Türkiye’nin Nabzı Aralık 2025’in yeni bölümü “Toplumsal Tükenmişlik ve Güven” başlığıyla Metropoll’ün Web sayfasında yayımlandı.
22 sayfadan oluşan araştırmanın hepsine değinme imkanım yok. Rakamlara boğmadan kısa kısa değinmek isterim.
Araştırma şirketi, bu araştırmanın ilk sayfasında, araştırma sonucunda “Ne bulduk?” başlığında aşağıdaki sonuçlara ulaşıldığını belirtiyor:
•Türkiye, 0–100 ölçeğinde yüksek tükenmişlik bandında; toplumun büyük bölümü ülke gündeminden bunalmış ve geleceğe dair kaygılı.
• Her iki kişiden biri son bir yılda psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu söylüyor.
• Güven haritasında yakınlara güven orta-yüksek, kurumlara güven sınırlı, tanımadık kişilere güven ise çok düşük. Seçmenlerin yaklaşık yarısı “her yere güvensizler” kümesinde; daha küçük bir kesim “kuruma yaslananlar”, bir diğer kesim de “insanlara güvenen ama kurumlara mesafeli” profilde yer alıyor.
•Tükenmişlik yükseldikçe hem kurumlara güven hem de topluma aidiyet zayıflıyor; aidiyet en düşük ve göç isteği en yüksek gruplar, aynı zamanda en tükenmiş ve en güvensiz kesimler.
• Genç ve eğitimli segmentlerde, “fırsat olsa başka ülkede yaşamak isterim” cevabı ana akım hâle gelirken, 2026’ya dair kişisel beklentiler ülke beklentilerine göre daha olumlu; insanlar ülkenin geleceğine karamsar, kendi mikro hayatına ise daha temkinli iyimser bakıyor.
Dağılım incelendiğinde katılımcıların %30,4’ünün yüksek, %30,5’inin çok yüksek tükenmişlik grubunda yer aldığı görülüyor. Başka bir ifadeyle, toplumun yaklaşık %61’i günlük yaşamını belirgin bir duygusal yorgunluk, yoğun gündem baskısı ve geleceğe ilişkin kaygı eşliğinde sürdürüyor.
Verdiği siyasi partiye göre yüksek ve çok yüksek tükenmişlik yaşayanlara gelince, AK Parti ve MHP seçmeninin 1/3'i, İYİ Parti, CHP ve DEM'e oy verenlerin yüzde 40-50'si yüksek ve çok yüksek tükenmişlik yaşıyor.
Cinsiyete göre yüksek ve çok yüksek tükenmişlik kadınlarda, % 66 iken erkeklerde % 56'da kalıyor.
Yaş gruplarına göre yüksek ve çok yüksek tükenmişlik durumu şöyle:
18-34 yaş arasında yüzde 60,
35-54 arasında yüzde 59,
55 yaş üstünde bu oran yüzde 64,6 çıkmış.
Tek asgari ücretle geçinenlerde ise yüzde 70’e çıkıyor.
Çalışma biçimine göre en yüksek tükenmişlik öğrenci, işsiz, emekli ve ev kadınlarında.
Ülke gündeminin, toplumun yarısından fazlasını “fazla” ya da “çok fazla” bunaltmasının arkasında tek bir başlık yok; ama öne çıkan dört ana stres kaynağı var. İlk sırada suç ve şiddet haberleri (%29) alıyor. Onu siyaset (%21) ve ekonomi (%19) izliyor; bir diğer güçlü başlık ise “toplumsal/ahlaki çürüme” algısı (%18). Türkiye’de gündem yorgunluğu, öncelikle güvenlik, geçim ve değerler tartışması etrafında şekilleniyor.
Toplumsal aidiyet konusunda; toplumun geneline baktığımızda, her ne kadar önemli bir kesim kendisini hâlâ “bu toplumun bir parçası” olarak görse de yaklaşık her beş kişiden ikisi Türkiye’de kendini nadiren ya da hiç ait hissetmediğini söylüyor.
Daha fazla rakam ve istatistiklere boğmamak için araştırmadan yaptığım alıntı ve notları burada noktalıyorum. Merak edenler araştırmanın tamamına Metropoll’ün sayfasından ulaşabilir.
Sonuç olarak şunu söylemek isterim ki araştırma ne derece tüm Türkiye’yi yansıtır bilemem ama çıkan tablo korkunç. Çünkü bu derece yüksek ve çok fazla tükenmişlik, psikolojik desteğe ihtiyaç hissetme, güvensizlik ve ait hissetmeme durumu ve bıkkınlık hayra alamet değil. Yetkililerin, uzmanların ve sorumluların bu konular üzerine eğilmesinde fayda görüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder