15 günlük tatilin ardından ikinci yarıyıl için öğrenci ve öğretmenler ders başı yaptı.
İstiklal Marşı okunacağı zaman bahçe kapısından biri öğrenci biri de yaşlı iki kişi girdi. Öğrenci arkadaşlarının arkasına sıraya geçti. Veli de bizim yanımıza durdu.
Kimsin, necisin, hoş geldin demeden konuşmaya başladı. "Ben şunun dedesiyim. Kafa yok bunda. Gerçi buradakilerin hiçbirinde kafa yok. Hele benim torun gül gibi işini bıraktı." dedi.
Torunuyun bölümü ne dedim. "Elektrikçi" dedi.
Niye kafasız diyorsun dedim. "Kafa yok tabi. Okula gelmek istemedi. Zorla getirdim. İşi gücü telefon. Elinden telefonu düşürmüyor. Bunların hepsi böyle" dedi.
Kafasız deme torununa. Tatil sonrası ben de okula gelmek istemedim. Zoraki geldim dedim. İyi günler diyerek dersime geçtim.
*
2005-2010 yılları arasında Sarayönü ilçesinde çalışırken yaz dönemi okuldan çıkıp toplantıya katılmak için endüstri meslek lisesine gittim.
Kapıdan içeriye girerken bir başka okul müdürüyle karşılaştım. Birlikte konuşarak toplantının yapılacağı salona doğru ilerledik. Yaz dönemi eğitim ve öğretim yapılmadığı için ses tonumuzu da kısmadık.
Öğretmenler odasına geçerken bir sınıfın kapısında bir öğretmeni dikilir gördüm. Selam verip ne hayır diye sordum. "Sınav yapıyorum" dedi. Belli ki ortalama yükseltme veya sorumluluk sınavı yapıyor. Öğretmene, hocam, sınav olduğundan haberimiz yok. O yüzden sesli konuşarak geldik. Öğrencilerin motivesini bozduk. Rahatsız ettik. Kusura bakmayın dedim. "Sorun yok hocam. Bizim öğrencilerde kafa olmadığı için rahatsız olmazlar" dedi. Öğretmenin verdiği bu cevabı sınav olan öğrenciler de duydu.
*
Birkaç yıl önce Afyon Gazlıgöl'de lokum almak için bir dükkana girdim. Yaşlı biriydi sahibi. Yanında küçük bir çocuk da ona yardım ediyordu.
İhtiyarın eli pratik. Belli ki bu işi yıllardır yapıyor. Çırak ise yaz dönemi çalışmak için alınmış acemi bir öğrenci.
Müşteriler birikti. İhtiyar hızlı hızlı lokumları kesip tartı için teraziye hızlıca koyup kaldırıyor. Çırağına da "şunları paketle çabuk" dedi.
Çocuk, "Bu tam bir kilo olmamış. Eksik. Ne yapayım" dedi. "Ne yapılması var mı? Eksik değil. Baksana" deyip kuvvetiyle lokumu teraziye koymasıyla kaldırması bir oldu. Bak, bir kilodan fazla. Geri zekalı seni" dedi. Müşterilere de bakıp "Bu çocuk geri zekalı" dedi. Çocuk bir başkasını daha tarttı. İhtiyaç "çek, bir kilo" dedi. Çocuk, "burası 996 gram daha" deyince, çocuğa yine kızdı. Geri zekalı dedi. Önünden az Hindistan cevizi alarak lokumun üzerine serpti. "Tamam, çek, paketle" dedi.
Esnafa, çocuğa böyle söyleme dememe rağmen esnaf arka arkaya ismiyle hitap eder gibi geri zekalı demeye devam etti. Halbuki çocuk tam tartmak isteyerek doğruyu yapıyordu. Bu çocuk niye geri zekalı olsun değil mi?
Size biri veli biri de öğretmenin bir de esnafın öğrencilerle ilgili üç kanaatini paylaştım. İşin garibi bu düşüncede olan kişilerin sayısı az değil. Genelde eskinin çıraklık eğitim, şimdinin MESEM öğrencileri ve EML (MTAL) gibi meslek liselerinde okuyan öğrenciler için "kafasız", "geri zekalı", "beyinsiz" gibi bu şekil hakaretvari şeyler söyleniyor. Herkes böyle diyor veya böyle görüyor diyerek toptancı olmak istemiyorum. Yalnız istisnalar olmakla beraber öğretmen, veli, esnaf, yönetici ve vatandaşın çoğunun gözünde bu şekil meslek öğrenen çocuklar için bu bakış açısı ve üslup söz konusu.
Hem velinin hem öğretmenin hem de esnafın bu bakış açısını ve üslubunu tasvip etmediğimi söylemeliyim.
İşin bir başka garip yönü de şu. Kendisine kafasız, geri zekalı ve beyinsiz dendiğini duyan öğrenci de bir tepki vermiyor. Görünen o ki çevresi tarafından sürekli hakaret edile edile bu vasfı özümsemişler belli ki. Tepkisizlikleri bundan olsa gerek. Bunun bir diğer sakıncası, işi öğrenmek istemeyen ya da bir kesere sap olmak istemeyen, herkesin gözünde nasılsa ben kafasızım diyerek çoğu şeyi boş verebilir.
Esnafta çalışan, meslek öğrenen, MESEM ya da MTAL'ne giden çocukların "kafasız", "beyinsiz" ve geri zekalı olduğunu düşünmüyorum. Bu çocukların ilgi alanları ve yetenekleri farklı. Biz toplum olarak sayısal ve sözel soruları çözerek sınavlarda başarılı olan çocukları zeki ve işe yarar görüyoruz. Halbuki her çocuğun yeteneği farklı. Evinin yolunu biliyorsa, bir insan geri zekalı olmaz. Hele okula gelmek istemediği ve sürekli telefonla oynadığı için kimse kafasız olmaz. Nedense çocuklara daha bu yaşta hakaret ederek onlardaki özgüveni yok ediyoruz. Yeteneklerini tam ortaya koymalarını engelliyoruz.
Hülasa, her ne iş yaparsa yapsın çocuklarımızı bu şekilde örselemeyelim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder