Zengin çocuğu bir Çingene kızını sever. Kız da onu.
Her ikisi de ciddi ciddi evliliği düşünür.
Bu durumu Çingene kızı babasına açar. Babası da gelsin bir tanışalım der.
Damat adayı kızın evine gelir. Müstakbel kayınpederi, "Kızım da seni seviyor. Yalnız seni önce bir test etmem gerekiyor. Bakalım sınavı geçebilecek misin? Biliyorsun biz Çingeneyiz. Dilencilik bizim mesleğimiz. Damadımız olacak kimsenin de bu mesleği icra etmesini isteriz. Şimdi sen hiç oyalanmadan yarın çarşı, pazar dolaşıp dilenerek topladığını bana getireceksin. Haydi göreyim seni" der damadına.
Damat adayı tamam deyip evden çıkar. Ertesi günü sabahtan akşama evde yatar. Akşam olunca söz verdiği gibi kızın evine gelir. Müstakbel kayınpederine cebinden çıkardığı yüklü miktarda parayı uzatır. Parayı eline alan kızın babası, "Olmadı damat. Yarın tekrar topla gel" der.
Oğlan ertesi günü de dilencilik yapmadan kızın evinin yolunu tutar. Kayınpederine yine para uzatır. Kayınpederi de önceki yaptığı gibi olmadı diyerek parayı savurur ve der ki "Damat, anlaşılan sen benim ciddiyetimi anlamadın. Bana baba parası getirme. Bizzat dilenip getireceksin" der.
Oğlan bakar ki pabuç pahalı. Kızı da kaçırmak istemiyor. Mecburen hiç yapmadığını yapmaya karar veriyor.
Ertesi günü şu cami, bu cami, şu esnaf, bu esnaf diyerek bizzat dilencilik yapar. Akşama kadar avucunun içini dolduracak kadar bozuk para kazanır. Ayaklarına kara sular da inmiştir. Utanması da cabası.
Hiç vakit kaybetmeden müstakbel kayınpederinin evini boylar. Dilenerek topladığı bozuk paraları uzatır. Kızın babası öncekiler gibi elini kaldırarak paraları atmak ister. Fakat o da ne! Daha parayı atamadan damat kayınpederinin bileğinden tutar. "Ne yapıyorsun sen? Buncacık parayı toplamak için akşama kadar anam ağladı. Yere attırmam. Bunlar benim alın terim" diyerek tepki gösterir.
Kayınpederi, "Ne oldu damat? Önceki verdiğin paraları atarken hiç bileğimi tutmadın. Üstelik attığım para çokça idi. Şimdi daha az para olmasına rağmen atmama tepki gösterdin. Sebebi hikmeti nedir" diye sorar.
Damat, "Az olsa da bu son verdiğim benim alın terim. Bunu kazanıncaya kadar ne çektiğimi en iyi ben bilirim" deyince, kayınpederi, "Şimdi oldu damat. Sınavı geçtin. Kızımı sana verdim gitti" der.
Çoğunuzun bildiği bir hikayeyi kendi dilimden anlattım. Böyle bir şey yaşanmış mıdır, yaşandı ise iki farklı dünyanın evliliği devam etmiş midir bilmiyorum. Yaşanmış ya da yaşanmamış bir hikaye olsa da hikayeden bizim payımıza düşen, verilmek istenen mesajı almaktır. Siz hikayeden ne mesaj çıkarırsınız bilmem ama dilencilik tasvip edilecek bir şey olmasa da insanın alın terleterek, elinin emeği olan kazancının kıymetini bilmesi. Onu har vurup harman savurmaması. Başkasından gelen yani alın terletmeden ve emek sarf edilmeden gelen kazancın ise kıymetinin bilinmemesi, kolay ve hesapsız harcanması.
Bu hikaye,
Daha işi gücü olmayan ve kafeleri mesken edinen gençlere gelsin. Unutmasınlar ki kafeler baba parası yiyen, işsiz avare gençler için tam bir para tuzağı.
Baba parasıyla sigara içenlere gelsin. Hiç sigara içmesin ama içecekse de baba parasıyla değil de kendi parasıyla sigara içsin.
Aynı şekilde kendi kazancı olmadan içki ve uyuşturucu kullanan gençlere gelsin.
Baba parasıyla bahis ve kumarın her türlüsünü oynayan gençlere gelsin. Hiç oynamasınlar ama oynayacaklarsa da kendi kazandıkları parayla oynasınlar. Ayrıca kredi çekme, ek hesap kullanma yoluna giderek ödeyemeyecekleri devasa borcun altına girmesinler. İcralık olmasınlar. Sonra da ailelerine fatura etmesinler. Borç yaparken asla ailelerini bu işe karıştırmasınlar. Çoluk çocuğunun rızkını haybeye harcamasınlar. Ne kendi huzurları kaçsın ne de ailelerinin huzurunu kaçırsınlar. Hayırlı evlat olsunlar. Kazara yanlış yola girmişlerse Çingenenin damadı gibi kısa yoldan yola gelsinler. Onun gibi dilenmesinler ama büyük sözü dinlesinler. Hem kendi ocaklarını hem de ailelerinin ocaklarını söndürmesinler. Unutulmasın ki içki, kumar, uyuşturucu insana insanlığını unutturur. Adeta canavarlaştırır. İtibarını yok eder. Giden itibar da kolay kolay geri kazanılmaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder