03.01.2022 tarihinde sosyal medyada şöyle bir paylaşım yapmışım:
"Değerli dostlar!
Bu alemi kendi halinde aktif kullanan biriyim. Olaylara eleştirel yaklaşırım. Eleştiri yaparken göz çıkarmamaya çalışırım. Bir konudaki hoşnutsuzluğu kendi üslubumca işlemeye çalışırım. Yazdıklarımı düşüne taşına, silip silip yazan biri değilim. Bir araştırma mahsulü değil. Acizane o anda çalakalem yazdığım duygu ve düşüncelerimden ibarettir. Sadece beni bağlar. Herkes yazıp çizdiğimi tasvip edecek diye bir şey yok. Yazdıklarım kesin doğru diye bir iddiam hiç olmadı.
Yazılarım dokundurmalı, adrese teslim yazılardır. Fincancı katırlarını ürkütmeyeyim diye bir niyetim yok. Kırmadan, dökmeden dokunduruyorum. İsabet eder veya etmez. Birilerini düzelteyim diye bir iddiam yok. Ben kendimi düzeltemedim ki başkasını düzelteyim.
Bir bloğum var. Adı da "dilinkemigiyok.blogspot.com.tr.". Her konuda haddim olmayarak yazarım. Bugüne kadar 3400 yazı yazmışım. Hepsi de beni bağlar.
Bu yazıyı ele almamın sebebi, her yazımdan birilerinin kendine pay çıkarıp olduğundan fazla alınganlık göstermesi, hemen savunmaya geçmesi.
Sizden, özellikle her şeyden nem kapan arkadaşlardan istediğim, hangi alanda yazayım hangi alanda yazmayayım? Bana bu konuda yardımcı olursanız sevinirim. Sizden bunu özellikle istiyorum."
Bu paylaşımın altına takipçilerimden bazılarının yazdığı yorumları buraya alıyorum:
"Güceniklik bize, gönül almak sana." Meyve veren ağaç taşlanır, sayın hocam. Zülfiyare dokunmaya devam. (H. A.)
Aldırma, sen yaz kardeşim. İlgiyle takip ediyorum. Hiçbir değişikliğe gitme. Böyle iyi. (N. A.)
Hiçbir konuda yazıp her konuda yazmasan herkes çok memnun olur ama biz her konuda yazıp hiçbir konuyu es geçmemeni istiyoruz. (S. M. İ.)
"Sen hal-i dilin söylemesen nola Fuzuli
El Fehim kılar çak-i giribanını görgeç"
Abi sen konuyu yaz. 'Siz anladınız onu' de yeter. Biz anlarız. Selamlar. (M. Ş.)
"Dünyanın bir körler ülkesine dönüştüğü sevginin, dostluğun, insanlığın bir emtia olarak pazarlandığı, kanıksanmış "mış" gibi bir zaman tünelinde, arada bir havalandırma kanallarını açıyorsunuz ya ... Teşekkürler hocam." (M. Ö.)
"Hocam yarası olan gocunur. Boşver gitsin. Her şeyden alınan gocunan tipler o kadar çok çoğaldı ki. Çünkü onlar yaptıklarını kamufle etmek için her kılığa girenler. Her buluttan nem kaptanlar. Aynen devam. (M. D.)
"Eskiden İHL'de okutulan arapça kitabında bir hikaye vardı, siz bilirsiniz hocam. Bir adamla oğlunun eşekle pazara gitmesini anlatır. En sonunda adam oğluna, insanların istekleri ulaşılmaz bir gayedir der... Boş ver hocam, hesabı insanlara değil i, Allah'a vereceğini unutmadıktan sonra istediğini yaz. Biz zevkle okuyoruz." (V. K.)
"Sayın hocam, gerektiğinde suya sabuna da dokunur insan. Eleştiri böyle bir şeydir. Alınganlık gösterenler yorum yapma yanında kendi görüş ve düşüncelerini de açıkça medyada/sosyal medyada yazarak paylaşsınlar, paylaşsınlar ki görelim bakalım ne kadar tutarlı düşünebiliyorlar ve birikimleri ne kadar? Bazıları çiçek, böcek, ayet meali paylaşır ama okumuşlarımızın da yazıp paylaşacak birikimi neredeyse yok denecek kadar az ve yaptığı sadece kesin inançlılığına dokunan yerde parmak sallamak. Görüşü sadece onay ya da yadsıma!" (M. Ç.)
"Sevgili hocam, bitaraf olan bertaraf olur. Elbette herkesin tarafı olur. Din tahsili yapmış bizler elbette inancımız doğrultusunda giden, bizimle saf tutan insanların yanındayız. Tarafsız kalmak için herkese gülücük dağıtacak halimiz yok. Bize yakışan, eleştirirken yapıcı olmak, eksik kalanları belirtmek, yeni öneriler sunmaktır. Ayasofya'nın açılmasını, taksim camiinin yapılmasını çok bekledik. Beş yaşında çocuklarımıza Kur'an öğretilmesini, her okulda Kur'an ve siyer derslerinin verilmesini, tukaka edilen imam hatip mezunlarının bürokraside görevler almasını, özetle bu günleri çok bekledik. Bu imkanları ve özgürlükleri sağlayan siyasetçilere bir teşekkür etmek bir vefa borcu değil mi, bu insanlara destek olmak yanlış mı, tarafgirlik mı? Gaza gelmeden yazmaya devam diyorum. Sen benim kadim dostum, duygudaşımsın, o yüzden yazdım." (R. Ö.)
"Hakikat, kalabalıklarda barınamaz. Kalabalıkların hakikati kaldırabilecek gücü de yoktur. O yalnızdır. Ona talip olmak risktir. Bu riski göğüslenecek önce şahsiyet, sonra da yürek gerek. Paylaşımlarınızla can sıkıyorsanız, hakikat yolundasınız. Ne demişti Şeriati: "Sizi rahatsız etmeye geldim." (Z. Ö.)
Tüm yorumlara teşekkür ediyorum. Zira yorumların her biri güzel, değerli ve benim için ufuk açıcı. Sona aldığım yorumun, nazarımda değeri bir başka. Çünkü yalnızlara oynadığım zamanlarda acaba yanlış yolda mıyım dediğim anlar olmuştur. Bu yorum imdadıma yetişti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder