20 Aralık 2015 Pazar

İçimdeki İrlandalı


-Akşam ne yapıyorsun?
-Teravihe giderim.
-Böyle bir namaz yok biliyorsun.
-Ya varsa.
-10+20+3 mü kılacaksın?
-Evet.
-10+8+3 kılabilirsin.Yatsının ilk 4 sünnetini de terk ederek 8+8+3 de kılabilirsin. Biraz tasarruf yap.
-Sen mi tasarruftan bahsediyorsun? Sen bana cimriliği emrediyorsun ve sağdan yaklaşıyorsun.
-Ama yarın mesain var.
-Olsun yine giderim.
-Evde kıl bari. Geceler kısa.
-Camide cemaatle kılacağım.
-Sanal aleme fazla giremezsin.
-Farz mı, vacip mi?
-İlla geceyi değerlendireceksen "Rahmet akşamları" için Kültür Parka git.
-Gitmem oraya.
-Oruç tutacak mısın?
-Elbette.
-Uzun değil mi, nasıl dayanacaksın?
-"Allah'a dayan, sa'ye sarıl, hikmete râm ol,
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol"  Oruç benim için kalkandır.
-Gel seninle uzlaşalım, demokrasi uzlaşı kültürüdür biliyorsun, sen hep reddediyorsun beni, halbuki ben seni düşünüyorum. Kendim için bir şey istiyorsam namerdim.
-Sen bana kötülüğü emrediyorsun, sana uymayacağım, çatla emi...
-Ama ben..
-Ben, ben, ben...Başka bir şey bilmiyor musun sen, bırak şu enaniyeti. Sen benim karanlığımsın, hızımsın. Beni engellemeye kalkma. Şu nafile turlarını bırak, gayzından çatla.
-Sana iyilik yaramaz.
-Bana iyilik yapma. İyilik ve sen. Çok eğreti duruyor.
-Son sözün?
-Sen benden görünen "içimdeki İrlandalı'sın. Sana buradan ekmek yok. Hatta sana inat, teravihi hatimle kılacağım.
-Sen sen, sen var ya sen...
-Evet sen var ya sen "İçimdeki İrlandalı'sın" 18/06/2015

Belediye Toplu Taşıma Araçları Hangi Kesim Sayesinde Ayakta Durur?

Belediye Toplu Taşıma Araçları Hangi Kesim Sayesinde Ayakta Durur?
Kendi işini yaparken iflas eden biri,nice zamandır iş ararken nihayet E sınıfı ehliyeti imdadına yetişir.Taşeron işçi olarak belediye otobüsünde bir iş bulur. Bismillah diyerek sabah ilk sefer için durağa varır. Heyecanlı mı heyecanlı,bir o kadar da dikkatli. Çünkü görevi sadece sürmek değil, aynı zamanda bilet kontrolü de yapmalıdır. Durakta da epey yolcu vardır. Anlaşılan gelir iyi olacak gibi. Yolcular peşi sıra binmeye başlar. Çiçeği burnunda kaptan el kart makinesine bakmaktadır:
1.Yolcu ücretsiz, çünkü 65 yaşını doldurmuş, gezmeye gidiyor.
2.Yolcu ücretsiz, çünkü belediye çalışanı,işe gidiyor.
3.Yolcu ücretsiz, çünkü üniforması var, polistir, işe gidiyor.
4.Yolcu ücretsiz, çünkü basın mensubudur, işe gidiyor.
5.Yolcu ücretsiz, çünkü eşinden ayrılmış, sosyal haktan yararlanıyor. İşe gidiyor.
6.Yolcu ücretsiz, çünkü binenin gazilik madalyası var.Yeri de hazırdır: Şoförün arkası.
7.Yolcu ücretsiz, çünkü dul ve yetim, bakıma muhtaç.
8.Yolcu ücretsiz, çünkü engelli.
9.Yolcu ücretsiz, kaptanın mesai arkadaşı.
10.Yolcu ücretsiz, milli sporcu.
11.Yolcu ücretsiz, yabancı ülke vatandaşı.
12.Yolcu ücretsiz, kartındaki bakiye yetersiz, şoför ona, "bir binişinde iki defa tut" der.
13.Yolcu ücretsiz, "içeriden tutayım " der, ama kimsede el kart olmaz.
14.Yolcu ücretsiz, elinde tapu gibi 65'lik nüfus kağıdı var.
15.Yolcu ücretsiz, üniformalı zabıtadır.
16.Yolcu ücretsiz, indirimli abonmana sahiptir. 65 TL'lik kart ile kaç defa biner kim bilir.
17.Yolcu ücretsiz,tam abonmana sahiptir.100 TL'lik kart ile kaç defa iner, biner kim bilir.
18.Yolcu ücretsiz, MİT elemanıdır, işine gidiyor.
19-36 arası binen yolcular da ücretsiz,yukarıda geçenlerin hemcinsidir....Ve oturaklar dolar.
37-80 arası binen yolcular indirimlidir,öğrenci okuluna gidiyor ,araya sıkışmalı ve arkaya doğru ilerlemelidir.
81-90 arası binen yolcular öğretmendir, indirimlidir, işe gidiyor.
91-100 arası binenler ücretli ve tam bilettir, çünkü onlar asgari ücretlidir, işe gidiyor. Otobüsün tüm masraf ve maliyeti üzerindedir. Sorumluluğu çoktur, bu yüzden daha çok çalışmalıdır.
101-110 arası binenler ise kalabalıktan ön kapıdan binemeyip arka kapıdan binen ve kartını okutamadıkları için ücretsizdir.
111.Yolcu ücretli, tam bilet kullanır,dolmuşa binemediği için mecburiyetten binmiştir.
Ve kapılar kapanır, Kaptan yola çıkar,her durakta durur. Aynı tip yolcuları bir taraftan indirir, diğer taraftan bindirir.
İlk 36 kişi sevinir ve dua eder;"Allah devletimize zeval vermesin,güzel hizmet yapıyor" diye.
Asgari ücretli ise, "Adaletin bu mu dünya"türküsünü diş gıcırtıları arasında söylemeye çalışır. Kırılan dişi de cabası.
Belediye ise maliyeti kurtaracak hesaplar yapmak için yeterince hesap uzmanını işe alır. Uzmanlar ise, "suya ne kadar zam yaparsak, emlak vergisini kaç kat artırırsak, atık su bedelini ne kadar yükseltirsek maliyetine toplu ulaşım yaparız" hesabı yapmaya koyulurlar.
Gaipten bir ses:
-Kardeş! Ramazan Ramazan senin işin gücün yok mu?
-Benim işim bu kardeş, işim yok, maalesef! 21/06/2015

