Yeni tanıştığım birinin konuşmasına şahit oldum: Önce “ekonomiden, toplumun yüzde 57'sinin asgari ücretle geçindiğinden, daha doğrusu geçinemediğinden yakındı. Buna rağmen giyim, kuşam ve pahalı cep telefonundan geri kalmadığını, bu parayı nereden bulduklarına şaşırdığını, çalıştığım okulda ihtiyaç sahibi 110 öğrenci tespit ettiklerini, bunlara çorba verdiklerini” anlattı. Araya girip bak şu arkadaş hükümetin içimizdeki temsilcisi, dikkatli ol, böyle sessiz durduğuna bakma dedim. "Olsun, ben siyaset yapmıyorum" dedi.
Ardından "Türkiye'de şu ırk, bu ırk yok. Başka ırk tanımam. Herkes Türk de demem. Tek ırk var. O da Atatürk ırkıdır. Çanakkale geçilseydi görürdük günümüzü" dedi. Sonuçta Çanakkale geçildi ama dedim. "Geçilmedi" dedi. Geçildi dedim ısrarla. "Geçildi ama tutunamayıp gittiler" dedi. Sonra konuşmaya devam etti mi, dinleyeni oldu mu bilmiyorum. Çünkü işime gitmek üzere müsaade alıp ayrıldım. O ise konuşmasına devam ediyordu.
Aslında, ilginç bulduğum bu kişiliği biraz deşeleyip kendine özgü, ilginç fikirlerini dinlemek isterdim.
İlginç buldum. Şundan: "Atamız Atatürk" diyeni gördüm de ırkımız Atatürk kabul edene ilk defa rastladım.
Bu topraklarda Türk, Kürt, Çerkez, Abaza vb. ırklar duydum da Atatürk ırkını ilk defa duydum.
Toplumsal bütünleşme adına "Türkiye halkı" diyenleri duydum da Atatürk ırkını ilk duydum.
Dünyada İngiliz, Ermeni, Fransız, Arap vb. ırklar duydum da Atatürk ırkını ilk defa duydum.
Sami, Âri, Kafkas, siyahi vb. ırklar duydum da Atatürk ırkını ilk duydum.
Bilirim ki bu ülkede Anayasaya göre "Kendisini Türk kabul eden herkes Türk’tür".
Belli ki arkadaşımız Atatürk'ü çok seviyor, sevgisinden böyle diyor. Fakat sevginin yolu, onu ırkın menşei görmek olmasa gerek. Yaptıklarını anlatabilir. Çok güzel şeylere imza atmış bir deha idi diyebilir. Ama bu topraklarda yaşayanları Atatürk ırkı olarak görmesini doğru bulmam. Sevelim sevmeye de severken ölçüyü ve izanı kaçırmayalım.
Bir diğer husus, "Çanakkale Geçilmedi" denmesi. Bu da hamaset ve bize ezberletilenlerden başka bir şey değil. Doğrudur. Çanakkale Geçilmedi. Ama Osmanlının 2.Dünya Savaşında mağlup olmasıyla birlikte muharebede geçirmediğimiz düşman ordusu, sonrasında Çanakkale'yi geçip İstanbul'a kadar gelmiştir.
Tamam, Çanakkale Muharebesi destansı bir muharebedir. Düşman geçmesin diye az şehit verilmemiştir. Bu muharebe ile gurur duyalım ama sonucu da kabul edelim. Çünkü savaş 90 dakikalık maç gibidir. Maçın içinde gol atılabilir, atılan gol çok güzel olabilir. Çanakkale cephesinde gol attık ama diğer cephelerde sayısız goller yedik. Maçın skoru, 90 dakikanın bittiği zamanki skordur.
"İstanbul'da tutunamadılar" demesi de iddialı. İstanbul'u işgal eden İngilizler tutunamayıp da mı gittiler, başka bir hesap yaparak mı gittiler? Üzerinde düşünmeye değer. İngilizler İstanbul'da kalmak istese, o günkü şartlarda onları ülkeden atacak gücümüz mü var? Mondros Ateşkes Anlaşmasıyla birlikte Doğu Cephesi hariç ordumuz bile terhis edilmiş. Şu bir realite ki İngiliz siyasetine bizim aklımız ermez.
Nr diyeyim? Yeni ırkımız hayırlı olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder