biz sana elektrik tüketiminde sizin için ayrıca davul payı ayrılması için uğraşalım. Hatta sadece bir ay değil her ay size bu pay devam etsin. Yok Allah rızası için çalıyorsanız, ne olur Allah rızası için çalmayın. Yok ben illa çalacağım, hak etmeden para almam diyorsan, seni benim başıma salan beyefendilerin kapısının önünde sabaha kadar çal... Bir de ne kadara çalıyorsunuz adı belli olsun...
4.Millet! Ramazan Müslüman’ı olmayalım, 12 aya yayalım bu samimiyetimizi. Ramazan sadece oruç tutma, ibadet etme, fakire sadaka verme, teravih kılmadan ibaret değildir. Dinin diğer güzel hasletlerini ön plana çıkaralım. Kan akıtmayalım, niza çıkarmayalım, dedikodu, gıybet yapmayalım, iftira atmayalım. Orucu uykuya tutturmayalım. İşimizi, eforumuzu aksatmayalım, güz bülüçleri gibi pineklemeyelim. Yemek sofralarımızı ahbap çavuş ilişkisine döndürmeyelim. Adaletten ayrılmayalım. Yeniden Müslüman olalım, rektifiyeyi sağlam yapalım. Bunca kötülük bizim eserimizdir. Samimiyet eksikliğimizdendir bilesiniz. 17/06/2015