5 Mayıs 2026 Salı

Berlin'deki Türkler

Berlin'e gitmeden önce Berlin'e dair kısa bir belgesel izlemiş, bir cümle dikkatimi çekmişti. "Berlin'in her bir yerinde bir Türk'le karşılaşmanız mümkün. Türklerin çokluğundan dolayı gurbetçiler arasında 'İçimizde yaşayan Almanlar da var' şeklinde konuşulduğunu" belirtmişti programın yapım ve sunucusu.

Gerçekten her bir yerde bir gurbetçi ile karşılaşmak mümkün. Ki karşılaştık da.

Daha İstanbul Havaalanında iken Berlin'e uçmadan Havaalanında biriyle tanıştık. 15 yıldır Berlin'de üst düzey yönetici olduğunu söyledi. Yanımdaki arkadaşla muhabbeti ilerlettiğini görünce, bu işin sonu Berlin'de bu arkadaşın evinde kalmakla biter dediğim zaman üst düzey yönetici, "Olurdu ama evimde misafir edemem. Çünkü tek odam var" dedi. Adam üst düzey yönetici ama kaldığı yer küçük bir odadan ibaret. Türkiye'de üst düzey yönetici böyle küçük bir odada kalır mı? Cevabı size bırakıyorum.

Berlin'de alışveriş yapmak için bir markete girdik. Fiyatlara bakarken akşam yemeğini evde mi yapalım yoksa dışarıda mı yiyelim diye konuştuk. Alışveriş yapan bir kadın, "Ne diye dışarıda yiyeceksiniz. Evde yiyin yemeğinizi" dedi Türkçe olarak. Teşekkür ettik kendisine ve dediğini yaptık.

Berlin’in 20-25 km dışında bulunan outlete gitmek için metro bekliyoruz. Şehir içinde kullandığımız toplu taşıma biletinin burası için de geçerli olup olmadığı tereddüdü oluştu. Bursalı bir arkadaş, "Şu ilerideki iki kız Türk. Bunlara sorayım" dedi. Sordu geldi. Belli ki az önce Türkçe konuşmalarına şahit olmuş.

Dönüş için Berlin havaalanına giden metroya bindik. Üç durak gideceğiz. Havaalanına varış saatini de ekrandan takip ediyoruz. İki durağı birden geçtik. Son durak olmasına rağmen varış saatine daha 20 dakikadan fazla süre olduğunu görünce acaba yanlış mı bindik demeye başladık. Yanımdaki kızımız üç beş oturak önde oturan birini göstererek "Şu Türk. Buna bir sorup geleyim" dedi. Dediği gibi Türk imiş. "Arada meskûn mahal olmadığı için son durak uzun sürer, başka yerde durmaz. Merak etmeyin, doğru bindiniz. Beraber ineceğiz" dedi de rahatladık.

Metrodan indikten sonra buranın gediklisi olan kadını takip ettik. Pasaport kontrol noktasında kendisiyle biraz lafladık. Tokatlı imiş. Berlin'de infaz koruma memuru olarak görev yapıyormuş. "Üçüncü nesil Türk'üz biz. Tokatlıyım ama Tokat'ı bilmem. Akrabaları doğru dürüst tanımam. Almanlar bizi kabul etmiyor, Türkiye'dekiler de bizi kabullenmiyor. Anlayacağınız vatansızız" dedi.

Berlin Havaalanında uçağımızın kalkmasını beklerken yanımdaki kız çocuğu, bir şey sormak istedi. Yanımızdan geçen iki havaalanı görevlisine sormak için kalktı. Meramını İngilizce söylemeye kalktı. Daha cümlesini bitirmeden, "Kızım, Türkçe konuş Türkçe" dedi görevli.

Valizleri alıp uçağın kalkacağı mevkie geçtik. Yanımdaki kızımız, biraz dolaşıp geleyim dedi. Ona, dolaşırken sigara içilen yere de bakabilir misin dedim. Kızımız, "Buradakilerin hepsi Türk'tür. Onlar bilir dedi. Yanımda uyuklayan birine sordum. "Sigara içme yeri olması lazım. Geldim geleli ben de içmedim. İçmem lazım. Haydi birlikte arayalım" dedi.

Koridorda giderken lafladık. Trabzonlu imiş. 4 yaşından beri Berlin'de imiş. Sürücü kursu varmış. Emeklilik gelmedi mi dedim. 61 yaşındayım. 67'den önce emeklilik yok burada dedi. Sonunda Trabzon plakasını buldun mu dedim. Tüm arabalarım 61 plaka dedi. Yaş olarak da memleketine gelmişsin dedim. Doğru dedi.

Tüm bu anekdotlar, izlediğim belgeselde, "Berlin'de İçimizde Almanlar da var" sözünü bir kez daha hatırlattı.

Karşılaştığım kişiler Türklerin yoğun olarak yaşadığı Kreuzberg, Neukölln ve Wedding mahallelerinden değil. Bu mahallelerin dışında da ikamet eden Türklere bu şekil rastladık.

İnsanın yaban ellerde kendi dilini konuşan insanlarla karşılaşması kişiye yabancılık çektirmiyor.

İnternetten Berlin nüfusunun 4 milyona yakın olduğunu, 170 ülkeden insanın yaşadığını, Türklerin 200 bine yakın nüfusuyla Berlin'de yaşayan en kalabalık nüfus olduğunu öğrenmiş oldum.

Berlin'den geldikten sonra karşılaştığım kişilerin Berlin'e çok aşina olduğunu, gidip geldiklerini, kiminin kızının orada endüstri mühendisi kiminin oğlunun bilgisayar mühendisi kiminin üst düzey yönetici olduğunu da bu vesileyle öğrenmiş oldum.

Tüm bunlardan benim anladığım, Berlin'de her milletten insan olsa da Türklerin yoğun olması hasebiyle, Berlin’e giden bir Türk’ün orada yabancılık çekmeyeceğini düşünüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder