7 Aralık 2015 Pazartesi

Kuzu postuna bürünmüş kurt


4 ayaklılardan kurt'un karnını doyurması küçük baş hayvan sürüsüne saldırmaktan geçer.Kurtun görevi ve mesleğidir artık kuzuyu gafil avlayarak parçalamak.
İnsan bu ya.Cahil ve hamdır.Bir gün memleketin ileri gelenleri bir araya gelip gelin bir maceraya girelim.Kurt ile kuzuyu yanyana getirmişler.Bunun için kuzunun korkmaması için kurt'a bir post giydirmişler; kardeş kardeş geçinsinler diye.Kurt meydan meydan dolaşmış,"artık bundan sonra kuzuların kardeşliği var.Ben dağdan indim,bedeviliği bıraktım,artık hazarî ve medeni oldum,benden çekinmeyin."demiş.Tüm kuzular bu söze aldanarak sere serpe serilmişler,artık bize huzur geldi.Şu kurt da göründüğü kadar kötü değilmiş,hep barış ve kardeşlikten dem vuruyor.Her ne kadar geçen yıl mer'alarımıza saldırıp 50 kadar içimizden canı alsa da eski huyudur olsun o kadar,huzurumuz için ses çıkarmamak gerek.Dün, dünde kaldı.Kurt da olsa güzel konuşuyor.Bak bizim gibi oldu.Bunu aramıza meclisimize alalım.Hem o bak bizden birisine de karşı çıkıyor.Onu desteklemek için bu bile yeter.
Kuzu postuna girmiş kuzu meclise epey bir kalabalık kurt'la girmiş.Kuzu görünümlü kurtlar huzur ve sükünet için çaba gösteriyor olsa da dağdaki dostları yine kuzuları kapmaya,boğmaya başlamışlar.Kuzular bir kez daha yanıldık eyvah;kasap kasaplığını bırakır mı,40 yıllık kânî,olur mu yânî,kurt ile kuzu dost olur mu?biz ne yaptık böyle demişler.
Hemen bizim meczup çıkmış ortaya; Kandıran olmaktansa kandırılan olmak daha iyi değil mi efendim demiş.
İnşaallah kurt ile kuzu bir gün kardeş kardeş yaşar.
29/08/2015

Öne güzel meyve ve sebzeleri koyan pazarcı esnafı gibiyiz.


Ekmeğini alın teri ile kazanan,işini doğru yapan pazarcı ve tablacı kardeşlerimi tenzih ederek başlıyorum yazıma.
Pazardan ve seyyar satıcıdan alış veriş yapanlar bilirler.Pazarcı esnafı tablasının önüne sebze ve meyvelerin iyisini en önde sergiler.Arka tarafa ise ezik,küçük ve çürüklerini koyar.Müşteri tezgahın önüne bakar,fiyatı da çok cazipmiş diye içinden geçirir.Bir taraftan da ağzının suyu akar.Bir taraftan da tezgahın arkasına bakmaya çalışır.Pazarcı hemen seslenir:"Hepsi aynı"diye.Müşteri, "3 kg verir misin?" der-demez.Pazarcı el çabukluğuyla poşeti doldurur,verir.Hele bir de poşeti bağlarsa yandın demektir. Güzel bir alışveriş yaptım mutluluğuyla eve gidersin.Poşeti açınca kızmaya ve homurdanmaya başlarsın. İçinde önde gördüğün gibi güzel malı bulabilirsen aşkolsun. Bir daha pazara gitmemeye söz verirsin. Fakat sözün ertesi pazar alışverişine kadar sürer. Tekrar pazara koşarsın.Hayat böyle devam eder gider. Ömür biter,pazarcılık yine sürer gider.
Şimdi sadede gelelim.Yarım asrı devirdim. Nice insanlarla karşılaştım. Tv,basın,köşe yazıları okudum.Siyasileri izledim.Hepsi doğru konuşuyor.Hepsi taraftar topluyor. Milyonları arkasından sürüklüyor.İktidarı dinliyorum; doğru konuşuyor,muhalefeti dinliyorum;doğru konuşuyor.Üniversite öğretim görevlisi doğru konuşuyor.Bu ülkede yaşayan 7'den 70'e doğru konuşuyoruz.Sonuç; doğru oğlu doğru olmamız gerekiyor.Ama heyhat..Ülkemizde kan,gözyaşı, haksızlıklar hız kesmeden devam ediyor.
İstisnalar kaideyi bozmaz ama.Görünen köy kılavuz istemez.Hepimiz pazarcı esnafı gibiyiz.Bu kadar doğru insanın olduğu yerde bu kadar yanlış nasıl ortaya çıkıyor anlamadım.Bilimin ulaştığı zirve bizi analiz etmeye yetmez.
Ne zaman göründüğümüz gibi oluruz,ne zaman söylediğimiz gibi oluruz,ne zaman kâl ehli olmaktan hâl ehli oluruz,işte o zaman bizi kimse tutamaz.
Sözüm meclisten içeri.Ben böyleyim işte.Bu böyle biline.
29/08/2015

Menn ve Selva

İsrailoğulları baskı, işkence, zulüm ve kölelik ortamından Musa ile kurtulunca çölde uzun süre kaldılar.

Nimet olarak kendilerine emek sarf etmeksizin menn ve selva (bıldırcın eti ve kudret helvası) ikram edildi.

Kölelikten efendiliğe yükseldiler.

Görmedikleri kadar nimet gördüler.

Bir müddet sonra İsrailoğulları, "Biz artık menn ve selva istemiyoruz. Bıktık bu nimetlerden." diyerek kazan kaldırdı: “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. (Bakara 61). 01/09/2015