Seçmen Analizi

Seçmen Analizi
Sanal alem paylaşımlarını ve yorumlarını görünce seçmenlerin kendi partisine oy vermeyen hem cinslerini kıyasıya eleştirdiğini ve hatta hakaret ettiğini müşahede ettim. 

Siyaset, siyasal partilerin kendini pazarlama sanatıdır. Kim kendini iyi ifade eder, seçmeni ikna ederse başarılı olmaktadır. Kendini iyi ifade edemeyen, vatandaşı ikna edemeyen ve her seçime aynı mantalite ve kendini yenilemeden girenlerin aldıkları oylar kimseyi şaşırtmamalıdır.

Beklediği oy oranına ulaşamayan siyasi parti ve savunucuları öncelikle kendi öz eleştirilerini yapmalıdırlar. Başkasına kızmayı bıraksınlar. 80 sonrası gelen seçmen profili 80 öncesinin takım tutan seçmeni değildir. 80 sonrası seçmen kendince hangisinde ışık görmüşse  ortak aklıyla ona yönelmiştir.

 Aynı seçmen profili 80 sonrası; ANAP, DYP-SHP, RP'sini iktidara taşımış, DSP'ye % 21 oy, MHP'ye % 18 oy vererek iktidar ortağı yapmış, akabinde yapılan erken seçimde 21'lik oranı 2,5'a, 18'lik oranı da 9 küsure indirerek baraj altında bırakmıştır. 3 dönemdir de tek başına AK Partiyi iktidara taşımıştır. Şimdi de vatandaş hiç birine çoğunluğu vermeyerek siyasi partilere gözdağı vermiş; kendinize çeki-düzen verin, çözümsüz bir seçim bırakıyorum demiştir. Anlayacağınız seçmen artık takım tutmuyor. Başaracağına inandığı kanata yöneliyor. 

Seçimi, siyasi partilerin podyuma çıkıp kendini pazarlaması olarak görmek lazım. Münazaralarda kendini en iyi ifade eden kazanır. 3 dönem iktidar verdiği siyasi partiye "Sen yıprandın, rektefe ol" sen bize tekrar lazım olacaksın diyerek zekâtının % 40'ını vermiştir. Diğerlerine ise % 25,16,13,2 puan vererek zekattan daha az pay vermiştir: "İktidarın bunca yıpranmışlığına ve yorgunluğuna rağmen hükümet alternatifi olamadınız, vitrininizi değiştirin, yeni fikirler üretin, yoksa bir ileri, iki geri patinajlar durursunuz. Ben her birinizi ayrı ayrı puanladım. Puanınız en güvendiğimden başlayarak % 41,25,16.50,13 ve 2 şeklinde tecelli etmiştir. Eğer hala ibret almazsanız bundan sonra bazılarınızı partiler çöplüğüne göndermesini bilirim" demiştir. 

Seçmen böyle derken biz ne yapıyoruz: Niye iyi puan alamadık, bundan sonra dersime daha iyi çalışmam lazım diyeceğimize en yüksek puan alan öğrenci misali fazla puan alan parti ve onun seçmenine kızıyoruz. En iyi savunma psikolojisidir bu. Bu psikolojinin tedaviye ihtiyacı var. Seçmen yaptıklarınızı ya da yapmak istediklerinizi elindeki cevap anahtarına göre puanlamıştır. 

Sizler tembel öğrencinin aldığı zayıfın faturasını öğretmenine kesmesine benziyorsunuz. Sadece kendinizi kandırırsınız beni değil. Çok da gülünç duruma düşmeyin. Ben sizi vezir de yaparım, rezil de.... 24/06/2015