7 Eylül 2026 Pazartesi

Ha Gayret!

Yeni Adalet Bakanı ile birlikte adliyenin raflarına kaldırılıp zamanında şüpheli görülmeyen, faili meçhul kalan, takipsizlik verilen dosyalar bir bir indirildi. 

Kimi çözüldü, kiminin de üzerine gidiliyor. 

Örnek 2009'da vefat eden ve faili meçhul kalan Muhsin Yazıcıoğlu'nun, 2011 yılında cezaevindeyken vefat eden ve takipsizlik verilen eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun, 2016 yılında beyin kanaması gerekçe gösterilen normal ölüm diye kayıtlara geçen Arif Ahmet Denizolgun'un, 2020 yılında kayıtlara kayıp olarak giren Gülistan Doku dosyaları. Her dört dosya yeniden açıldı. Yeni delillerle birlikte gözaltılar oldu. Saydığım örnekler dışında açılan dosyalar da söz konusu.

2016 yılında otopsi yapılmasına rağmen "beyin kanamasına bağlı normal ölüm" olarak raporu tutulmuştu. Denizolgun'un mezarının yeniden açılarak yeni adli tıp raporunda "şüpheli ölüm" olarak kayda geçmesini işitince, ha gayret, oldu olacak, Hz İsa'nın da naaşını bulalım. Onu da adli tıp incelesin, raporlasın. Nasıl öldüğünü, kim ya da kimlerin öldürdüğü ortaya çıksın dedim.

Böyle derken Hz İsa, Hristiyanların dediği gibi çarmıha mı gerildi, Müslümanların dediği gibi göğe mi yükseltildi tartışmasını açmak niyetim yok. Bu ayrı bir tartışma konusu. İki ayrı görüş olunca, bunda da bir şüphe durumu söz konusu. 

Şaka bir tarafa. Gönül isterdi ki şüpheli ölümle kimse ölmesin. Öldüyse de zamanında ortaya çıkarılsın. Hiçbir dosya faili meçhul kalmasın. Adalet zamanında yerini bulsun, failler zamanında cezaya çarptırılsın. 

Zamanında çözülsün ki sonradan gecikmiş adalet, adalet değildir demeyelim. Çünkü bir gerçek var ki çözüm bekleyen, çözülemediği için adliyenin tozlu raflarına kaldırılan yığınla faili meçhul dosyalarımız var.

Adalet gecikmiş de olsa gerçeklerin er veya geç ortaya çıkma gibi bir huyu var sözü gereği, ne kadar zaman geçerse geçsin, gerçekler bir bir ortaya çıksın.

Ha gayret!

Not: Zamanında çözülemeyip raflara kaldırılan dosyaların yeniden açılmasının sebep ve hikmeti nedir bilmiyorum. Gündem oluşturma mı, gerçeğin ortaya çıkması mı, yeni delillerin ortaya çıkması mı, gündem saptırma mı, adalete susamışlık mı, mağdur tarafların bastırması mı, yeni Adalet Bakanı'nın azim ve gayreti mi, siyasi iradenin irade ortaya koyması mı, vicdan azabı mı bilmiyorum. Oldu olacak, kimsenin yaptığı yanına kâr kalmasın. Ümit ediyorum ki unutulmaya yüz tutmuş dosyaların yeniden açılmasıyla hakikat tekrar akim kalmaz. Çünkü sonuç bekleyen mağdurların acılarını yeniden depreştirmiş oluruz. Ayrıca umutlanıp hayal kırıklığına uğramaları da söz konusu. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder