1 Mayıs 2024 Çarşamba

Seyir Zevki Yüksek Bir Maç

Nisanın son akşamı evde misafir vardı. Yemek ve çayın ardından misafiri uğurladık. Odaya geçtim. Şöyle bir uzanayım derken oğlan televizyonu açmış. Maç izliyor. Maçın bir on dakikası geçmiş. Kimin maçı diye ekrana göz attım. Bayern Münih ile Real Madrid kulüplerinin maçı imiş.

Ne maçı bu evlat dedim. Yarı final maçı baba dedi. 

O değilden bakmaya başladım. 

Normal şartlarda maç izlemem. Genelde Türkiye Süper Ligini skor olarak takip ederim. Kimler şampiyonluğa oynuyor, kimler de küme düşecek diye zaman zaman puan sıralamasına bakarım.

Neyse bakayım biraz bu maça. Az sonra elime telefonu alır bir şeyler karalarım dedim. Ama hesabım tutmadı. İlgim olmayan bu yarı finale kaptırdım kendimi. Elime de telefonu almadım. Bir ara bizim GS'yi yenen takım değil mi bu Bayern evlat dedim. Evet baba, iki maçta da yendi bizi dedi.

İlk yarıyı bitireyim bari. Sonra işime bakayım dedim. Bırakmak ne mümkün. Maçı sonuna kadar bir solukta izledim. 

Bir maç bu kadar güzel olur muydu?

Bir maç, bir düello bu kadar mı güzel oynanırdı? 

Bir maç bu kadar mı seyir zevki verir? 

Futbolcular hiç mi yorulmaz?

Bir hakem bu kadar mı iyi maç yönetir ve çaldığı düdükten emin olur? 

Bir hakem bu pozisyona faul çalarsam, penaltı verirsem takımlar ne der endişesi yaşamaz? 

İki takımın futbolcuları da bir doksan dakika bir amaca mebni koştu durdu. 

Top doğru dürüst taca çıkmadı. 

İki tane penaltı verdi hakem. Aleyhine penaltı verilen takımın futbolcularından bir itiraz gelmedi. Şansımızı bir umut VAR'da deneyelim demedi. Ne hakem Var'a ihtiyaç duydu ne de takımlar VAR'ın arkasına sığındı. 

Kart yiyen futbolcular, sen ne yapıyorsun hakem dercesine el kol işareti yapmadı. 

Faul ile yere düşen yerde yatmaya devam etmedi. Düşer düşmez kalkması ve koşması bir oldu. 

Kimse burada faul var, burada penaltı var veya yok demedi. 

Maça üç dakika uzatma verdi hakem. Bunu da futbolcu değişimden dolayı verse gerek. 

Çünkü maç bir doksan dakika durmadı. 

Top bir oraya bir buraya gitti geldi. 

Depara kalkan futbolcunun peşinden adeta tüm takım aynı hedefe yöneldi. Aynı şekilde kalesine giden topun gol olmasını önlemek amacıyla diğer takım da kendi sahasında bitti. 

Bir doksan dakika çalım, isabetli pas, taktik, gol pozisyonuna girme izledim. 

Hiç hakemle oynayan futbolcu görmedim. 

Bir makinenin dişlileri gibiydi hepsi. 

Tüm futbolcular oyunu güzelleştirme adına görevini layıkıyla yaptı. Hiçbir futbolcu boşa kürek çekmedi. Koşarken niçin koştuğunu ve ne yapacağını bilerek koştu. 

Seyir zevki yüksek bir maçtı. 

İnançlarını bilmem ama tüm futbolcular ibadet aşkı içerisinde top oynadı. Aldıkları paranın hakkını fazlasıyla verdi. Futbol işte bu dedirtti izleyenlere. 

Bir doksan dakika nasıl bitti bilemedim. Yenişemediler ve ikinci maçta kozlarını paylaşacak iki takım. 

Hangi takım yarı finalde bu lige veda ederse etsin, her ikisi de büyük takım olduğunu bir kez daha gösterdi. 

Bir doksan dakika daha oynasalardı, bu maç da sıktı. Bitsin artık demezdim. 

Böylesi enfes, nefes nefese, sonucu kestirilemeyen bir maçı bugüne kadar ne izledim ne de duydum. 

Bizde de Süper Lig, birinci lig vs var. Ama gördüm ki bizimkilerin oynadığı lig falan değil. Futbol hiç değil. Aynı ligin insanı değiliz bir defa. Bunlarla boy ölçüşmemiz mümkün değil. Adamlar top oynuyor top. 

Bizde ise hakemle oynamaktan, hakemi eleştirmekten, tüm suçu hakeme yıkmaktan öte bir futbol yok. Onların seviyesine ulaşmak için kaç fırın ekmeği yesek, bu kafayla bizde ne futbol olur ne bunların seviyesine ulaşabiliriz. Hasılı biz ayrı dünyaların ligiyiz. Bizdeki futbol, futbolun özünde olmayan bize özgü bir futbol.

Kısaca onlar futbolun hakkını veriyor. Top oynuyor top. Biz ise hakemle oynuyoruz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder