31 Ağustos 2026 Pazartesi

Geçmiş Toplulukların Helakini Nasıl Anlamalıyız?

31 Ağustos 2026 günü "Her Doğal Âfette Ortaya Çıkan Güruh" başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Yazıda Nepal'de meydana gelen doğal âfet sonrası sosyal medyada "Camileri ateşe verir, Kur'an'ı yakarsanız işte böyle âfete maruz kalırsınız" türünden paylaşımları görünce böyle diyenleri eleştirmiştim. Bu yazıyı sosyal medyada da paylaştım. Bu paylaşımın altına bir okuyucum, "Sayın hocam doğru tespitlerde bulunmuşsunuz.....peki Kur'an Kerim'de yoldan çıkmış, sapıtmış, azıtmış insanların doğal felaketlerle helak oluşlarını nasıl izah edeceğiz... vesselam." şeklinde bir yorum yazmış, aynı zamanda soru sormuş. 

Bu yoruma verdiğim cevabı aşağıya alıyorum:

As Harun. Güzel bir soru. Tebrik ederim. Bu soruya haddim olmayarak cevap vereceğim. Vereceğim cevap doğru ya da yanlış tartışılır. Kendimi ifade etmek için cevabım biraz uzun olacak. Sabrın için şimdiden teşekkür ederim.

Kur’an’da, Nuh, Hud, Salih, As kavimlerinin, Eyke halkı, fil ordusu vb. toplulukların helak edildiği ifade edilir. Buna eyvallah.

Bu toplulukların doğal afetlerle helak olduğu konusunda ben de sizinle aynı fikirdeyim. 

Geçmişte azmış, Araplar tarafından helak oldukları bilinen, Kur’an’a da geçen bu kıssalar Kur’an’ın indiği topluma bir ibret ve uyarı olsun, kendilerine çekidüzen versinler diye Kur’an’ın tercih ettiği bir üsluptur. Yani “Şu topluluk şöyle yaptığı için biz onları helak ettik. Siz de onlar gibi azarsanız, sizin başınıza da helak vaki olur” anlamında bir sakındırma olduğunu düşünüyorum. Yani Allah azdıkları için hiçbir toplumu helak etmedi. Doğa şartlarına uygun bir yaşam oluşturmayan toplulukların, doğal afetlerle yok olmasından ibaret. Benim bundan anladığım, Allah hiçbir topluluğu azdılar, isyan ettiler diye yok etmez. Toplumsal yasaya göre deprem vb afetlere uygun ev bark yapmayan topluluklar suçlu, suçsuz yok olur. Buna örnek, Japonya ve birçok gelişmiş ülkede depremde insanlar ölmüyor, İslam dünyasında ölüyor. Maraş depreminde, 99 Gölcük depreminde olduğu gibi. Doğal afetler bir sünnetullah. Doğal afetlerde ölmek, enkaz altında kalmak ise sünnetullah değildir. Bu da bizim ve İslam dünyasının doğa şartlarına uygun bina yapmadığımız, sonucun ise yıkım ve ölüm olduğu anlamına gelir. Kısaca Allah Japonları koruyor, bizi öldürüyor değil. 

Bildiğin şeyleri yazıyorum. Kur’an’ın tekrar gelmesi, yeniden peygamberin gelmesi mümkün değil. Bir an için diyelim ki yeni Kur’an ve peygamber gönderilse bizim Maraş ve Gölcük depremi kitaba girer. “Maraş ve çevresi, Gölcük ve çevresi şöyle şöyle yaptıkları için helak edildiler” yazacak. 

Böyle bir şey olur mu, varsayım üzerine konuşuyoruz diyebilirsin. Bu durum ders çalışmayan öğrenciye öğretmenin böyle gidersen kalırsın. Bak geçmişte falanlar falanlar sınıfta kaldı demesi gibidir. Öğretmen de bu durumda aklını başına alsın diye öğrenciyi uyarıyor. Kanaatimce Kur’an da bu yolu tercih ediyor. 

Öyle değil dersek, şunlara cevap isterim. Ka'be'yi yıkmaya yeltenen Ebrehe ve ordusu daha Ka'be’ye saldırmadan helak oldukları Fil süresinde geçiyor. Haccac’ı Zalim ise halifeliğe soyunan, on yıl kadar Mekke ve Medine’nin halifeliğini yapan Abdullah bin Zübeyr’i yakalamak için hac mevsiminde Kâbe’yi kuşatmış. Hac farizası biter bitmez Kabe’ye sığınan Abdullah bin Zübeyr’i yakalamak ve öldürmek için Kâbe’yi mancınıkla yıkmıştır. Bildiğim kadarıyla Haccac ve ona emir veren Abdülmelik bin Mervan’a bir şey olmamıştır. Ne bunlar ne de Haccac’ın ordusu helak edilmiştir. Halbuki biz biliriz ki Allah’ın sünnetinde bir değişiklik olamaz. Bu örnekten anlaşılacağı üzere Allah’ın sünneti Kâbe’yi yıkanı helak etmek değil. Öyle olsaydı, Ebrehe gibi hatta Ebrehe’den öncelikli Haccac ve ordusu da helak edilmeliydi. 

Çoğu müfessire göre Ebrehe ordusu da bulunduğu yani konuşlandığı yerde bir doğal âfete yakalanmış ve helak olmuştur. Arapların da bildiği bu durumu Kur’an Fil süresinde mevcut insanlara uyarı olsun diye sahiplenerek anlatıyor. Kısaca Kur’an’ın üslubu böyle. 

Güncele gelirsek, Nepal’de bir ay önce camiler yakılıp Kur’an yırtılmış. Bizim insanımız da aynı mantıkla bu doğal âfete gerekçe buluyor. Nepal’den önce azan ve katliam yapan, her geçen yıl şiddetini artıran, soykırıma giden İsrail çoktan helak olmalıydı. Gerçi buna da “Allah onlara mühlet veriyor” diye cevap veririz. Hatta Kur’an yakılalı bir ay olmuş, niye bir ay beklendi desek, tövbe etsinler diye bekledi cevabı verilebilir. 

Her şeyden geçtim. Maraş ve çevresinde 11 ilde yıkıma sebep olan yüz bin insana mal olan 6 Şubat depremi muhafazakar ve dindarların bol olduğu şehirler. Burada da deprem olduğunda, “İki Z olursa üçüncü Z’yi bekleyin. Bunlar zulüm ve zina. Üçüncüsü zelzele” paylaşımları yapıldı. Hz Ömer’e atfedilen bu söz her depremde paylaşımlarda karşımıza çıkıyor. Ne zaman böyle bir paylaşım görsem üzülürüm. Çünkü deprem bir doğal afet. Biz Japonlar gibi sağlam zemine sağlam binalar yapmış olsaydık, enkazda tek insanımız olmaz ve ölmezdi. 

Bu kadarla yetiniyorum. Sanırım kendimi ifade edebildim. Baki selam. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder