11 Ekim 2026 Pazar

Fâsık Ayeti

Fâsık (yoldan çıkmış/günahkar kimse) ayeti diye bilinen Hucurat süresi 6.ayet var. Bu ayetin meali şöyle: Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın (fasık) biri size bir haber getirdiğinde onun doğruluğunu araştırın (tahkik edin). 

Bu ayete şapka çıkarmak lazım. Bu ayet meali, yalan yanlış, iftira, zan, töhmet, iddia, itibar suikastı ve dezenformasyon bilgilere karşı nasıl davranmamız gerektiğine dair bize yol göstermektedir. 

Buna göre duyduğumuz, okuduğumuz ve işittiğimiz her haber, bilgi, malumat fâsık haber hükmündedir. Yazıp çizmeden ve eyleme geçmeden önce bunun doğruluğunu araştırmak gerekir. Değilse akıbetinde nedamet duyma durumu söz konusu olabilir. Hakkında konuştuğumuzu da üzmüş oluruz. Bazen telafisi mümkün olmayan şeylere sebebiyet verebiliriz. 

Bu ayetin, zekât toplamak için görevlendirilen Velit b. Ukbe isimli sahabenin görev yerine gitmeden peygambere verdiği yanlış bilgi sonucu pişmanlık duymamaları için Müslümanları uyarmak için indiği belirtilir. 

Ayetin bizi uyardığı yönüyle ne derece her haberi araştırdığımız tartışılır diyeceğim ama çok tartışma götürmez bir gerçek var ki haberin doğruluğunu pek araştırmıyoruz. Habere bakarken kimin söylediğine ya da nerede yazdığına bakıyoruz. Haberi yapan sempati duyduğumuz ya da içinde bulunduğumuz gruptansa haberi doğru kabul ediyoruz. Karşı taraf paylaşmışsa araştırmadan iftira edip işin içinden sıyrılıyoruz. 

Yalnız şu var ki nice sureti haktan görünenleri biliyoruz ki yanlış bilgi verebiliyor. O yüzden haberin kaynağı kim ve nere olursa olsun araştırmak gerek, balıklama atlamamak gerek. 

Fakat kamuoyunda bazı iddialar almış yürümüşse bu iddiaları gündeme alıp yetkililerden aslını öğrenmek için cevap beklemek bir nevi haberin doğruluğunu araştırmak demektir. Burada kurum, kuruluş, kurul, organ ve kişilere iş düşüyor. Haklarında bir yanlış bilgi iddiası ortaya çıkar çıkmaz anında cevap vermeleri ve tekzip etmeleri gerekir. Değilse şayialar alır başını gider. 

Bir haberin doğruluğunu araştırma konusunda sade vatandaşın durumu nedir? Vatandaşın bir konunun doğruluğunu araştırma imkanı yoktur. Çünkü elinde ne kurumların ne de devletin imkanı vardır. Vatandaş iddianın doğruluğunu yetkili makamlardan bekler. Vatandaş sadece iddiayı konuşur ve dillendirir. Ötesi vatandaşı aşar. Yetkili makamlar gerekli açıklamayı yaptıktan sonra vatandaş aynı iddiaları dillendirirse işte burada art niyet aramak gerekir. Devletin organları jet hızıyla tekzip yayımlarsa haber yayılmaz ve üzerinde konuşulmaz. Kimse zarar görmeden mesele kapanır. 

Durum bu iken yani olup bitenlere dair vatandaşın elinde bir imkan yokken vatandaştan haberi araştırmasını beklemek doğru değildir. Her iddiayı kaynak göstererek dillendiren vatandaşa da bu ayeti silah olarak kullanmak da hiç doğru olmasa gerek. 

Bazıları bunu yapıyor. Bu tiplerin etkili ve yetkililere dair tek sözü olmaz. Sana ayet ve hadisle ayar vermeye çalışır. "Bir insanın her duyduğunu aktarması, ona günah olarak yeter" der. Fâsık ayeti ise ardından geliyor. Bu tiplerin gücü sade vatandaşa yetiyor. İşin ucunda yetkili biri varsa yani ucu yukarıya dokunuyorsa bu tipler dut yemiş bülbül dönüyor. Görünen o ki ayar vermede bunların gücü sadece sade vatandaşa yetiyor. Yukarıya yani üstüne gücü yetmeyenin, onlara sessiz kalanın sade vatandaşa söz söylemeye hakkı yoktur. Hakkı üstün tutma niyetleri varsa ilk önce onlara bir şey demeleri lazım ki sıra vatandaşa gelsin. 

Ayetle ve hadisle bir şekil ayar verenlere ben de Buhari ve Müslim'de geçen şu hadis mealiyle cevap vereyim. 

"Sizin aranızda öyle gruplar türeyecektir ki, siz onların namazlarının yanında kendi namazlarınızı, oruçlarının yanında kendi oruçlarınızı, amellerinin yanında kendi amellerinizi küçük göreceksiniz. Onlar Kur'an okuyacaklar, fakat okudukları Kur'an boğazlarından (gırtlaklarından) aşağıya geçmeyecek. Okun avı delip geçtiği gibi dinden çıkacaklar".

Her ayet ve hadisle ayar verenler böyledir demiyorum. Zira kimsenin niyetini ve içini bilmem. Yalnız sureti haktan görünüp sosyal medya mücahitliği yapmayalım. Tereciye tere satmayalım. Kısaca Müslümanlık taslamayalım. Esas işimize bakalım. Ayar vermeyi bırakıp savunduğumuz ve referans gösterdiğimiz Müslümanlığı yaşayarak örnek olalım. Aksi halde okudukları ve slogan haline getirdikleri ayet boğazlarından aşağıya geçmemiş olur. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder