27 Nisan 2026 Pazartesi

Bir Başka Açıdan Külli İrade

Din kitaplarında iki iradeden bahsedilir. Biri Allah'a ait sınırsız irade, diğeri ise insana ait sınırlı irade.

Sınırsız iradede her şeye gücün yetmesi, ol deyince oluvermesi, yapılandan dolayı layüsel olma durumu söz konusu iken sınırlı iradede, güç ve kuvvet yetmeme, zayıflık, yapılandan dolayı sorumlu tutulma ve hesap verme durumu söz konusu. 

Kitaplarda yazılı bu şekil iradeyi şimdi bir tarafa bırakalım. İradeyi bir başka açıdan değerlendireceğim. 

Cüzi irade için fazla bir şey söylemeye gerek yok. Gücü ve kuvveti olmayan, makam ve mevkii olmayan, zengin ve şöhret sahibi olmayan, güçlü bir aile olmayan herkesin iradesi cüzi iradedir. Kanun, kural, mevzuat bunları bağlar. 

Sadece Allah'a ait olması gereken külli iradeyi içimizde kullananlar eksik değil. Siyasilerin, zenginlerin, soylu kişilerin, önemli makam ve mevkilerde bulunanların, gücü ve kuvveti yerinde olanların, arkası olanların, korunup kollananların, şöhret sahibi olan kişilerin, belli ailelerin, imtiyazlı vb. kişilerin kullandığı irade, teşbihte hata olmasın, külli iradedir. Bunların her istediği olur. Kanun, kural vs. bunlara vız gelir. Bunları çiğneseler de başlarına hiçbir şey gelmez, kitabına uydurulur. Kimse bunlara hesap sormaya yeltenemez. Çünkü bunlara dokunmaya kalkan yanar, anasından doğduğuna pişman edilir. Kanun, kural ve mevzuat bunları bağlamaz. 

Hasılı Hindistan'daki Hinduizmde olduğu gibi kast sistemi olmasa da çoğu ülkelerde, özellikle herkesi bağlamayan, oturmuş kuralları olmayan ülkelerde, adı konmamış kast sistemi vardır. Türkiye de bu ülkelerden biridir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder