Üretim yönünden pek çeşitliliğimiz yok. Marka değeri olan, para getiren, aransn ürünümüz de hemen hemen yok gibi.
Bilim, teknoloji, sağlık vb. alanlarda da üretimimiz yok.
Yönetim anlayışımız da hakeza.
İyi bir üretici olmadığımızın göstergesi, dilimizde de kendini göstermekte. Çünkü aynı fakirliği dilimiz de çekmektedir. Bu yüzden yeni üretilen ne varsa hepsi yabancı dilden bize geçme.
Görünen o ki kullandığımız ne varsa hepsini en azından çoğunu dışarıdan almışız. Yani ihraç yerine ithal etmişiz.
İthal ettiğimizi aynen korumadığımız da bir gerçek. Hepsinin içini boşaltarak bize özgü hale getirmişiz. Mesela laiklik, demokrasi, cumhuriyet, medeni, ticari ve ceza kanunlarımız, başkanlık sistemi vb. şeyleri gelişmiş ülkelerden almışız. Ama hepsini işlevlerinden uzaklaştırarak bize özgü yapmışız. Mesela, laiklik bu ülkede yıllar yılı baskı aracı olarak kullanıldı. Yakın geçtiğimiz Cumhurbaşkanlığı sistemi de başka ülkelerinkine hiç benzemiyor. Yani aldığımız ne varsa kuşa çevirmişiz.
Uluslararası Futbol Birliği Kurulu (IFAB) son yıllarda futbolda VAR sistemini uygulamaya koydu. Bu kural dünya futbolunda işe yarıyor. Hakemin görmediği veya yanlış verdiği karar VAR eliyle düzeltiliyor. Aynı VAR bizde de uygulanıyor. Fakat VAR'ın uygulanması bizde evlere şenlik. Hakemin görmediğini VAR da görmüyor. Hakemin doğru karar verdiği VAR eliyle yanlış karara dönüşüyor.
Kısaca bizdeki VAR uygulaması evlere şenlik, içi boşaltılmış VAR'dan ibaret. Adı VAR olsa da bize özgü bir VAR. Tıpkı diğer ithal ettiklerimizi içimi boşalttıpımız gibi. Bize özgü olan da problem çözemediği gibi problem üretmektr ve problemi büyütmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder