5 Eylül 2026 Cumartesi

Operasyonlara Dair

Neredeyse operasyonsuz günümüz geçmiyor. Adeta baş döndüren bir operasyon hali yaşıyoruz. Operasyon ülkesi olduk dense yeridir: Belediyelere, holdinglere; suç, terör, uyuşturucu, kişilere; tarikat liderlerine, gazetecilere, siyasetçilere vb.

Operasyonların kimi yeni kimi eski defterler. 

Hepsi de mahkemede bitiyor. Kiminin davası yıllar yılı sürüyor, kimininki başlar başlamaz bitiyor kimininki çorap söküğü gibi yeni operasyonlara yelken açıyor. 

Mahkemelerin işi eskiden beri çok. Herhalde bu devirdeki gibi yoğun olmamıştır. Öyle zannediyorum, hakim ve savcıların elinde çözümlenmesi gereken yüzlerce dosya vardır. Çözüm bekleyen dosya çokluğu gecikmiş adalet, adalet değildir anlayışına zemin hazırlar. 

Ortada suç ve suçlu varsa elbette operasyon yapılsın. Yapılan operasyon sonuçlarıyla birlikte kamu vicdanında makes bulsun. Bir daha olmayacak şekilde suçun kökü kurutulsun, suçlu cezasını çeksin, kurumlar temizlensin, kimsenin yaptığı yanına kâr kalmasın, mahkemeler herkese adalet dağıtsın.

Adamına göre kişiye veya bir zümreye özel had bildirmeye yönelik operasyon olmasın. Öyle operasyon yapılmalı ve sonuç alınmalı ki bu yolun yolcularına darbı mesel olmalı. Herkes kendisine çekidüzen vermeli. 

Fakat yapılan operasyonların çokluğundan anlaşılıyor ki kimsenin ders aldığı falan yok. Adeta suç içimize ve işimize işlemiş. Yapılan operasyonlardan sonuç alınmış olsaydı başka başka yerlerde yeni yeni operasyonlara gerek kalmazdı. 

Görünen o ki herkes işinde ve gücünde malzeme vererek iş yapıyor. Hiçbir kurum ve yerimiz yönetimde kurumsallaşmamış. 

Bir suç toplumun hemen hemen tüm kurum kuruluş ve kişilerine sirayet etmişse toplum olarak kokuşmuşuz demektir. Bu kokuşmanın operasyonlarla da önüne geçilmez. 

Görünen o ki kurum ve kuruluşlarda yönetim açıklığı var. Açıklığı bulan buraları bir şekil dolduruyor ve kendine doğru yontuyor. 

Yapılan operasyonlardan sonuç almak için yapılan operasyonların siyasi ve had bildirmeye yönelik olduğuna dair belleklerdeki izi silmek lazım. Operasyonun ucu kime uzanırsa sonuca gitmek lazım. Bazılarını görüp bazılarını sumen altı etmemek lazım. 

Hele eski defterleri yeniden açılmasını hiç anlamış değilim. Eğer çözülemeyen eski defterler açılacaksa önünde deliller olduğu halde bu dosyayı sonuca götürmeyen yargı mensuplarından ilk önce hesap sormak lazım. Onlara bu dosyayı niçin sumen altı ettin denmeli ve bedelini en ağır şekilde ödemeli. Sonra dosya açılmalı. 

Kısaca operasyonlar vakayiadiyeden olmamalı. Kimi operasyonlar sadece gaz almak için açılmamalı.

Operasyon yapılırken de suçlu bile olsalar zanlıların masumiyetine halel getirilmemeli. Daha ortada mahkeme kararı yokken ifadeler çarşaf çarşaf gazetelerde yer almamalı. Davanın gizliliğine azami gayret gösterilmeli. Topluma mal olmuş konularda başsavcı; yerinde, zamanında ve kıvamında bilgilendirme yapmalı. Kişilere itibar suikastı yapılmamalı. Hele itibar suikastını bazıları için elzem görürken bazılarını el üstünde tutmamalı. Suç ve suçlu korunmamalı. Hakim, savcı, avukat ve taraflar arasında kalması gereken mahrem bilgiler ortaya servis edilmemeli. 

Devlet dediğin operasyonları zamana bırakmaz. Kurum, kuruluş ve kişiler suça belenmeden sıcağı sıcağına müdahale ederek olaya el koyar. Devletin görevi, insanının suça bulanmasını önlemek, suç kişi ve kişilere sirayet etmeden onları o badireden kurtarmak olmalı. Temiz toplum da böyle olur.

Operasyona maruz kalanlar da haklarını arasın. İpe un serer ek, manipüle yoluna gitmesin. Suça karışmış insanını anası ve babası olsa da korumaya ve savunmaya kalkmasın. Çünkü her korunma ve savunma yeni suç işlemeye kapı aralar. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder