25 Temmuz 2026 Cumartesi

Parmak Uçları Burundan Büyük Olsa

Eş dostla oturup hasbihal etmek ve çay içmek için ara ara takıldığım bir çay ocağı vardı. Epeydir uğramazdım. 

Yolum üzeri geçerken eski yerimde nefeslenip bir çay içeyim. Ocak sahibine de bir merhaba diyeyim istedim.

Çay ocağı her zamanki gibi doluydu. Boş yer bulabilir miyim diye bakındım. Boş sandalye olsa da boş masa yoktu. 

Beni gören ocak sahibi sandalye masa arayışına girdi. Ben de ne yapayım diye kenarda beklerken yanında çalışanını kapıda dikilirken gördüm.

Dikilmekle de kalmıyor. Kapının bir kenarına sırtını yaslamış. Eli burnuna gidip gidip geliyor. Belli ki burnunda maden arıyor. İş iştir, ne diyeyim. Daha fazlasını yazmayayım. Çünkü ne sizin mideniz götürür ne de benim. 

Arkama bakmadan uzaklaştım o çaycıdan ve o bölgeden. Bir daha da gelmemeye söz verdim. 

Yaşını başını almış bu çay dağıtandan oldum olası haz almamıştım zaten. Ciddiliği, güler yüzü, güzel çayı, ilgi ve alakası ve temizliğiyle müşteri toplayan bu ocak sahibi bunu nasıl arayıp da buldu. Hiç anlamış değilim. 

Eyyamcı gibi orta yerde dolaşır. Seslenir, çay istersin. Yüzüne bakmaz. Baksa da duymaz ya da duymazdan gelir. Birkaç defa söylersin. Çay getirişi faul, boşları götürüşü faul, yürüyüşü faul. Kimin çay istediğini unutup masa masa dolaşır, bu çay size miydi diye. Uğramadığı tek masa çayı söyleyen kişilerin masası. Bizimdi diyenlere de kulak asmaz. Sonunda elinde çay dolaşa dolaşa, "Sizindi ya" deyip bardağı bırakması görülmeye değer. 

Midemiz götürmese de bu toplumda burunla oynamak, burnun içini çöp sepeti gibi karıştırmak, lavabo işlerini ulu orta yerde yapmak maalesef vakay-ı adiyeden. 

Böyle burnuyla oynayanları görünce şu parmak uçları burun deliğinden keşke büyük olsaydı, böylece elimizi olur olmaz burnumuza sokmaz, burunla bir imtihanımız kalmazdı diyorum. Burun da rahat ederdi, biz de. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder