27 Nisan 2026 Pazartesi

Hayatımız Kurtarıcı Beklemek

Gülistan Doku dosyasının seyrinin değişmesiyle birlikte yeni gözaltılar başlayınca, gözler operasyon emrini veren Tunceli Başsavcısı'na döndü. Başsavcı' ya sitayişler bitmek bilmedi:

"Ne kahraman Başsavcısı. Kimsenin gözünün yaşına bakmıyor. Tüm savcılar böyle olmalı. Daha önce dokunulmayanlara dokunuyor. Nihayet sayesinde adalet tecelli edecek" türünden yazı, çizi, konuşmalar yazılı ve görsel basında bugünlerde yer alıyor.

Tüm bu yazılanlardan anlaşılıyor ki her savcı bu savcı gibi olsa adalet tecelli edecek, faili meçhul kalmayacak. Sorunumuz iyi savcınının olmaması. Kısaca iyi bir savcı adalete dair tüm sorunları çözer. 

Sadece savcı değil beklediğimiz. Sıra dışı vali, kaymakam, siyasetçi, bürokrat, ekonomist, emniyet müdürü, teknik direktör, bakan, Cumhurbaşkanı vb. kişiler bekliyoruz. Hepsi iyi olursa tüm dertlerden kurtuluruz.

Aynı beklenti, 80 öncesi sağ sol olaylarında da vardı. Orta bir öğrencisiyim o zaman. İnşaatta çalışıyordum okul dışında. Molada çaylarımızı yudumlarken "Ne olacak bu sağ-sol kardeş kavgası" sorusuna, ustamız, "Şöyle daşşaklı bir general gelse, bu kanı dindirir. Ama nerede böyle biri" diyerek son noktayı koydu. Aynen böyle dedi. Tabirim için kusura bakmayın. Kısa zaman sonra 12 Eylül İhtilali olunca akan kan durdu. Çünkü "Daşşaklı bir general" yönetime el koymuştu. 

Kısaca ülkemizdeki tüm sorunların çözümü, makam ve mevkilere"; gözü pek, vatan sevdalısı iyi ve ehil kişilerin gelmesiydi. 

Yani ülke olarak en azından büyük çoğunluğun her alanda beklentisi, kurtarıcı beklemek. Bir sihirli el ile tüm sorunları çözersin. Tıpkı mehdi beklendiği gibi. Aşağı yukarı tüm dinlerde kurtarıcı/hidayete erdirsin anlamında bir mehdi beklentisi var. Bir mehdi gelecek, hayat güllük gülistanlık olacak. Yani biz, problemlerin çözümü ve zulmün sona ermesi için kılımızı kıpırdatmayacağız. Beklenen mehdi zuhur ettiği zaman tüm dertlerimiz ve zulüm bitecek. 

Açıkçası bu beklenti, kişi ve toplulukları atalete sürükleyen bir züğürt tesellisinden başka bir şey değil. Bu anlayış zulmeden ve haksızlık yapanların ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramaz. Çünkü bu, sen mücadele etme. Sabret. Bir kurtarıcının gelmesi yakındır. O seni kurtaracak demektir bu. 

Aslında iyi vali iyi başsavcı iyi siyasetçi vb. beklemek çözüm değildir. Bu, hazırında problemin çözümünü ötelemek, zulmü meşrulaştırmak ve zulmü daha da artırmaktır. 

Şunu iyi bilelim ki bu ülkenin çözüm bekleyen sorunları; kişilerin iyi, kahraman, efsane ve sıra dışı olmasıyla çözülmez. Yani çözüm kişilerde değil. Çözüm sistemdedir. İşleyen ve aksaklığı olmayan bir sistemin kurulmasındadır. Elbette bu sistemi de insanlar kuracak. Öyle bir sistem kurulmalı ki sistemin işleyişi kişilere bağlı olmayacak, atlar yani kişiler sahibine göre kişnemeyecek. Bir makama kim gelirse gelsin, yapacakları ve yapmayacakları bellidir. Tüm makam sahiplerinin sınırları ve yetkileri bellidir. Kurumlar birbirini denetler. Devletin tepesinde bulunanlar sistemin işleyişini, kurumlar arası koordinasyonu takip ederler. Sistemin aksayan yönlerini revize ederler. Yani bu sistemin işleyişi makam sahibi kişilere göre değişmez. 

Kişiye göre işleyen bir sistemden ziyade kişilere bağlı olmadan işleyen sistem her alanda tek kurtuluşumuzdur. Sistem işlerse kurtarıcı beklenmez. Sistem kişiye göre değişmez. Çünkü başsavcı da diğer bürokratlar da görevini yapacak. Görevini yaptığı için kimse kahraman ilan edilmez. Bu başsavcıdan önce aynı ilde başka başsavcılar da görev yaptı. Eğer bu Başsavcı, işleyen sistemin gereğini yaptıysa, önceki başsavcılar niçin bu sistemi işletmedi diye sorgulamak lazım. Tunceli'deki dosyanın seyri bu Başsavcı'nın kendi isteğiyle ortaya çıktıysa Başsavcı takdiri hak etmekle beraber bu durum ülke için felakettir. 

Hasılı, bu ülkenin kronikleşmiş problemlerinin çözümü işleyen bir devlet mekanizması kurmaktan geçiyor. Böyle bir sistemde tüm kurumlar görevini yapacağı için kurumların başındakiler; iyi, efsane, sıra dışı ve kahraman olmaz. İş, işleyiş ve işlemler kişiye göre değişmeyeceği için devlette bir devlet kültürü oluşur. Böyle bir devlette adalet olur, ekonomi iyi olur, tüm işler evladiyelik olur. 

Gelin hep birlikte kurul ve kurallarıyla oturmuş, tıkırında işleyen bir devlet sistemini tesis edelim. Siyasetin yönetim anlayışına göre hazır ol vaziyetine geçmeyelim, ayı şekilde bizimkiler diye işleri esnetmeyelim. Kimse makama, siyasete şu geldi diye ihya oldum ya da yandım havasına kapılmasın. Böyle olursa bir şehrin başsavcınının, valisinin, bakanın, bürokratın, cumhurbaşkanının kim olduğuna kimse bakmaz. Herkes işine yoğunlaşır. Kimse gündemle yatıp kalkmaz, akşam sabah hükümet yıkıp hükümet kurmaz. Çünkü yönetenler işine bakar, çalışanlar da halk da. Böyle bir ülke gelişir, böyle bir ülkede yaşayan herkes huzurlu ve mutlu olur. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder