Fare yiyecek aramak için kovuğundan çıkar. Çıkar çıkmaz bir tuzağın üzerine konmuş büyükçe peyniri görünce, bir peynire bir de peynirin durduğu yere bakıvermiş. “Bu işte bir gariplik var” demiş ve “Hem peynir büyük, hem de yol çok kısa.” demiş. Aç olmasına rağmen peynire ulaşmaktan vazgeçmiş. Herhalde bu işte bir hinlik var diye düşünmüştür.
Fare düşünür mü? Onda düşünme ne arar demeyin. Fareler, "Koku alma ve işitme duyuları olağanüstü gelişmiş, şaşırtıcı derecede zeki ve çevrelerine kolay adapte olabilen hayvanlardır".
Yine de farenin düşünüp düşünmediğini bilmeyiz. Ama fabl, "İnsanlara ahlaki bir ders vermeyi amaçlayan, kahramanları genellikle hayvanlar, bitkiler veya cansız varlıklar olan kısa, manzum veya düzyazı biçimindeki öykü türüdür. Yani insanlar düşündüğünü hayvanlara düşündürtür, diyeceğini hayvanlara söyletir. Amaç, kıssadan hisse ve ders alınmasını sağlamaktır.
Bu kişileştirme örneğinden şunu anlıyorum: "Zor ve meşakkatli olacağı düşünülen işlerin, tereyağından kıl çeker gibi kolayca halledildiği zaman, bu meseleyi gözümüzde büyütmüşüz. Pek de kolaymış deyip seviniriz. Sevinelim sevinmeye de acaba bu işin bu kadar kolay ve basit olmasının arkasında bir hin oğlu hinlik var mı diye de düşünmeyi ihmal etmeyelim.
Buradan "Terörsüz Türkiye" sürecine gelmek istiyorum. Önce PKK'den kısaca bahsetmek istiyorum.
Terör örgütü PKK ülkemizde kurulmuş, 1980'den beri bu ülkeyi uğraştırmış, sivil-asker demeden insanımızı öldürmüş, Güneydoğu'yu yaşanmaz hale getirmiş, Türk-Kürt arasını açmış, ülkeye maddi ve manevi zararlar vermiş, arkasında şer güçlerinin olduğu uluslararası boyut kazanmış eli kanlı, sinsi bir terör örgütüdür. Bu örgüt 50 yıldan fazla bu ülkeye kök söktürmüş, 40 binden fazla insanımızın hayatına sebep olmuştur.
Bizi yıllar yılı bu derece uğraştıran bu örgütün bu kadar kolay silah bırakması ve PKK'yi feshetmeye hazırlanması, tüm bu süreçte aktörlerin çok uyumlu bir profil çizmesi, Suriye'de ki SDG'nin faaliyetlerine son verdiklerini açıklaması, ister istemez fare ve peynir öyküsünü hatırlatıyor. Bu iş bu kadar kolay mıydı dedirtiyor insana.
Elbette yılan hikayesine dönmüş bu meselenin kolay ve suhuletle çözülmesi hoşumuza gider. Terörsüz Türkiye söyleminin fiiliyata dönmüş ya da dönecek olması bizi sevindirir. Öyle ya zarardan başka bir şey vermeyen terörün bu ülkede sona erecek olmasını kim istemez, kim sevinmez.
Sevinelim sevinmesine. Bu sevincimiz kursağımızda kalmasın diye yoğurdu üfleyerek yiyelim. Ayrıca işin kolay olmasından hareketle endişelerini dile getirenleri de tu kaka yapmayalım. Bırakalım da uluslararası devletlerin içimizdeki maşası olan, onlar adına bu ülkede vekalet savaşı veren bu eli kanlı terör örgütünün yarın efendileri istedikleri takdirde başka bir isimle yeniden sahneye çıkmayacaklarına dair yarına dair bir garantimiz var mı? Sözlerine ne derece güven duyulur? Bu endişeyi taşıyıp temkini elden bırakmayanları da anlayalım. “Terör devam mı etsin” demeyelim. Siz ne kadar bu ülkeyi seviyor ve düşünüyorsanız en az sizin kadar belki de daha fazlaca bu ülkeyi onlar da seviyor. Unutmayın ki bu ülkede uluslararası güçlere teşne olacak potansiyel var. Önemli olan boşluk bırakmamak, eşeği sağlam kazığa bağlamak.
Not: PKK'nin fesih kararı almasında Suriye'yi göz ardı etmemek lazım. Suriye'de YPG ve SDG'nin fesih kararı almasına da temkinli yaklaşmak lazım. Tüm bu olup bitenler Suriye'nin geleceğiyle ilgili. Suriye'nin geleceğinde ABD mi olacak, İsrail mi, Türkiye mi, Suriye'nin kendisi mi? Öyle zannediyorum, PKK'ye silah bıraktıranlar Suriye'nin geleceğinde söz sahibi olacak. Gönül ister ki Suriye'nin geleceğinde Suriye ve Türkiye olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder