Bir arkadaş, "Zeki insanlar aptallarla nasıl iletişim kurar" başlığı verilen 32 dakikalık bir Youtube videosu göndermiş. Video Carl Yung felsefesini anlatıyor.
Fırsatını bulup videoyu dinledim. Carl Yung toplulukları iyi analiz etmiş, hayatın içinden tespitlerde bulunmuş. Çoğumuzun düşünüp ifade edemediğini bir güzel ortaya koymuş. Sadece tespitleri ortaya koymakla kalmamış, aynı zamanda nasıl davranılacağına dair de yol göstermiş.
Carl Yung felsefesi hakkında derli toplu bilgi sahibi olmak için videoyu dinlemeyi meraklısına öneririm. Bilgi sahibi olmak için en güzeli videoyu dinlemek ise de video dinlemeyenler için bu felsefeyi yazıya dökmek suretiyle kayda geçmek istedim. Dinlemek güzel ise de dinlenileni yazıya dökmek mesele. Bunun için de bir arkadaştan destek istedim. Videoyu gönderdim. Yazıya dökülmüş halini bana gönderdi. Birkaç yanlış dışında konuşma güzelce yazıya aktarılmış. Gördüğüm yanlışları düzelttim. Yazım ve imla kurallarını gözden geçirdim. Satırlar düzenli değildi, onları düzelttim.
Yarım saatlik konuşma çok sayfa tuttuğu için yazı bütünlüğünü bozmayacak ve birer sayfayı geçmeyecek şekilde konuşmayı böldüm. Carl Yung Felsefesini beş bölüm olarak paylaşmak istiyorum.
Konuşmaya geçmeden önce bilmeyenler için Carl Jung hakkında kısaca bilgi vermek isterim.
1875-1961 yıllarında yaşamış olan Carl Jung, analitik psikolojinin kurucusu olan İsviçreli psikiyatr ve düşünürdür. Freud ile çalıştıktan sonra kendi yolunu çizmiş, kolektif bilinçdışı, arketipler, bireyselleşme süreci, içe dönük/dışa dönük kişilik tipleri gibi kavramlarla insan ruhunu derinlemesine incelemiştir. (Wikipedia)
Bundan sonrası yazılar daha doğrusu konuşmalar, Carl Jung felsefesini anlatan kişiye ait alıntılar:
"Anlattıklarını bir türlü kavrayamayan biriyle iletişim kurmak zorunda kaldığın oldu mu hiç? Sorun senin kendini ifade edememen değil, karşındaki insanın temelden bir kavrama yeteneğine sahip olmamasıdır. Konuyu basitleştirirsin. Günlük hayattan örnekler verirsin. Farklı yollar denersin. Karşındaki başını sallar. Sana hak verir. İlgileniyormuş gibi görünür.
Ama sadece birkaç saniye sonra aslında hiçbir şey anlamadığı ortaya çıkar.
Ya da belki birinin inatla aynı bariz hatayı tekrar tekrar yaptığına, inkar edilemez gerçekleri görmezden geldiğine, mantıklı argümanları elinin tersiyle itip her zaman duygularını mantığına tercih ettiğine defalarca şahit olmuşsundur.
Ve kendi kendine sorarsın. Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir?
İşte Carl Jung insan zekası hakkında tam olarak bunu fark etmişti.
İnsanların çok büyük bir kısmı, umut ettiğin o seviyenin çok daha altında bir bilinç düzeyinde işlev görür.
Bu onların kötü niyetli olmalarından değil, bilişsel kapasitelerinde yatan çok temel sınırlamalardan kaynaklanır.
Ve sen bu gerçeği kabul ettiğin an kendi beklentilerin ile onların sınırları arasındaki o uçurumda acı çekmeyi bırakırsın. Carl Jung, insan zihninin karanlık köşelerini ve kitlesel akılsızlığı 10 yıllar boyunca tüm yönleriyle inceledi.
Keşiflerini hiçbir teselli edici cümleye sığınmadan, kimseye şirin görünmeye çalışmadan ve sadece biraz daha çabalarsa herkesin eleştirel düşünebileceği yalanına inanmadan, acımasız bir dürüstlükle kayda geçirdi. Ortada sadece zekanın doğası ve onun ne kadar nadir bulunduğuna dair rahatsız edici bir gerçek vardı. (Devam edecek)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder