Uzun yıllar bir kurumda daire başkanlığı yaptıktan sonra şimdilerde bir başka birimde müdürlük yapan bir tanıdığımın yanına uğradım.
Çaylarımızı yudumlarken sağdan soldan konu açıldı. Başladı anlatmaya:
“Bir banka ile promosyon anlaşması yaptık. Anlaşmanın ardından dört kişi birden ziyaretime geldiler. Her birinin elinde de poşetler vardı.
Görüşmenin ardından müsaade alıp çıktılar. Giderlerken koltukların arkasına konan poşetler dikkatimi çekti. Poşetlerinizi unuttunuz dedim. “Unutmadık. Bunları size hediye getirdik” dedi banka müdürü. İyi de ben bu kurumda yıllardır görev yapıyorum. Bugüne kadar bana böyle bir hediye getirmediniz. Neden şimdi diye sordum. “Efendim, promosyon anlaşması için bizi tercih ettiğinizden dolayı bu hediyeyi getirdik. Sadece size değil, diğer üst düzey yöneticilere de aynı tür hediye teslim ettik” demişler. Ne var bu poşetlerin içinde diye sordum. “Pierre Cardin takım elbise, gömlek, kravatı, kravat iğnesi, ayakkabı, kemer, cüzdan var”. Ben bu hediyeyi kabul edemem. Lütfen hediyelerinizi alır mısınız dedim. Moralleri bozuldu. Müdürleri, “Ne biçim birisiniz. Sizden önce aynı hediyelerden diğer birim amirlerine de götürdük. Aldıkları gibi bir tane daha kemer, cüzdan verebilir misiniz, diyenler oldu. Siz ise baştan hiçbirini kabul etmediniz” dedi. Ben böyleyim deyip hediyeleriyle birlikte uğurladım.
Hediyeyi kabul etmediğimi duyan üst düzey bir yönetici gelip beni tebrik etti”.
Tanıdığım konuşmasına devam etti. “Bir gün amirim, ... Bey, denetlemekle yükümlü olduğun kişiler senden şikayetçi. Onların çayını içmiyormuşsun. Onlardan alışveriş yapmıyormuşsun” dedi. Evet çaylarını da içmiyorum. Alavere de yapmıyorum dedim. Çünkü ben onlardan çay içsem, alışveriş yapsam, onların benden istekleri bitmez. Şu koyduğumuz kuralı çiğnerler. Biz de içtiğimiz çay ve yaptığımız alışverişin hatırına yasağı çiğnemeye göz yummak zorunda kalırız” dedim.
Sebep bu mudur bilmiyorum. Arkadaşın görev yeri ve görev unvanı değişti. Değişikliğin sebebini de sormadım. Büyük ihtimalle gelen şikayetler üzerine amiri böyle bir değişiklik yoluna gitti.
Yerine gelen ise üç yıl içinde evini, arabasını almış, yükünü tutmuş, başka bir göreve geçmiş.
Çocukluğundan beri tanıdığım bu arkadaş görgü ve nezaket nedir bilen, işine vakıf, işinin ehli, görevine bağlı, çok okuyan, unvanından dolayı hava atmayan; plan, program, tertip ve düzen denince akla gelen; güler yüzünü, ilgi ve alakasını eksik etmeyen, harama el uzatmayan, bulunduğu görevin imkanlarından faydalanma yoluna gitmeyen, gelen imkanları da elinin tersiyle iten biri. Yıllardır üst düzey çalışmasına rağmen belki bir iki evi vardır. Altında arabası bile yok. İşine gelip giderken toplu taşıma kullanır.
Makamların bozmadığı, makamından faydalanma yoluna gitmeyen, marka olan giyim ve kuşamı elinin tersiyle iten bu tip kişilerin sayısının artması dileğimle.
YanıtlaSilSon cümlede ne güzel bir toparlama olmuş. Ne yazık, toplumda doğrularla yanlışlar yer değiştirdi.
Yorum olarak yayınlamayın isterseniz. "elinin tersiyle" ifadesi yanlışlıkla eşimin tersiyle şeklinde çıkmış. Hepimizde olabiliyor, hatırlatmak istedim.
Düzelttim Makbule Hanım. Çok teşekkür ediyorum hatırlattığınız için ve de dikkatinizden dolayı. T9'un azizliğine uğruyorum zaman zaman. Doğru yazdım dediğim nice kelimeleri T9 bu şekil değiştiriyor. Yazdıktan sonra geri dönüp tekrar okumadığım zaman bu tür yanlış yazıklar ortaya çıkabiliyor. Bazen de okuyup yayımlayacağım zaman ilave yaparken yine bu şekil yanlış yazılar gözümden kaçıyor. Tekrar teşekkür ediyorum. Ayrıca memnun oldum. Çünkü yazdıktan sonra okurken bile bu tür yanlış takımlar gözden kaçabiliyor.
Sil