Şanlıurfa'nın ardından Kahramanmaraş'ta vuku bulan, öğrenciler ve bir öğretmenin ölümü ve yaralı öğrencilerle sonuçlanan okul saldırısı, toplumda büyük bir infiale sebebiyet verdi.
Haliyle toplum olarak üzüntülüyüz. Esas üzüntüyü çeken ise ölen çocukların ailesi, saldırıda yaralanan çocuk ve aileleri. Zira ateş bu evlere düştü. Bu öğrenciler ve aileler yaşadıkları müddetçe bu acıyı derinden hissedecekler.
Olayın olduğu okul öğrencileri, olayın tanıkları, kıl payı ölümden kurtulan o küçücük sabiler yaşadıkları bu süreci kolay kolay üzerlerinden atamayacaklar.
Bu iki okulda görev yapan hizmetli, öğretmen ve idareciler de yaşadıkları bu süreci kolay kolay unutamayacaklar.
Olan oldu, ölen öldü. Bu aşamadan sonra bu süreçten, şu ya da bu şekilde etkilenen; öğrenci, öğretmen ve velilerin rehabilite edilmeleri üzerine kafa yormak gerek.
Unutmaları ve etkilenmemeleri mümkün olmasa da ne yapıp ne edip, olaydan birinci derece etkilenen çocuk, aile, öğretmen ve yöneticilere bu süreci unutturmaya çalışmak lazım. Çünkü öyle de olsa böyle de olsa bu hayat devam edecek onlar için.
Okullarda bir daha böyle menfur olayların olmaması için öğrenci, veli, öğretmen, idareci, anne baba, devlet ve toplum olarak neler yapabiliriz? Bir daha anaların ağlamaması için ne üzerimize düşen görevler nelerdir? Esas bunun üzerine yoğunlaşmak lazım.
Yapmamamız gereken tek şey, Kahramanmaraş'taki katliamı gerçekleştiren çocuk. Bu caniyi gündemden düşürmek gerek. "Çocuk şunu yapmış, bunu yapmış, şöyle öldürülmüş, babası onu atış poligonuna götürmüş, çocuğun profilinde falan okul saldırısını düzenleyen falanın resmi varmış, şunları yazıp paylaşmış, çocuk şöyle bir çocukmuş..." türünden yazı, çizi ve konuşmaların bir faydası yok. Hazırında zararı olur. En azından reklamın kötüsü olmaz türünden gıyabında reklamını yapmış oluruz.
Ne demek istiyorum? Belli ki çocuk içine kapanık, çevresiyle uyumlu olmayan, çevresi ve arkadaşları tarafından dışlanma sendromu yaşayan, kendisine ve çevresine zarar verme potansiyelini taşıyan; ailesiyle problemli, okuluyla ve okul arkadaşlarıyla sorunlu ve hep sorun olan biri.
Normal hareketleri sergilemediği için dışlanma psikolojisi yaşayan çocuk ve kişilerin haletiruhiyesi farklı olur. Bu tipler "Ben deli miyim" diye tedavi de kabul etmez. Ne yapıp ne edip eli kelepçeli hastanede tutulmalı bu tiplerin. Okula gönderilmekten ziyade hastanede tedavi altına alınması gereken bir tipin topluma kazandırılsın diye okulda tutulmasının acı faturasını hep birlikte gördük.
Elbette bu çocuk ve çevresine zarar verme potansiyeli olanlar uzmanları tarafından masaya yatırılmalı. Acı sonla karşılaşmamak için çözüm önerilerini bulmalılar. Bu da kapalı kapılar ardında olmalı. Bu çocuk üzerinden TV, Youtube, sosyal medya ve sanal alemde konuşmak, yazışmak ve paylaşım yapmak reklamdan başka bir şey değildir. Çünkü psikolojik sorun yaşayan sadece bu çocuk değil. Bu çocuk gibi aynı hayat ve sendromu yaşayan nice çocuk ve gençler vardır bu ülkede. Bu çocuk hakkında bu kadar konuşup adından söz etmek, bu tip hasta ruhlu çocuk ve gençleri harekete geçirebilir. Çünkü bu tipler, "Varlığımızı hissetmeyen ve bizi dışlayan çevremize zarar vererek adımızdan söz ettirebiliriz. Bu çocuk da bunun örneği" payı çıkarabilir bu reklamlardan. Kısaca, hazırında eşeğin aklına karpuz getirmeyelim derim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder