22 Ocak 2026 Perşembe

On Parmağında On Marifet Bir Profil

Fî tarihinde gündelik kullanmak için şarjlı bir süpürge almak istedim. Satıcı, “Ne yapacaksın şarjlıyı, kablolu al” dedi. Kablolusunu aldım. Kablolu derken kablosunu otomatik içeriye çeken türden değil. Ancak el marifetiyle katlanıyor.

Ne zaman aldığımı hatırlamıyorum. Yıllardır bozulmadan kullandık. Elimiz ayağımız oldu. Yaktığı elektrik sarfiyatını saymazsak sadece torbasına masraf yaptık.

Gel zaman git zaman bu emektar süpürgeyi kullanırken süpürgeden bir ses ve duman çıktı. Sigorta da attı. Motoru yanmış olmalı. Bunun için çok uğraştın hanım dedim.

Birkaç gün sonra kablosuna baktım. Kablonun dışı soyulmuş. Buradan şase yapıyor olmalı dedim. Soyulan kısmı elektrik bandıyla sarıp tekrar çalıştırdım. Çalışır gibi yaptı. Tekrar duman çıktı ve şartel attı. Kablonun görünmeyen kısmında bir sorun olmalı deyip süpürgeyi açmayı denedim. Birkaç vida çıkardım. Sonrasında vazgeçtim.

Beni bir düşüncedir aldı. İyi kötü işimizi görüyordu. Şimdi yerine yeni bir süpürge gerekti. Yeni nesil süpürgeler ise elli bin civarında idi.

Tanıdığım bir servis elemanına şu marka süpürgenin motoru nerelerde dedim. 1000-1250 civarında dedi. Yaptırmaya değer mi dedim. Bence değer dedi.

Hanım da üzülmüş bir görüntü verdi ama gelsin onu benim külahıma anlatsın. Çünkü fakirin bu emektar Fakir süpürgesi bozulacak ki yerine herkesin aldığı yeni nesil süpürge alınsın. Kablodan da kurtulacaktı. Her odayı süpürmek için priz priz dolaşmayacaktı. Yine de sordum. Sevindin değil mi bozulduğuna dedim. Sen öyle san dedi. Ser verip sır vermedi.

Okulda bir elektrik öğretmenine sordum. Motoru yanmış olmalı. İnternetten marka ve modelini girip fiyatlara bir bak. Sen getir bir bakalım. Yalnız benim şu güne kadar dersim yok. Adnan Hocam perşembe bir baksın dedi.

Adnan Hocamın kim olduğunu isimden çıkaramadım. Ne de olsa okulda yeni sayılırım.

Adnan Hocamın kim olduğunu öğrendiğim zaman mahcup oldum. Çünkü öğretmenler odasında kendi halinde sessiz sakin, beyefendi biri idi. Pek konuşmaz, konuşursa da kıvamında konuşan, oturduğu ve kalktığı yeri bilen biriydi. Konuşacağımız zaman ismiyle hitap gerekmezdi bizde. Hocam demek yeterliydi.

Perşembe günü süpürgeyi götürdüm. Derse geçtim. 1.dersin teneffüsünde hocam beni buldu. "Hocam, süpürgeyi getirdin mi" diye sordu. Getirdim arabada dedim. "Ben alt kattayım" dedi. Arabadan alıp hocama teslim ettim.

Ders bittikten sonra süpürgeye bakabildi mi, bakabildiyse neyi varmış diye uğradım. Masanın üzerine koyduğu süpürgenin vidalarını sıkıyordu. Hocam, neyi varmış, motoru yanmış mı dedim. "Motorunda sorun yok. Süpürge sağlam. Kablonun iç tarafında kısa devre yapmış. Kablonun dışı yanmış. Güzelce temizleyip bantladım. Kablosu da oynuyormuş. Onu da sabitledim. Süpürge çalışır vaziyette. Çalışması da şu şekil" deyip prize takıp makineyi çalıştırdı. Son bir iki vidasını da sıkıp teslim etti. Hocam, emeğine sağlık. Zahmet verdim. Beni büyük bir külfetten kurtardın. Değilse yeni süpürge için bir elli bin çıkacaktı benden dedim. Teşekkür edip ayrıldım.

Eve getirip süpürgeyi hanıma teslim ettim. Ne oldu diye sordu hanım. "Sana üzüleceğin bir haber vereyim. Süpürgenin motoru yanmamış. Kısa devre yapmış. Hocam yapıverdi. Süpürge çalışıyor dedim. Hanım da sevindi. Sağ olsun dedi ama hanımın sevinci olsa olsa buruk bir sevinç olur kanaatindeyim. Niyet okuma demeyin. Bu konuda ısrarlıyım.

Şu var ki hanım süpürgenin çalışmasından memnun. Ucu sıkıştığı için süpürgenin diğer kısımlarını takamıyorduk. Hocamız nasıl çıkardıysa şimdi kolayca diğer başlıkları da kullanıyoruz.

Görünen o ki benim süpürgeye bir usta eli değmesi gerekiyormuş. Bu demektir ki fakirin emektar Fakir süpürgesi, gittiği kadar işimizi görmeye devam edecek. Yenş nesil süpürge şimdilik başka bahara kaldı.

Burada bu elektrik hocama bir parantez daha açayım. Perşembe getiririm dediğimi unutmamış. Ben onu bulmadan o beni buldu. Ne diyeyim helal olsun. Demek ki verdiği sözü unutmayan ve takip eden biri aynı zamanda.

Sair gün not fişlerini çıkaracağım. Gel gör ki o kadar uğraşıp didindim. Ne mebbis şifresiyle ne de e devlet şifresiyle e mesem'e girebildim. Mebbis meb ajandasına gelen kodu girmemi istiyor. Girdiğim numaralar için "doğruluğu teyit edilemedi" uyarısı verdi. E devlet ise ikinci bir doğrulama istiyor ama şifre gelmiyordu.

Burada da imdadıma Adnan Hocam yetişti. Önce meb ajandayı yeniden yükletti. Sonra e devlet'ten mesaj gelecek şekilde yapılması gereken işlemi yaptı. Ardından gelen kodu girmek suretiyle nice sonra e mesem'e girebildim. Gördüğüm kadarıyla Adnan Hocam sadece elektrik ustası ve öğretmeni değil, aynı zamanda teknoloji konusunda da mahir. On parmağında on marifet diyelim buna. Eli de çalışıyor, üstelik eli pratik. Aynı zamanda beyin ve zekası da. En azından benim gibi değil. Sen nasılsın derseniz, safi çene desem mesele anlaşılır sanırım. Belli ki Hocamız kendimi insanlara faydalı olmaya adamış. Allah nazarlardan saklasın. Sağlık ve afiyet dilerim.

Burada şunu da söylemek isterim. E mesem’e girmek için o kadar uğraşınca, Trump iki saatte Venezuela Devlet Başkanını alıp ABD’ye getirtti. Benim halime bak. Bir e mesem’e giremiyorum. Bakanlık işi o kadar sıkı tutmuş olmalı ki e mesem’e girmek Venezuela Devlet Başkanını derdest etmekten daha zormuş dedim kendi kendime. Bu düşüncemin de kayda geçmesini istedim burada.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder