19 Eylül 2026 Cumartesi

Birilerini Gönülleme İnadımız

Okulların açıldığının ilk haftası bir sınıfın ilk dersine girdim. İsimleri okuyarak yoklama yapıyorum. İki isimli bir öğrenci, "İlk ismimi kullanmıyorum. Onu okumasanız" dedi. Kullanmadığın isim babaannenin ismi mi dedim. "Evet" dedi. Bu isim söylenince rahatsız mı oluyorsun dedim. "Hem de nasıl" dedi. Bu durumda, ister 18 yaşını doldurunca ya da babanın mahkemeye dilekçe vermesiyle ismini teke düşürebilirsin dedim. "Öyle yapacağım" dedi. Baban, annesinin adını koyarak babaannenin gönlünü yapmış. Ama bu ismi koyarken senin gönlünün olup olmayacağını düşünememiş dedim. "Onun gönlü olacak diye bunu yapmamaları gerekirdi. Yanlış" dedi.

Öğrencinin bu derdine yanındaki arkadaşları da eşlik ederek onun derdine tercüman oldular. Öğrencilere, çift isimlilerin çoğunun hikayesi sizinki gibi. Annemin, babamın gönlü olsun diye veriliyor. Çocuğuna annesinin, babasının ismini verme konusunda anne babalar beklenti içerisine giriyor. Konmayınca gönül koyan olabiliyor. Anne, baba da mecburen koyuyor dedim. "Olur mu öyle şey, bizim günahımız ne" dediler. Anne, babanıza kızıp gönül koymayın. Toplumda da böyle bir beklenti var. Yarın siz de babaanne olduğunuzda belki böyle bir beklentiye girersiniz dedim. "Biz asla öyle yapmayız" dediler.

Aynı gün bir başka sınıfa girdim. 32 kişilik mevcuttan sadece 4 öğrenci vardı. 2 tanesi çift isimli idi. Yoklama yaparken şu isim babaanneniniz adı mı dedim. "Evet" dediler. Adımı taşıyorsun diye babaannen fazladan harçlık veriyor mu dedim. "Yok, vermiyor" dediler. Niye dedim. "Kendinde yok ki bize versin" dediler.

İkinci girdiğim sınıftaki çift isimli öğrencilerde babaannelerinin isimlerini taşımada bir rahatsızlık duyduklarını sezmedim ama ilk girdiğim sınıftaki öğrenci, öyle anlaşılıyor ki babaannesinden nefret ediyor. Bu öğrencinin bu konuda tek olduğunu sanmıyorum. Daha önce çalıştığım bir başka okulda da isim listesinde babaannesinin ismini karalayan öğrenci bilirim. Yine bir başka öğrenci, "Şu ismimi lütfen okumayın. Nefret ediyorum" demişti.

Elbette, çift isim taşıyıp bir tanesi babaannesinin ismi olanların tümü, taşıdıkları bu isimden nefret ediyor değildir. Babaannesiyle arası iyi olanların, taşıdığı isminden mutlu olanları da vardır.

Yalnız şu bir gerçek ki çocuğa iki isim vermek doğru değil. Ne yapıp ne edip tek isim vermek gerekiyor. Özellikle kız çocuklarına tek isim vermede daha bir özen gerekir diye düşünüyorum. Çünkü son yılların modası, evlendikten sonra bazı kızlar kızlık soyadını da kimliğe ekletiyor. Bu durumda kadının hem ismi hem de soyadı çifleniyor. Upuzun bir isim olup çıkıyor. Bir de soyadların biri ya da her ikisi birleşik kelimeyse eyvah ki eyvah. Çoğu okullarımızın ismi de çift isimlilerden farklı değil. Özellikle hayırseverler tarafından yapılan okul isimleri maalesef çok uzun.

Çift isim vermede bir başka sorun, ismin biri kullanılırken diğeri kullanılmıyor. Kullanılmayacaksa niye veriliyor o zaman? 

Çift isimlerde bir başka sorun, iki ismin uyumlu olmaması. Uyduracaksak da zorlamamak ve yakışanı vermek lazım. 

Hem okullara hem de çocuklarımıza isim verme konusunda yetkililerin ve anne ve babaların özen göstermesinde fayda var. Büyükanne ve büyükbabalar da çocuklarını rahat bırakmalı, beklenti içerisine girmemeli, ismi konmayınca gönül koymamalı. Hatta oğul ve gelinine, "Dilediğiniz ismi verin. Asla benim ismimi koymayın" demeli. Anne ve babanın elini rahatlatmalı. Çünkü ismi kendileri değil, torunu taşıyacak. Bırakalım da çocuklarımızın isimleri tek olsun. Çift isim vererek onlara yük yüklemeyelim. Zaten kendi dertleri kendilerine yeter. Hele bir ailede kaç torun olursa olsun, her bir oğlana büyüğün adını vermek ve yanına ikinci bir ismi eklemek olacak şey değil. Karışıklığa sebebiyet veriyor. Ondan sonra da Mehmet dendiği zaman hangi Mehmet diye soruluyor.

Hasılı, farklı, telaffuzu kolay, yanlış yazıma sebebiyet vermeyen, anlamı güzel, ismiyle müsemma kısa isimler vermek en doğru olanı olsa gerek. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder